30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ ANLAM ve ÖNEMİ…5

Suriye, Irak ve İran bölgesindeki IŞİD, PKK, PYD/YPG gibi terör unsurları ile mücadele 1984’den beri sürmekte olup, mücadelede; Türkiye,ekonomik, siyasi, politik ve askeri gücünü kullanmıştır. Suriye bölgesinde başlatılan Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtı, gelecek günlerde Fırat’ın Doğu’suna yapılacak harekât ülkemizin güvenliği açısından önemlidir.

İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya gibi ülkelerin Doğu Akdeniz’deki enerji merkezli faaliyetleri, bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya uluslararası enerji şirketlerinin girişimleri ülkemiz açısından gelecekte büyük sorunlar teşkil edecektir. Etrafımızdaki terör ile mücadele, Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege Denizi’ndeki hak menfaatlerimizi korumak, ancak ve ancak ,

“Güçlü Ordu” ile gerçekleştirile bilinir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü bir devlet olarak varlığını sürdürebilmesi güçlü bir askeri yapılanmaktan geçmektedir. O nedenle, “Güçlü Ordu” ve “Güçlü Türkiye” birbirinden ayrılamayacak derece önemli ve bağımlı kavramlardır. Devlet güçlü olursa, ordu da bu doğrultuda güçlenir. Ordu güçlü olursa, o zaman uluslararası alandaki devletler arası büyük oyunlarda, Türkiye Cumhuriyeti daha etkin ve güçlü bir konuma sahip olacaktır. Ordusunun gücü kırılan devletler giderek küçülecek ve emperyalist devletlerin birer sömürge yönetimi olarak denetimi altında hareket edecekler, isteklerine boyun eğecek ve parçalanmaya kadar gidebilecektir.

Ülkemizin bulunduğu topraklar üzerinde, tarihi emellerini gerçekleştirmek isteyen emperyalist devletler, özellikle son dönemlerde hem Türk devletine hem de Türk ordusuna karşı çeşitli manevralar ile yıpratma girişimlerine bulunmuşlardır. Ordu güçlü olursa ülke güçlü olur. Eğer orduyu siyasallaştırırsanız güçsüzleştirirsiniz, ülke de güçsüzleşir. Dünyanın merkezi coğrafyasında tarih sahnesine çıkmış olan Türk Ulus’unun varlığını koruyabilmesi ve yoluna devam edebilmesi için, güçlü ordu ve güçlü devlet kaçınılmazdır.

Ulus devlet yapısını ortadan kaldırmak isteyen emperyalist devletler, Türk Ordusunu küçültülerek tasfiye etmeye çalıştığı gözlenmektedir. Türkiye için güçlü devlet olmanın yolu, ordumuzu yıpratmadan ve siyasete alet etmeden kuruluş felsefesine bağlı olarak güçlü konumda tutmaktır. “Güçlü Ordu, Güçlü Devlet”birbirini tamamlayan unsurlardır. “Güçlü Ordu yoksa, Güçlü Türkiye”de yoktur. “Memleketimizi esir etmek isteyen düşmanları behemehal mağlûp edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır” öngörüsü ile ATATÜRK, orduya güvenini belirtmiştir.

Siyasi ideoloji ve düşüncelerin etkisinden kalmadan toplum olarak kendi kendimize şunu sormamız gerekir. Kurtuluş Savaşı kazanılmasaydı şu an nasıl bir ülkede yaşardık? Bu topraklara ‘SEVR’ antlaşmasını silah zoruyla imzalatan ülkeler sahip olmaz mıydı? Sevr antlaşmasıyla Türklere (Osmanlı) bırakılan 105. Bin Kilometre Kare toprakta bizi rahat bırakırlar mıydı? Özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın teminatı olan bu savaşı kazanamamış olsaydık, babalarımız kimin çocuğu olurdu dersiniz? Hiristonun mu? James’in mi, Arthur’un mu? Kimin? Kimin? Bu ve benzeri soruların cevabı şüphesiz ki, çok net ve açıktır. Bu topraklar, vatan toprağı olarak elimizde olmayacaktı. Sakarya, Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi ile bu topraklar yeniden vatan yapılmıştır. Bu gün bu topraklarda hür, özgür ve bağımsız olarak bütün kazanımlarımız ile yaşamamızı 30 Ağustos’a borçlu olduğumuzu bilmek bir vatandaşlık borcudur.

Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının 98 yıl önce kazandığı Büyük Zaferi’in yıl dönümünde “30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI”nı, dünya var oldukça, Türk Milleti, varlığından, birliğinden ve tam bağımsızlığından asla taviz vermeden, ulusça anlamını, önemini, o dönemi yaşayarak ve hissederek büyük onur, gurur, mutluluk, saygı ve sevgi, coşku ile kutlayacaktır bu bayramı… Türkiye Cumhuriyeti’nin emanet edildiği gençlere kurtuluşu ve kuruluşunu sağlayan bayramları unutturmayacağız, unutmayacağız.

İşgal edilmiş topraklardan genç bir Cumhuriyet kuran ve kurtuluşumuzu sağlayan, başta Ebedi Başkomutan, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, bu zaferi bize armağan eden, kurtuluş mücadelemizin bütün kahramanlarını, kanlarıyla canlarıyla bu toprakları vatan yapan ve ülkemizin milletiyle bölünmez bütünlüğü, birlik ve beraberliği, bağımsızlığı, vatan ve Bayrak için, canlarını seve seve feda eden, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi sevgi, saygı, rahmet, şükran ve minnetle anıyoruz.

SON SÖZ: ‘’ ZAFER, ZAFER BENİMDİR DİYEBİLENİNDİR.’’

Kaynakça:

ATATÜRK, Gazi Mustafa Kemal, NUTUK (1919-1927), 2006.