Zamansızlık

18/05/2019 22:43 582

 

Neye başlarsak başlayalım bir hazırlığımız olmadığı sürece her şey biraz eksik kalıyor. Bu yazıya da aniden başladım ve muhtemelen birçok şey eksik kalacak. Yeniden okuduğum zaman keşke demelere başlayacağım.

İnsan bu hayatta neye hazırlıksız başlar ve neye hazırlıksız yakalanırsak işte o zaman belli oluyor yarım yamalak olan her şey. Ayrılık ve ölüm elbette bunun içinde.

Zamanın içindeki zamansızlık gibi ölüm. Bütün zamanların dışında bir yerde, her şeyden bağımsız işliyor. İşte bu yüzden insan her ölümle daha da yarım yamalak kalıyor.

Zamansız ölümden konuşur insan peki hangi ölüm zamanlıdır ki ? 80 yaşında gelen bir ölümün tam zamanında olduğunu söylemek yaş almakla mı ilgili ? 80 yaşında ve henüz hiç kimseyi doyasıya sevmemiş bir insanın ölümle tanışması çok adil olamayabilir değil mi ?

Zamanın zamanında olmadığı yani aslında zamanın çok da zamanlı olamayacağını kabul etmek gerekir. Ölüme dair söylenmiş birçok kelime üzerine burada yeni bir şeyler kuramayacağımı biliyorum ama ben sadece hissettiklerimi zamanın ötesine taşımaya çalışıyorum.

Geçtiğimiz günlerde amcamı kaybettim ve konuştuğum her insan zamansız ölüm diyordu. O zaman bu kelimenin içine biraz girince görüyorum ki zamandan eksilmeye başlayınca insan zamansızlığı anlıyor. Aslında tam olarak bir zamanlama istiyoruz ve bütün yaşamdaki hazırlığımız bu yönde. Dengemizi korumaya çalışıyoruz. Dengemiz hafif sarsıldığı zaman hemen eksilmeye başlıyoruz.

Ayrılık ne zaman geleceği belli olmayan hazırlıksızlıklar toplamıdır. Aşk bu ayrılıkların en yoğunudur ve arkasında bıraktığı enkazın içinde bütün anılarla beraber bir yas haline başlarız. İnsanı yarım yamalak bırakan cinsten. Ölümle yaşamın bahçesinde dolaşıp, hiçbir yere girememek gibi. Ortada kimsesiz kalmak zamana yenilmek gibi. Bütün ayrılıklar içinde bir yenilgiyi barındırır ve zafer ortak paylaştırılır.

Yazının başında söylemiştim eksilmeye başlayacağımızı. Her kelime benim biraz eksiltti ve her kelime içinde biraz zamansızlığı barındırdı. Şimdi çocukluğumuzdan bu yana eksilmeye devam ediyoruz. Şimdi buraya bir şiir bırakacağım belki hep beraber okuyup artarız eksildiğimizden fazlaca:

Sevgi: tragedyanın kaynağı yaşamın kökeni insanı
Var kılan umut
Ah nasıl ayrılır aşk ve dostluk birbirinden
Can canı sever ötesi yok bunun çocuk
Ölümü ve ölümün ölümsüzlüğünü
Sevgiyi ve sevginin ölümsüzlüğünü
Ah elbette aşktır dostluğu mayalayan
Ama kim anlatabilir bu parmak çocuğa
Bir dostla bir sevgili arasındaki ayrımı
Hayır’lara evet’lerle direten
Çirkini öptüren kötüyü sevdiren
Aşkı sevgiliyle değil kendinle yorumla
Kim ki kendini açığa komaktan korkmaz
O saygın bir insandır
Herkes kendi yorumunun cellatıdır biraz da
Böylece lady chatterley de sevilir giovanni de
Böylece lady chatterley ve giovanninin sevgilisi de
Elbette her aşk yalnızca kendine sorumludur
Ama elbette her aşk kendine sorumlu
olunca
bir gün aşk da ölür”