10 KASIM: ATATÜRK'Ü ANMAK VE ANLAMAK

Bir 10 Kasım'a daha geldik. Bu nedenle bir daha yine ve yeniden 10 Kasım gününün anlam ve önemini konuşmalıyız, yazmalıyız.

10 Kasım, son iki asrın dünyadaki en büyük liderinin bu dünyayı fiziki varlığıyla terk ettiği gündür. Kimdir bu 20. Ve 21. Yüzyılların dünyadaki en büyük lideri? Hiç tartışmasız Türk Milleti'nin içinden çıkan ve Türk Milleti'ne aidiyetiyle gurur duyan Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK'TÜR.

Peki, biz altı boş bir övünme ile mi son iki yüz yılın dünyada en büyük lideri diyoruz?

Olur mu öyle şey! Dünyada 35 ülkede büstü yapılan, sokaklara, caddelere, belirli yerlere adı konulan bir kişi ile kuru bir övünme olur mu?

Hatta, şaşılacak olan şu olmalıdır; kendi ülkemizde bu büyük lidere aleyhte söz söyleme cesareti nasıl gösterilebilir? Neyse, konuyu değiştirmeyelim. Kendi içimizdekileri İngiliz işbirliği ölçüleri içerisinde düşündüğümüz zaman çok üzerinde durmaya değmez olduğunu görüyoruz.

Peki, nedir Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü bu kadar büyük yapan? İşte bütün mesele bu soruya doğru cevap aramak ve bulmaktır. Büyük Başbuğ ne yapmıştı da bu kadar büyük olmuştu? Önce dünya liderliğinden başlamalıyız. Birinci olarak, dünyanın ezilen  milletlerine örnek olmuştu. O dönemin acımasız dünya gücü İngiliz emperyalizminin yenilebileceğini bütün dünyaya göstermişti. Bu durumu en somut örneklerle açıklayabiliriz. İngilizlere karşı mücadele veren Hind Lideri Gandi; "Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar biz onları Tanrı sanıyorduk." demiştir. Başka bir örnek, 1. Dünya Savaşı sonunda bizim grubun lideri olan Almanya'ya Versay Anlaşması ile diz çöktüren İngiliz emperyalizminin bize dayadığı Sevr Anlaşması'nı Büyük Başbuğ önderliğinde paçavraya çevirip attık ve Lozan'ı zoraki kabul ettirdik. Dünyadaki Mustafa Kemal hayranlığının ikinci bir nedeni, artık ayağa kalkamaz zannedilen Türk Milleti'ni çok kısa sürede ciddi oranda ayağa kaldırabilme, heyecan verebilme başarısını göstermesidir.

Dünya ölçeğinde bu kadar büyük olmasının diğer bir nedeni de, en ağır savaş şartlarının içinden gelmiş, en kanlı muharebelerde en sert emirler verebilmiş bir askerin, savaş bittiğinde çok akılcı bir barışsever olmayı başarabilmesidir. Bu gerçeğin örnekleri de vardır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde esir alınan Yunan komutanı Trikopis'e tıpkı Büyük Selçuklu Hükümdârımız Alpaslan'ın Bizans İmparatoru Romen Diyojen'e yaptığı gibi davranması harika bir örnektir. Bir diğer örnek Çanakkale'de ölen düşmanımız Anzak askerleri ile ilgili söylediği sözlerdir.

Peki, dünyada Time Dergisi'ne iki defa kapak olmuş, son iki yüzyılın en büyük liderinin ülkemizdeki durumu nedir? Dedik ya anlamalıyız diye. Evet dünyanın anladığı lideri biz anlıyor muyuz, anladık mı? Bu sorunun cevabı bana göre biraz tartışmaya açıktır. Çünkü anlamak değil de sevmek diye sorsa idim cevap kesinlikle evet olurdu. Yani, Mustafa Kemal ATATÜRK, sadece İngiliz etkisi ile yetişenlerin söylemlerine aldananların dışındaki Türk Milleti'nin tamamı tarafından sevilmektedir. Vurgulamak istediğim şudur: Sevmek başkadır, anlamak başkadır. Ama, sevgide birlik anlamada birliğin kaynağı olabilir, olmalıdır da. Bunun için sevgide birliği kullanarak konuşmalı, anlatmalı ve anlaşmalıyız. Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜN Türk Milleti'ne olan inanılmaz bağlılığını temel alarak değerlendirme yaptığımızda en büyük aşamayı geçmiş oluruz. Zaten, "Türk, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir" diyen bir kişinin başka türlü değerlendirilmesi mümkün olabilir mi?

Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü sevenler, O'nu anlamak konusunda da bir araya gelir ise, O'na sevgi beslemeyen İngiliz etkisi ile yetişenlerin hiç bir önemi ve değeri kalmaz.

Sen rahat uyu Paşam,

Sen merak etme Büyük Başbuğ,

Sözlerim ve yazdıklarım küçük uyarılar. Türk Milleti, ayağına batan küçük dikenleri yok ederek senin izinde sonsuza kadar yürümeye devam ediyor, edecek.

Son söz: Son iki yüzyılın dünya liderini biz Türkler de anlayarak, anlaşarak sevmeye, anmaya sonsuza kadar devam etmeliyiz.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!