YAŞANACAK SAĞLIKLI BİR DÜNYA İÇİN

14/03/2019 02:33 300

Günümüz dünyasının türlü türlü sorunları olduğu malum…
Ekonomiden, ticarete, teknolojik gelişmelerden, tarıma, fırtınalar, kasırgalar, hortumlar, orman yangınları, bölgesel çatışmalar, sınır ihlalleri, savaşlar, göçler ve mülteciler… Hepsi, ama hepsi gün içerisinde sık sık gündeme gelen ve kimi zaman üzüntüyle, kimi zaman hayretle, kimi zamanda hayretten fal taşı gibi açılmış gözlerle izlediğimiz gelişmelerdir.

Her bir gelişmenin kendi içinde türlü türlü dinamikleri oldukları, kuşkusuz...Dünyanın dertleri bunlar. Kimi bölgesel, kimi küresel, kim genel… Ancak, bunların arasında bir tanesi var ki; adeta tüm sorunların üstünde… SAĞLIK…

Evet, sağlık konusu ve sağlıklı beslenmegiderek, dünya gündeminde birinci sıraya yerleşmektedir. Her geçen günde önemini artırmaktadır. Tabii ki  bu durum doğrudan doğruya tarımsal üretimi ilgilendiriyor. Gıdanın var oluş alanı doğrudan tarımdır. Bunun yanı sıra kimya sanayi… Gerek tarım sanayi, gerekse kimya sanayi el ele vermiş durumdadır. Gıdalarımıza birlikte vücut verir haldeler. Ve sorunda bu noktada başlıyor. Geçmiş yıllar da gıda sanayiinde adı bile anılmayan kimya sanayi, bu gün gıdalarımızla birebir ve iç içe durumdadır. Tohum ıslahlarından tutunda tarım  ürünlerin yetiştirilmesi aşamasına ve oradan da üretim aşamasına kadar olan tüm süreçlerde, son derece etkin bir alana sahip olmuş durumda… İçtiğimiz sütten, yediğimiz peynire, hatta günlük suyumuza kadar hemen hemen her alan da, her üründe bir şekilde kimyasal maddeler yer alıyor.

Bu yazımızın konusu Hollanda’nın saygın gazetesi Volkskrant’ın (1) manşet haberi. Haber şöyle: Yaşanacak sağlıklı bir dünya için beslenme alışkanlığımızı radikal bir biçimde değiştirmeliyiz. Çünkü dünya nüfusu 2050 yılında 10 milyarı bulacak. Daha sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme için yapılması gerekenler var.

Konuyu dünyaca ünlü bilim dergisi “TheLancet” gündeme taşıdı. Bu dergide 16 ülkenin 37 bilim insanı bütün dünyayı uyaran bir rapor yayımladı.

THE LANCET RAPORU

TheLancet Raporunda günlük yiyecek menüsü çıkartılmış. Bu menü gazetede tam sayfa resimli bir şekilde veriliyor. 13 kalemden oluşan günlük yiyecekler şöyle sıralanıyor:

  1. “Sebze 300 gram.
  2. Süt ve peynir 250 gram
  3. Kepekli buğday ekmeği, mısır 232 gram.
  4. Meyveler 200 gram.
  5. Baklagiller (soya fasulyesi, mercimek) 75 gram.
  6. Patates 50 gram.
  7. Fındık ve fıstık 50 gram.
  8. Bitkisel yağlar 50 gram.
  9. Şeker 31 gram.

10) Tavuk eti 29 gram.

11) Balık 28 gram.

12) Kırmızı et 14 gram.

13) Yumurta 13 gram.”

Bu listeye göre uzmanlar uyarıyor: kırmızı etten, şeker ve sütten uzak durun. Sebze, meyve ve baklagiller ağırlıklı beslenilmesini öneriyorlar. Oysa ülkemiz de, hamur işleri ve tatlılar, adeta sofralarımızın vazgeçilmezi durumundadır. Elbette ki, kalori  değeri yüksek bu ürünler, bol miktarda tüketilince, ortaya da sağlıksız sonuçlar çıkıyor…

Çünkü sağlıksız beslenme, alkol ve sigaradan daha tehlikeli olup dünya çapında ölümleri tetikliyor. Bugün 800 milyon dünya insanımız yetersiz beslenirken iki milyar insanımız aşırı beslenme yüzünden obezite (şişmanlık), kalp, damar ve diyabet (şeker) hastalıklarına yakalanıyor. Böylece üç milyara yakın insanımız kötü beslenme sonucu risk grubunu oluşturuyor.

Raporun yazarlarından Londra Üniversitesinden Profesör Tim Lang dünyaya şöyle sesleniyor:

“Sevgili dünya insanları, beslenme alışkanlıklarımızı radikal bir biçimde değiştirmeliyiz. Çünkü şu an çok kötü besleniyoruz ve büyük yanlışlar yapıyoruz. Bunun sonucu dünya yaşanmaz hale gelebilir. Üç milyar insan bugün yetersiz ve aşırı beslenmenin kurbanı olmaktadır.”

SAĞLIK NEDİR?

Elbette ki sağlık sadece beslenmeden ibaret değildir. Bunun yanında başka faktörler de önemli rol oynamaktadır. Onun için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sağlığı şöyle tanımlıyor:

SAĞLIK : Bir insanın sosyal, ruhsal ve bedensel yönden tam iyi olma halidir.

Öyleyse sağlıklı bir toplum için özellikle sosyal yönden izole edilmiş, yalnız kalmış insanlara da sahip çıkmalıyız. Bu cümleden hareketle örneğin yaşlıları, yalnız yaşayanları ve engelli insanlarımızı unutmayalım.

Onlara selam verip hal hatırın sormak onlara yapılacak en büyük bir iyiliktir.

Yaşanacak sağlıklı bir dünya için hepimiz birbirimizden sorumluyuz. Herkese  daha sağlıklı ve yaşanacak bir dünya dilerim.

SON SÖZ :’’ SAĞLIKLI BESLENME, SAĞLIKLI YAŞAMIN  TEMELİDİR.’’