YİNE YENİDEN HATIRLATMAK İSTEDİM!

05/11/2019 04:25 246

 

Kendime hatırlatmak istedim, ülkemin tüm kadınlarına, analarına, kız çocuklarına hatırlatmak istedim. Büyük Atatürk’ün büyük ideallerle bizlere kazandırdığı hakları birer birer hatırlatmak istedim Cumhuriyet ve 10 Kasım haftasında. Ve bu hakların farkettirilmeden elimizden alınmasına karşı farkındalık içinde olmamız gerektiğini hatırlatmak istedim. Baş örtülü, baş örtüsüz, milliyetçi, ulusalcı, köylü, kentli tüm kadınlara hatırlatmak istedim. Siyaset, kültür, din, dil, mezhep ayırmadan siyaset üstü ortak gayemiz olmalı kazanılmış haklarımıza sahip çıkmak. Hatta kadınlar olarak hak ettiğimiz ama alamadığımız diğer bütün haklarımızın da peşinde olmak. 

Aydın bir Cumhuriyet kadını olarak görev bildim kendime bu hatırlatmaları.

Cumhuriyetimizle birlikte ulusal kimliğimiz “Anadolu Türklüğü”, siyasal yapımız “Laik Cumhuriyet” olmuştur. Dolayısıyla Osmanlı tebaasından ulus devlet olmaya, saltanattan ve hilafetten demokrasiye geçişimizin ilk temel yapı taşları atılmıştır. 

Büyük Atatürk biz kadınları ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine yükseltme yolunda taşıyıcı olarak görmüştür. Geri kalmışlıktan kurtuluşun ve batılılaşma idealinin aracısı olarak kabul etmiştir kadınları büyük bir heyecanla yeni Türkiye Cumhuriyetinde. 

Dolayısıyla Türkiye’de Osmanlı düzeninin kadınsız toplumsal yapısından kadınlı, modern Türk toplumuna geçiş Atatürk ilke ve inkılaplarıyla gerçekleşmiştir. 

Yüce Önder Atatürk: “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı, sosyal bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer  organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir” diyerek çağdaş bir düşünüş ile kadının toplumdaki yerini net olarak ortaya koymuştur ve  kadınları medeniyet değişiminin baş aktörleri yapmıştır.

 “Halkına yabancı Osmanlı kadını” veya “taasup altındaki medeniyetten uzak kadın”ın karşısına “Anadolu Kadını”nı çıkarmıştır. Kemalist kadın hareketi, Anadolu kadınını hak ettiği seviyeye  yüceltmiştir. Peki nedir bu Kemalist kadın reformları?:

İlk iş kamu taşıtlarında kadınlarla erkekler arasındaki perdeyi kaldırtarak görünmez, yok sayılmış kadınlarımızı görünür kıldı. 

Kadınların peçe ve çarşaftan kurtularak aile ve iş yaşamında kadın-erkek birlikte yer almaları, erkeklerle eşit siyasi haklara sahip olmaları sağlandı yeni Medeni Kanunu ile.

Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde kadın ve erkeklere karma eğitim ve fırsat eşitliği getirildi. 

Medeni Kanun ile Türk kadınına bir takım temel haklar verildi:

Çok eşli evlilik yasaklandı,

Kadına boşanma hakkı verildi,

Kadın miras konusunda erkekle eşit konuma getirildi,

Evlilik yaşı sınırlandırıldı,

Kadın mahkemede erkekle eşit muamele hakkına sahip oldu, 

Ve evliliğe kadının haklarını koruyacak şekilde resmi boyut kazandırıldı.

3 Nisan 1930’da Türk kadınına ilk kez Belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

26 Ekim 1933’te kadınlar köy ihtiyar heyetlerine ve muhtarlığa seçme ve seçilme haklarını elde etmişlerdir.

5 Aralık 1934’te Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile milletvekili seçme ve seçilme haklarını elde etmişlerdir kadınlarımız ve bu haklarını Avrupalı bir çok kadından daha önce elde etmenin gururunu yaşamışlardır Mustafa Kemal ile.

Böylece Kemalizm, kadınlara toplumsal görünürlük,  özgürlük ve eşitlik kazandırmıştır. Kemalist reformlar ile kadının tecriti üzerine kurulan toplumsal sistem kökten değiştirilmiştir. 

Ve ben Kemalist bir kadın olarak kazanılmış haklarımın farkındayım. Bugün Türkiye akademisyenlerinin yaklaşık %40’ını oluşturan kadın akademisyenler arasına girebildiysem ve özgürce bu köşede doğru bildiklerimi yazabiliyorsam bunu Mustafa Kemal’in vizyonuna, devrimlerine ve kadına verdiği değere borçlu olduğumun derin bilincindeyim.

Bu değerin kıymetini bilelim, geri vermemek üzere kazanılmış haklarımıza sonuna kadar sahip çıkalım… ülkemin tüm fedakar kadınları! 

Özgür kalın, eşit olun...