Cumhuriyetimizin kurucusu, Başkomutan, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de, saat 9’u 5 geçe aramızdan ayrıldı. Lakin o hep kalbimizde, hafızalarımızda…
Bir Türk olarak Atatürk gibi bir liderin evlatları olmaktan gurur duyuyorum. Keşke Ata’mızı görebilseydim.. Lakin her vatan evladı gibi, Atatürk benim de her daim kalbimde, hafızamda yaşıyor. Ata’m, bu topraklar senden bize yadigâr.. Saygı ve minnetle…
Peki, 10 Kasım 1938 günü ne oldu?
Ata’mız aramızdan ayrılırken yanında kimler vardı?
O anlarda neler yaşandı?
İşte 10 Kasım 1938 günü ve yaşananlar…
Doktor Mehmet Kâmil Berk bir elini karyola yaslayıp ağlamaya başladı. Arada bir başını Atatürk’ün doktoru Mim Kemal Öke’in omzuna dayayıp, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Prof. Dr. Muhtar Özden, odanın içinde ne yapacağını bilmiyor gibi bir o tarafa, bir bu tarafa gidiyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlarken, “Aman Yarabbi! Aman Yarabbi!” diyordu.
Muhafız Komutanı İsmail Hakkı Tekçe ve Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak da, yatağın sol tarafında donmuş bir vaziyette Atatürk’ün naaşına bakmaktaydı.
Mustafa Kemal’in silah arkadaşı Kılıç Ali de saygı duruşuna geçmişti.
Hasan Rıza yaşlı gözleriyle, “Bakın, koca bir tarih göçüp gidiyor!” dedi.
Atatürk’ün doktoru Mim Kemal Öke, Büyük Önder’in açık gözlerini elleriyle kapattı ve sırayla herkes Atatürk’ün elini öptü.
Atatürk’ün Yaveri Salih Bozok, yaşlı gözleriyle odadan çıkıp aşağıya doğu koştu. Alt katta boş bir odaya girip, kapıyı kapattı ve sonrasında içeriden tek el silah sesi duyuldu. Sesi duyup odaya koşanlar, içerde onu kanlar içinde buldu. Salih Bozok, kalbine sıktığı bir kurşunla kanlar içinde devrilmişti. “Başkomutan yaversiz gidemez” diyordu..
***
Tüm Türkiye yasa boğulmuştu. Bayraklar yarıya indirildi. Çocuk, genç, yaşlı herkes Büyük Önder’in ölümünden sonra matemdeydi. Bu haberden sonra Türkiye Büyük Millet Meclis’i olağanüstü toplantı kararı aldı. (Devam Edecek…)