YENİ YILA GİRERKEN

28/12/2018 20:47 818

Yılbaşları büyük bir coşkuyla kutlanır, eğlenilir, dilekler tutulur, hediyeler verilir. Yeni yılın sağlık huzur, barış, mutluluk getirmesi istenir. İstenir de değişen bir şey olur mu?

Pek olmaz. Yaşam aynı şekilde sürüp gider.

Her nimetin bir gamı var. Neşe ve dert iç içe. Başarı da başarısızlıkta öyle. Neyse ki devamlı değil. Her şey ödünç, geçici, sınırlı. Biliriz bunları da, gene etkileniriz olanlardan.

Örneğin; yaşlılıkta kişinin yapacak bir işi yoksa, tutku ve hobilerden yoksunsa huzurlu olabilir mi? Eskilerde kazanılan itibar, şeref artık geçerli değilse, işe yaramıyorsa üzüntü vermez mi? İhtiyarlıkta birbirinin aynı olan, yeni bir şey getirmeyen günlerde insan, kendisini ıskartaya çıkmış gibi hissetmez mi? Maddi durumu zayıf, herhangi bir yardım görmeyen, güçsüz birisi kaderine boyun eğmez mi? Kuruntularla, sorunlarla, gerçeklemeyecek hayallerle çalkalanan bir beyin için en iyi çare, kendini işe vermekten bunu yapmayan, yapamayan moralman daha da çökmez mi? Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Her dönemde ilgiye, sevgiye, maddi manevi yardıma, dostluğa ihtiyacı var insanın. Bir selam, bir övgü, bir gülümseme, ilgi gösterme sevinçle doldurur gönülleri, çiçekler açtırır ruhlarda. Hele o kişi üzgünse, yalnızsa.

Bunlar için de dost ve arkadaş lazım. Dost edinmek, arkadaş olmak çok önemli. Önce siz dost ve arkadaş olmaya çalışın. Bu adımları karşınızdan beklemeyin.

Herkesle de dostluk ve arkadaşlık kurulmamalıdır. Akılsızlarla, tembellerle, yalancılarla, geçimsizlerle, kötülerle arkadaşlık edilmemeli. Onları düzeltemediğiniz gibi zarar ve kötülük de görürsünüz.

Ağzı gevşek olanlardan, insanları birbirine düşürenlerden, laf taşıyanlardan, dedikoduculardan da uzak durun.  

Kimsenin ayıbını yüzüne vurmayın, ketum olun, kendi sırrınız dahil kimsenin sırrını kimseye açmayın. İyice düşmeden konuşmayın. Çünkü düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer. Başınıza da çok dert açar.

Mevlana diyor ki;’ Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez. Fakat söylediği her şeyi düşünür. Yumuşak nazik konuşun, sert sözler söylemeyin, kimseyi incitmeyin. Yapabileceğinizi söyleyin ve söylediğinizi yapın.

Nefsinizin isteklerini frenleyin ve onlara hakim olun. Danışmaktan çekinmeyin ihtiyatlı olun ki hata işlemeyin. Dürüstlükten ve doğru yoldan, adaletten sapmayın. 

 Tevazuyu, itidali, hoşgörüyü, affediciliği, sabretmeyi huy edinin. Gurur, kibir gibi zararlı davranışlara asla yeltenmeyin.

Bilgilerinizi, düşüncelerinizi, yaptıklarınızı insanların hizmetine, yararına sunun. Sevgiye, karşılıksız iyiliğe ve yardıma adayın ömrünüzü. 

Bunlar sizi sevdirir, güvenilir kılar, itibarınızı artırır. En önemlisi de, bunlardan sizin huzur ve mutluluk duymanız.

Zamanı, yeri, şekli bilinmeyen ölüm, ne olduğuna bakmadan alır götürür herkesi. Mevlana’nın dediği gibi ‘Çıplak geldik, giyindik, soyunduk gidiyoruz.’

Ama bizler kesildikçe biten otlar gibi yeşermeyeceğiz ki. Bırakabilirsek, ancak iyi bir isim ve hayırlı eserler bırakacağız arkamızda, başka hiçbir şey değil.