30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ ANLAM ve ÖNEMİ…4

Kahraman ordu, Yunan Ordusu’nun peşinden 9 Eylül günü İzmir'e ulaşmıştır. Kenti işgalden kurtarmış, düşmanı denize dökmüş ve Türk toprakları Yunan işgalinden temizlenmiştir. Bu savaş, Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığında yapıldığı için, Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırılmıştır. Kahraman Mehmetçik, bütün yokluğa rağmen, yüreğindeki cesaret ve inançla kanının son damlasına kadar mücadele etmiş ve 30 Ağustos günü zafer Mehmetçiğin olmuştur.

30 Ağustos Zafer Bayramı, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Afyon-Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in katıldığı bir törenle “Başkumandan Zaferi” adıyla kutlanmış ve yaptığı konuşmada; “Ulusumuz, egemenliğini eline aldığı gün, en karanlık yoksulluğun, en derin uçurumun kıyısında idi. Bütün güçleri yıpranmış, bütün savunma araçları elinden alınmış, kutsal varlıkları saldırıya uğramış, pek acıklı bir durumda idi. Bütün bunları hiçe sayarak varlığını ve bağımsızlığını kurtarmaya karar verdi. Ulusun bütün varlığı ile bütün inanıyla, canını dişine takarak o yolda birlikte yürümesi ve er geç başarıya ulaşması gerekti. Umulan ve istenen başarı, işte burada kazanılan zaferdi. 30 Ağustos Zaferi, Türk Tarihi’nin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, parlak zaferlerle doludur, ama Türk Ulus’unun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbelli ki yeni Türk Devleti’nin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır.”

Çal Köyü'nde gerçekleşen ilk törende, millî ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır. Nutuk'ta ise Büyük Taarruzu; “Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle neticelendirilmiş olan bu harekât Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.” sözleri ile zaferin büyüklüğünü, önemini ve anlamını belirtmiştir.

Falih Rıfkı ATAY ise; 30 Ağustos Zafer Bayramını; “Nemiz varsa; bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı'nın, vicdanımızı Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak; hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi'ne borçluyuz. “diye ifade etmiştir.

Bu muhteşem zafer, 1926'dan itibaren “Zafer Bayramı” olarak kutlanmıştır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu'nda, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi gününün, Cumhuriyet Ordu ve Donanmasının, Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilmiştir.

Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti’ de 30 Ağustos tarihini "Tayyare Bayramı" olarak adlandırmıştır.30 Ağustos Zafer Bayramı, özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamaya başlanmıştır. 30 Ağustos, zaferini kazanan Türk askeri için ayrı bir önemi ve anlamı vardır. Bu bağlamda; askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün, ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihten geçerli olmuştur…!!!

Güçlü Ordu neden önemlidir? Ülkemizin, Anadolu topraklarının,

Asya ve Avrupa arasındaki enerji koridoru üzerinde olması ve Orta Doğu yer altı enerji ve petrol kaynakları, Suriye, Irak ile İran’a olan sınırları, Son derece stratejik bir coğrafi konuma sahip olan, Türkiye’yi vazgeçilmez ülke yapmaktadır. Petrol ve Enerji kaynakları, dünyada tarih boyunca savaşlara neden olmuştur/olmaktadır. Coğrafi olarak etrafında önemli denizleri barındıran ülkemiz, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Karadeniz ülkeleri ve Rusya’nın soğuk ve geniş ovalarından, güneyin sıcak ve engin okyanuslarına açılan labirentin tek çıkış kapısı olup, stratejik önemi ve jeopolitik durumu dikkate alındığında, bölgede hassas bir denge unsurudur.

Yarın devam edecek…