Tam da bu konu üzerine maalesef insanın içini burkan, yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesini siz değerli okurlarımızla paylaşmak isterim. Bu hafta, 1989 yılında sapkın bir sevgili tarafından katledilen, Türk müzik tarihine ‘Acıların Kadını’ olarak geçen arabesk ses sanatçısı Bergen’in hayatından bahsetmeye çalışacağım. Çoğumuz Bergen’i görmeyen gözünü saçıyla kapatmaya çalıştığı kadarıyla biliriz. Ama gerçek nedir, nasıl bu hale gelmiştir? Bergen’in hayatı neden bu kadar zor geçmiştir? Aslında gerçek neydi?
***
İŞTE ‘ACILARIN KADINI’ BERGEN’İN ÇİLE DOLU HAYATI…
O, arabesk ve fantezi dünyasının yaralı tarafı. Türk müziğinde adeta kült olmuş bir kraliçe. Pavyon kültürünün kilometre taşı, arabeskin kendisi, acıların kadını ya da sadece bu ülkede doğmuş sıradan bir kadın.
15 Temmuz 1959 yılında Mersin’de Belgin Sarılmışer olarak dünyaya geldi. Annesi ebe, babası boyacıydı. Ama bizler onu gerçek adıyla değil, Norveç’in korunaklı ve güzel şehrinden esinlendiği Bergen ismiyle tanıyoruz. Germenik dillerde kökeni Berg yani dağ olan bu isim, ne tesadüftür ki yaşadığı acılar karşısında dağ gibi durabilecek bir kadına sahne ismi olmuş ve ne acıdır ki bu kelimeden türeyen böre, yani gömme eylemi de belki de bu hikâyenin tatsız sonunun habercisi.
‘ACILARIN KADINI’ UNVANINI KÜÇÜK YAŞLARDA ALDI
Fakir bir ailenin çocuğuydu, şanssızdı. Babasını çok küçük yaşlarda kaybetti ve çocukluğunu yaşamaksızın büyümek zorunda kaldı. İlkokulda mandolin çalıp, şarkı söylemeye başladı. Öğretmenlerinin teşvikiyle Ankara Devlet Konservatuarına gitti, piyano ve viyonolsel eğitimi aldı. Ancak okula sadece 2 yıl devam edebildi. Maddi yetersizlikler diploma almasına engel oldu ve bırakmak zorunda kaldı. Çalışıp para kazanması gerekiyordu. PTT’de bir iş buldu, ama bir engel vardı. Memur olması için yaşı tutmuyordu, mahkeme kararıyla doğum yılını 1959’dan, 58’e çekti. Burada çalışırken bir adama âşık oldu, evlendiler. Daha yaşı 16-17… Ama bu evliliğin sonu kısa süre sonra hüsranla bitti ve kendisine ‘Acıların Kadını’ unvanını veren, hayatın ilk acısıyla tanışmış oldu. Mutsuz aile yaşamından, fakirlikle geçen yıllardan sonra bir dala tutulmuş, ancak o da kırılmıştı.
SONU OLACAĞINI BİLEMEDİ!
Bu acılardan çok etkilense de, hayatına devam etmek zorundaydı. 1977 yılında arkadaşlarıyla gittiği bir pavyonda, ısrar üzerine sahneye çıktı ve şarkı söyledi. Bakınız bir tesadüf daha; Bergen’in ilk söylediği şarkı nedir biliyor musunuz? ‘Batsın bu dünya!’ Mekânın sahibi ilk görüşte Bergen’deki ışığı fark etti ve sahne teklifinde bulundu. Bergen’in sahne hayatı böylece başlamış oldu. Sadece sesiyle değil, güzelliğiyle de etkiliyordu onu dinleyenleri. Adana’dan sahne teklifi aldı. Hayalinde tek bir şey vardı, bir araba almak. Arabası oldu olmasına, ancak bir hayalin peşinde önüne gelen her kâğıdı önemsemeden imzalaması başına dert açtı. Hem arabası gitti, hem de haciz geldi ve yine ona uzanan ilk yardım elini tuttu. Sonu olacağını bilmeden!
***
BAŞINDAN AŞAĞI BİR KOVA KEZZAP DÖKÜLDÜ
Bu adama karşı yaşadığı minnet duygusu yavaşça yerini ölümcül derecede, güçlü bir aşka bıraktı ve nişanlandılar. Ama adamın evli, 3 çocuklu olduğu ortaya çıktı. Üstelik şiddet ve dayakta başlamıştı. Kaçıp Ankara’ya geri döndü…
1979’da bir gazinoda Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses ve Müjde Ar’lı bir kadroda uvertür (orkestranın perde açılmadan önce çaldığı parça) olarak sahne almaya başladı. O dönem annesiyle oturduğu evde yangın çıkıp her şeyini kaybettiğinde, yine ona yardım etmeye gelen kişi, ayrıldığı nişanlısıydı. Minnet ve aşk döngüsü yeniden başladı. 1982’de evlendiler, ama şiddet ve dayaklar artınca Bergen bu sefer İzmir’e kaçtı. Adam burada da peşini bırakmadı ve 31 Ekim 1982’de, o zamanın parasıyla cebine sıkıştırdığı 500 bin Lirayla tuttuğu kiralık katil, sahne çıkışı Bergen’in hayatını değiştirecek o hamleyi yaptı. Başından aşağıya bir kova kezzap döktü! İki gözü de kör olmuş, vücudunun neredeyse tamamı yanmıştı. 45 gün boyunca acılar içinde hastanede kaldı. Şanslıydı; çünkü dönemin tanınmış bir estetisyeni, Bergen’in yanmış yüzünü eski güzel haline getirmek için ücretsiz bir dizi ameliyat yaptı. Zamanla tek gözünde görme geri gelse de, bir gözünü tamamen kaybetmişti. (Devam Edecek…)
KAYNAK: https://ViBio.com.tr/