5ocakgazetesi.com
İran ile ABD arasındaki çatışma, 30. gününe girerken Körfez bölgesinde ve ötesinde giderek daha tehlikeli bir hal alıyor. İran Parlamentosu Başkanı Muhammad Bağher Ghalibaf, yaptığı açıklamada, Washington’un müzakere sinyalleri verirken aslında kara saldırısı planladığını öne sürdü. Ghalibaf, “Düşman kamuoyuna müzakere sinyali verirken, gizlice kara saldırısı planlıyor” ifadelerini kullandı.
Kara Harekatı Mümkün mü?
Washington, İran ile müzakerelerin sürdüğü iddialarına rağmen bölgeye binlerce asker konuşlandırdı. Bu güçler arasında, son olarak Asya’dan gelen 3.500 asker de yer alıyor. ABD güçlerinin özellikle İran’ın Basra Körfezi’ndeki stratejik Harg Adası’nı ele geçirme olasılığı tartışılıyor. Adanın kontrolü, İran’ın petrol ihracatından elde ettiği finansmanı kısıtlamayı ve küresel enerji piyasalarını etkileyecek bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine operasyon düzenleyerek yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirebileceği yönünde spekülasyonlar bulunuyor. Ancak uzmanlar, ABD kara birliklerinin olası müdahalesinin büyük risk taşıdığını, İran’ın hazırlıklı savunma pozisyonları nedeniyle ağır kayıplar yaşanabileceğini belirtiyor.
İran, bölgedeki ABD üslerini hedef alabilecek füzeler ve insansız hava araçları ile karşılık vereceğini açıkladı. Ghalibaf, Tahran’ın saldırı hazırlıklarını sürdürdüğünü ve ABD birliklerinin karaya çıkmasını bekleyerek üstün ateş gücüne rağmen ağır kayıplar verebileceğini vurguladı.
Piyasalar Bu Savaşa Daha Ne Kadar Dayanabilir?
Ekonomik riskler de büyük boyutta. İran’ın Körfez’deki petrol tesislerini hedef alması veya Hürmüz Boğazı’nı kapatması, bölgesel ve küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açıyor. Örneğin Mart ayı ortasında İran’dan gelen iki balistik füze, Katar’daki Ras Laffan doğalgaz tesisine isabet etti ve uluslararası enerji piyasalarında şok yarattı. Piyasalar şu an kendini en kötü senaryoya göre hazırlıyor. Bu senaryo kuşkusuz savaşın uzaması ve ABD'nin kara harekatı.
Diplomatik Çabalar Sürüyor
Diplomatik çabalar da devam ediyor. Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır’ın katılımıyla İslamabad’da taraflar arasında görüşmelerin kolaylaştırılması için bir girişim başlatıldı. Ancak hem ABD hem de İran’ın talepleri birbirinden uzak ve savaşın gidişatına dair belirsizlik sürüyor. ABD’nin sunduğu 15 maddelik plan, İran’dan koşulsuz teslimiyet talep ederken, Tahran’ın 5 maddelik karşı planı da gerçekçi bulunmuyor.
Savaşın ekonomik ve askeri etkileri hâlâ ağır. ABD ve İsrail’in hava ve deniz saldırıları İran’ın hava kuvvetleri ve donanmasını büyük ölçüde zayıflattı; ancak rejim hâlen dayanıklılığını koruyor. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve Yemen’deki Husiler aracılığıyla gerçekleştirdiği füze saldırıları, bölgesel stratejik dengeyi değiştirdi.
ABD’de ise Başkan Donald Trump savaşın getirdiği maliyetlerle karşı karşıya. Onay oranları düşerken, ekonomik göstergeler olumsuz etkileniyor. Trump, askeri operasyonları büyük savaş yerine kontrollü girişimler olarak sunuyor ve diplomasi için zaman kazanmaya çalışıyor. Ancak kara harekâtı, nükleer tesislere müdahale veya İran’ın enerji altyapısına operasyon riskleri yüksek.
Uzmanlar, tarafların diplomasi aracılığıyla bir “gri alan” yaratmasının, çatışmayı yavaşlatmak ve müzakereler için zemin sağlamak açısından önemli olduğunu belirtiyor. Her iki taraf da mutlak zafer elde edemeyecek olsa da, savaşı kontrol altına alacak bir çıkış yolu oluşturulması hâlâ mümkün görünüyor.
Özetle, savaşın 30. gününde İran ve ABD arasındaki çatışma hem sahada hem de diplomatik alanda kritik bir dönemeçte bulunuyor. Taraflar, ağır kayıplar ve ekonomik kriz riskine rağmen çatışmayı yönetmeye çalışıyor; ancak kalıcı bir çözüm için diplomatik beceri ve esnekliğe ihtiyaç duyuluyor.