100. YIL VE REKLÂMLAR

Hem de öylesine ağır geçen, zorlu geçen bir yüzyıl ki, insan, bu ağır ve çok zorlu geçen yüz yılı düşününce, değerlendirince nasıl bu zorlukların aşıldığını, akıl almaz mesafelerin alındığını hayretler içerisinde görüyor.

                             

Cumhuriyetimiz yüzüncü yılını bu hafta sonu tamamlıyor. Tam yüz yıl!

Hem de öylesine ağır geçen, zorlu geçen bir yüzyıl ki, insan, bu ağır ve çok zorlu geçen yüz yılı düşününce, değerlendirince nasıl bu zorlukların aşıldığını, akıl almaz mesafelerin alındığını hayretler içerisinde görüyor.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan yaklaşık 3 ay önce Lozan'da imzalan Anlaşma, 2 ay önce bu Anlaşmanın tarafımızdan onaylanması, yaklaşık 15 gün önce Ankara'nın onaylanması vesaire  gibi birbirinden büyük olayların yaşanması, dünya çapında sorunların bu kadar kısa süre içerisinde her şeye rağmen halledilmesi gerçekten şapka çıkartılacak başarılardır.

Bakın 19 Mayıs 1919'da başladığı belirtilen Millî Mücadele'den bahsetmiyorum. Yaklaşık 3,5 yıl süren olağanüstü imkânsızlıklarla yapılan mücadeleden bahsetmiyorum. Sadece Lozan görüşmelerinin tamamlanıp imzaların atılması aşamasından Cumhuriyetimizin 29 Ekim 1923'te ilânına kadar geçen süreden söz ediyorum.

Bakınız, sadece o dönemin Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf ORBAY ile Lozan Delegelerinin Baş azası ve Dışişleri Bakanı İsmet İNÖNÜ arasındaki açık ve gizli yaşanan olayların bile altından kalkabilmek için gerekli olan sabırdan, gerekli olan akıldan, gerekli olan vatan ve millete müthiş bağlılıktan bahsediyorum.

Düşünebiliyor musunuz... Rauf ORBAY, İsmet İNÖNÜ'NÜN Lozan'da imzaladığı Anlaşmanın metnini imzalamayı geciktiriyor. Bunun nedenleri ayrıca tartışılabilir ama dünya, ülkemize dikkat kesilmiş bu onayı bekliyor. İsmet İNÖNÜ imza gecikince artık ülkemize döneceğini söylüyor. İnanabiliyor musunuz?

İşte sadece bu olayı halletmek için bile nasıl bir insan olmak gerektiğini yukarıda tarif ettim.

Bütün bu işleri halledebilmek için Mustafa Kemal olmak gerektir, ATATÜRK olmak gerektir.

Lozan'ı imzalayan İngiltere, son 200 yılın getirdiği hava ile ne yapacağımızı, ne ile ülkeyi yürüteceğimizi merak ediyor. Diğer bir ifade ile Lozan'da verdiklerini kısa süre içerisinde geri alabileceği edalar ile delegelerimiz karşısında tavırlar sergiliyor.

İşte bu zor, ağır, dünyada kimsenin yürüyeceğine inanmadığı Cumhuriyet kuruldu ve yüz yıldır devam ediyor. Hem de önceki rejimin enkazını reddederek değil, bu enkazın getirdiği borçları bile ödeyerek.

İçeriden ve dışarıdan olağanüstü, akıl almaz engellere rağmen yüz yıldır Cumhuriyetimiz devam ediyor.

Ekonomik olarak devraldığı enkazı, en kısa süre içerisinde toparlayan Cumhuriyetimiz Türk Milleti'nin ayağa kalkması için heyecan yaratmış, güven vermiş ve kendi ayaklarının üstünde durabileceği inancını vermiştir.

Gerçekten kelimenin tam anlamıyla bir enkaz devralan Cumhuriyet, 15 yıl gibi kısa bir sürede, yani Büyük Başbuğ ATATÜRK'ÜN önderliğinde her konuda ama her konuda gelişmenin anahtarlarını kullanmış ve hızla yol almıştır.

İşte bu Cumhuriyet, bugün 100 yaşını doldurmuştur.

Bu 100. Yılda Cumhuriyet kutlamaları son derece ilginç bir seyir takip etmektedir.

Nasıl bir seyir?

Türk Milleti'nin ve Devleti'nin Radyo Yayın Kurumu, fikrini değiştirmezse 100. Yıl kutlamalarını ertelediğini söylemektedir. Kabul edilebilir bir durum mudur?

Ama, ülkemizdeki bir çok firma, şirket, banka, holding vesaire gibi kurumlar öylesine reklâm filmleri, reklâmlar ile 100. Yılımızı kutlamaktadırlar ki, gerçekten sevinçle takip ediyoruz.

Zaten bir kaç yıldan beri insanımızın son derece coşku ile kutladığı Cumhuriyet Bayramımız bu yıl çok daha farklı bir biçimde kutlanmaktadır.

Kurumlarımız, adeta birbirleri ile yarışırcasına ve son derece etkili, değerli ve kalıcı kısa filmler ile 100. Yılı kutlamaktadırlar ki, kimin kutlamadığının önemi gölgede kalmaktadır ve buzdolabında donmaya bırakılmaktadır.

Elbette, 100. Yılımızı kutlamak konusunda herhangi bir tartışma olmaması gerektir. Ama 100 yıldır içeriden ve dışarıdan verilen Cumhuriyet karşıtı mücadelenin son çırpınışları da olacaktır.

YAŞASIN CUMHURİYETİMİZ! NİCE 100 YILLARA!