12 ADALAR MESELESİ


Sanıyorum siyasetin ve siyasetçilerin en zayıf yönlerinden biri; bilhassa tarih konusunda, hararetli, fakat bilgi ve belgeye dayanmadan, hamasete dayalı konuşmalar yapmaları. Tabiiki her siyaset adamı iktidar olmaya, iktidar da kalmaya dönük, söylem ve eylem gerçekleştirir. Ancak bunu yaparken, hak, hukuk, adalet, hakkaniyet, doğru, dürüst, belge ve bilgiye dayalı konuşmalı. Oy alabilmek için, oy avcılığı için, ya da, kendine oy veren seçmen kitlesini istediği yöne sevk etmek için, yapmamalı. Gerçeklikten uzak kalınmamalı. İnsanlar doğru bilgilendirilmeli… Son dönemlerde, bilhassa TV program ve açık oturumlarında, bilgisiz, yetkisiz kişilerin programa çıkartılarak,’ LOZAN’ antlaşmasını ve 12 Adalar meselesini çarpıtarak anlatmaya, izleyicilere, aslı astarı olmayan bilgileri vermeye çalıştıklarını görüyoruz… Keza, birçok gazetenin köşe yazarları da buna çanak tutuyor. Onlar da yazılarında, gerçeklikten uzak yorumlar yapıyor. Bilhassa Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Cumhuriyeti hala benimseyememiş (Fesli Kadir ve taifesi gibi) gerçek tarih bilgisinden yoksun, kıt bilgiler ışığında, meseleyi çarpıtmayı ilke haline getirmiş yorumcu ve yazarlar, bunu adeta bir rövanş gibi algılıyor. Son zamanlarda dozunu artıran bu gibi gelişmeler karşısında, konuya en iyi şekilde vakıf olan, bir dönemin( 1993-2008) Türk Tarih Kurumu Başkanı, Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU'ndan, güzel bir bilgilendirme..!!!
İşte Gerçek...

12 adaları, 1912’ de verdik ...!!! Nerdemi? Lozan şehrinin Ouchy (uşi)semtinde .
Şu Lozan’da adaları verdik deyip, oku emrinden uzak, güruhun, meydanlarda Lozan’da verdik deyip, algı yaratması bundan...Araştırmayan, halk da “ulan savaşı kazandık, adaları verdik diyerek yaygara yapıp, okuma yoksunu tarih cahili insanlar, inandırıldı...”
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları, İtalya'ya bırakıyor. Sene 1912..
Uşi Anlaşması'dır bu...Gördüğünüz anlaşma ile 12 Adalar, İtalya'ya bırakılıyor, fakat geçici olarak...Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde, adalar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek… Fakat şartlara uyum sağlanamıyor. Bu yüzden, 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada, bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor. Bakınız, itiraz eden hiçbir padişah yok…!!! Hiç sultan yok.. !!! Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar, aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz...!!!
Yani 12 Adalar, önce Uşi'de, sonra da, 1915’ de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri, Rum bey oğlu Fahreddin Bey'dir. Bu adam kim mi? Türk milleti Milli Mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam, Kuvayı Milliye'nin karşısına, Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında yer almıştır. Savaş kazanılınca, sürgün edilenlerin arasında yer almıştır. 12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardı.
Şimdi asıl olaya gelelim... *Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde, Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz, yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.*
İşte arkadaşlar, sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve *12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar…!!!*
Halbuki o Lozan başka, 1923’de imzalanan Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler. Evet, işin acı yönüde bu… Tarihine ihanet eden bir sürü meczup var aramızda. Sırf kendi çıkarları için çalışan güruh bunlar… Bu tipler için, vatan millet, bayrak, bağımsızlık, özgürlük, adalet, doğruluk, doğru olmak, dürüst olmak hak getire… Var sa, yoksa kendi çıkarları, kendi menfaatleri… Yeter ki beslendikleri cukkalar kesilmesin. Yeter ki belli çevrelerde güçlü görünsünler… Yeter ki Cumhuriyet karşıtlığı, Atatürk karşıtlığı yapsınlar…Kah, ‘’ İstiklal savaşı yok diyerek, kah, bu savaşı Yunan kazansaydı diyerek fikir beyan eden, anasının bacısının, Hristoların, Teodorakislerin koynunda yatmasına göz yumacak kadar alçaklaşan, sapıklar, sapkınlar, meczuplar… Bu tip gelişmeleri gördükçe, büyük önder, Mustafa Kemal Atatürk’ün ne denli bir vatansever, Türk Halkı için ne denli önemli biri olduğunu çok daha iyi anlıyoruz… Büyük önder, boşuna; ‘’Dahili ve harici BEDHAHLAR’’ dememiş… Bu kansız, bu soysuz sürüsü, tarihin her devrinde var olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Han’ın Sadrazamı; Çandarlı Halil Paşa gibi, Muhteşem Süleyman’ın ( Kanuni Sultan Süleyman) Rüstem Paşası gibi ve Abdülhamit’in Mekke Emiri, Şerif Hüseyin gibi… Daha daha neleri,niceleri var…Ne diyelim; ‘’Allah ıslah eylesin.’’
*Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir*.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...

SON SÖZ: ‘’ HALK İÇİN, HAK İÇİN MÜCADELE ETMEYENLER, HEDEFİNE ULAŞAMAZ, ÇÜNKÜ, GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANAMAZ…’’