ABD’ye İNANILIRMI ?   2

Son yarım asır önce Türkiye’de sol, Vietnam’a benzer bir cephe açarak, Vietnam halkının sırtındaki yükü hafifletmek istiyordu. Amerikan emperyalizmine karşı savaşacaklardı ya İsrail’de onun “Ortadoğu’daki bekçisiydi.’’ O zaman İsrail Siyonizmine karşı savaşmaları gerekiyordu.

İşe bakar mısınız, İngiltere ve Fransa’nın garantörlüğünde, Syces-Picot anlaşması ile bir devlet kuruluyor, o devlet de nedense ABD, İngiliz ya da Fransız silahları ile değil, Sovyet silahları ile donatılıyor. O zaman bizim solcular da Marksist olduğunu düşündükleri Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nde savaşmak için Suriye’ye gidiyorlar.

Geçmişte Bekaa kamplarında “Deniz Gezmiş”ler de bulunmuş, bu kamplarda marka bir lider (!?) haline getirilmişti.

Bu solcu arkadaşlar, hâlâ nasıl bir oyuna alet edildiklerinin farkında değiller. Akıllarına göre onlar emperyalizme karşı savaştılar. Batının desteğini isteyerek kendilerinin batıdaki özgürlükçü ve demokratik örgütler üzerinden elde edilen bir kazanım olduğunu düşünüyorlar.

Oysa İsrail, Kudüs ve Filistin mücadelesinin ön safına, Laik/Seküler/Marksistleri yerleştirerek Müslümanların bu cephede varolmalarına imkân vermeyerek kendilerini garantiye almışlardı.

Bu bizim solcular bir garip, sağcılar da öyle aslında. Tepe tepe kullanılırlar, ama hep kendileri, başkalarını kullandıklarını sanırlar.

Şimdi PKK ve FETÖ’cülerin hayalleri şu: Türk ordusu Afrin’de bir yenilgi aldığı takdirde bu Erdoğan-Ergenekon ittifakından/diktatörlüğünden kurtulmak. Kendi aralarında içine düştükleri çelişkili durumu açıklamak için şu argümana sığınıyorlar: Alman Genelkurmayı, Lenin’i kullanmak istedi ama Lenin Alman Genelkurmayını kullandı. Siz kendinizden eminseniz, en güvenilmez, en çürük müttefiklerle bile konjonktürel olarak uzlaşabilir, mesafe katedebilirsiniz.

HDP’nin içi cadı kazanı gibi. HDP kendi içinde bir koalisyon. Türk sosyalistleri, Türk liberalleri, Neo İslâmcılar ve Kürt ulusalcıları arasında teorik ve pratik anlamda bir uzlaşı yok. Tek uzlaştıkları konu AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı. Bir de ABD bölgeyi yeniden dizayn ederken, güçlüden yana durarak, bu yeniden yapılanma sürecinde uluslaşmak. Yoksa bunların kendi adlarına özgün bir politikaları yok. Hiçbir politika üretemez durumdalar. Uyuşturucu, yolsuzluk, gayri ahlaki ilişkiler, yabancı istihbarat örgütleri ile yapılan işbirlikleri sonucu kimin eli kimin cebinde olduğu belli değil.

HDP ve PKK’lılar, ABD ve Batı ile ilişkilerini meşrulaştırmak, Marksist gelenekten gelen militanlarını Amerikan ordusuna paralı asker haline getirmek, bölgenin yerleşik bütün unsurlarına karşı düşman haline getirme senaryolarını açıklama adına, “herkes ABD ve batı ile ilişki kurunca iyi, biz kurunca mı kötü” diyorlar. Başka bir argümanları da yok.

Bakalım CHP’de hangi kanat yönetimi ele geçirecek. Kimine göre Kılıçdaroğlu ile yola devam etmek gerek, kimine göre onun miadı doldu. Bu gelişmeleri “CHP içinde demokratik özlemlerin dışa vurması” şeklinde yorumlayanlar da var. CHP ile HDP’nin seçim ittifakı yapıp yapmayacağını, bunun sandığa nasıl yansıyacağını daha sonra göreceğiz. Kimine göre böyle bir ittifak (+) değil (-) verecektir ve AK Partiye yarayacaktır.

HDP/PKK/DEAŞ, FETÖ çevrelerinden birileri Afrin’in Kürtlerin kendilerini ispatlaması ve Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin kırılması için bir fırsat olduğu düşüncesinde. Eğer TSK, Afrin’de geri adım atmaya zorlanırsa Türkiye’de AK Parti ve Erdoğan iktidarının sonunun gelebileceği, bu durumda halkın 15 Temmuz’da olduğu gibi direnmesi halinde Türkiye’nin Suriye’ye dönmesinin söz konusu olabileceğini düşünenler de var. Tabi böyle bir durumda da uluslararası sistemin Türkiye dedahil bölgeye müdahale etme plânları söz konusu. Birileri için 15 Temmuz’un rövanşı böyle olacak!

Onların plânı varsa, bu Milletin de bir aklı ve sağduyusu var! Bütün bu olup-bitenleri, gören, duyan, bilen, gücünü geçmişinden ve tarihinden alan Türk Milleti, Allah’ın izniyle tüm bu oyunları boşa çıkaracak ferasettedir. Bu Millet ne demokrasiden, ne de Cumhuriyetimizden asla vazgeçmez… Atasının gösterdiği özgürlük yolunda, muasır medeniyet seviyesine doğru emin adımlarla yürür. Bizi dışarıdan çökertemeyenler, 15 Temmuz ihaneti ile içeriden de çökertemeyeceklerini umarım anlamışlardır. Çünkü Türk Milletinin kendine has bir feraseti vardır. Hasletleri ve özellikleri vardır. Bu Milletin karakteri özgürlük ve bağımsızlıktır.

Biz bunu tarihte 16+2 bağımsız devlet kurarak ispat etmişiz. 1776’da bağımsızlığını kazanan, ömründe Kuzey-Güney savaşı ile, 1 ve 2. Dünya savaşından başka savaş görmemiş ABD’mi

zafere ulaşacak? O zamana adama sorarlar; -Vietnam da niye başarılı olamadı. Kore’de niye başarılı olamadı diye… Demek ki sırf teknolojik üstünlükle olmuyor savaş kazanmak…

Onun için, şanlı ordumuz, ABD’ye rağmen evvel Allah, AFRİN’de muzaffer olacaktır.

Dualarımız, ülkemiz ve ordumuz için, güvenlik unsurlarımız için…

SON SÖZ: ‘’ ZAFER, ZAFER BENİMDİR DİYEBİLENİNDİR.’’