VAZGEÇEBİLMEK

04/02/2019 15:03 1539

Güzel Okurlarım, Hayatıma güzellik katan Okurlarım,

Bugün aslında Sarıçam’ı yazmayı planlamıştım ‘Yerel Seçimlere Doğru Sarıçam’ başlığı ile. Ama kalp sesim yine rota değiştirtti kalemime fark ettirtmeden. Ruhum yine derinlerdeki arayışını yazmak istedi varoluştan yok oluşa, hayatı sorgulayışta.

‘Vazgeçebilmek’ başlığı ise elimde okumakta olduğum GuyFinley’in  Dünya en çok satanlar listesindeki kitabının adıdır. Yazar, yaşamda duygusal acılara nasıl tutunduğumuz ve nasıl geride bırakamadığımızı analiz ediyor kitabında. Oysa vazgeçebilmeyi ve geride bırakabilmeyi başarsak huzuru ve sonsuz mutluluğu yakalayabileceğimizi savunuyor sosyolojik olarak ispatladığı, düşünsel olarak aydınlattığı tezinde.

Sahte benlik (ego) müsaade etmiyor vazgeçmeye ve içimizdeki korkuları yenmeye, o kadar sinsi ve uyanık ki hepimiz yeniliyoruz onun savlarına, kolayca düşüyoruz tuzaklarına. Ancak farkındalığını yükseltip bir üst benliğe geçebilenler yok edebiliyor onu içinde.

Bu  yüzdendir ki etrafımızdan şüphe, duygulardan şüphe, kendimizden şüphe uyandıran, teslim olmamızı, tevekkülü engelleyen bir iç düşmandır o, kendi yarattığımız. Bizi hep endişe ve kaygıda tutar, hep tedirgin eder. ‘ya işimde yükselemez isem,ya yükselir isem, ya varlığımı kaybedersem, ya statümü zedelersem, ya kazanamazsam, ya iflas edersem, ya sevdiğim beni terk ederse, ya yok olursam dişimle tırnağımla kurduğum düzende’ bitmez onun kuruntuları, kurt gibi kemirir durur ruhu, beyni. Korkuya boğar insanı ve hata yaptırır endişelerle, kaygılarla…teslim etmez Yaradan’a ve hayata tevekkül ile. Farkındalığı yüksek, alt benliğini aşıp üst benliğe geçebilen çok az insan yenebilmiştir onu zihnin kandıran sesinde. Sufiler, mistikler, sofistler, tasavvuf erbapları, gerçek dervişler ve ruh bilimciler gibi.

Sahte benlikten gerçek benliğe geçebildiğimiz anda silahsızlandırırız içimizdeki geveze egoyu. İşte o zaman, huzur, mutluluk ve teslimiyet gelir, içimizde açılansınırsız  cennette… hayat gerçek manasına ulaşır korkusuzca… ama yoğun bir içsel yolculuk ister sahte beni yenmek.. vazgeçiş ister, emek ister, aşk ister maneviyata dair.

Yaradan’a inancı tam olduğunu zikreden, iman ve ibadette çaba içinde olan dostlarıma sorarım, korktuklarında, kaygılandıklarında ve hatta kendime sorarım sık sık. ‘Yaratıcı’ya inanmak güven ile başlar, teslimiyet ile güçlenir. Neden bu korku, çekince, kaygı, serzeniş?? İnanan insan, teslim olandır güvenendir sınırsız güce. Bilir ki O, gönül gözüyle görüp, kalp sesiyle konuşup, ruhu ile teslim olduğu zaman Tanrı’nın korumasındadır sonsuza değin. Şer gibi görünen hayır gibi gelecektir hayatına. Korku teslim olmamaktır, güvenmemektir, yeterince inanmamaktır Yüce Yaradan’a.

Korkan insan vazgeçemez tutunur, hayatındaki tüm tortulara, olumsuzluklara, kaygılara tutunur. Tanrı’nın bahşettiği içindeki mucizevi güce kör bakar, hissedemez onun hepimizin üstündekiyüce elini. Kaygılanan insan, O’nun,tüm yarattıklarınakendinden,tıpkı okyanusun tek damlasının muhtevasının  okyanusun tamamına eşitliği gibi bir parçabahşettiğini,  o mucizevi parçayı hissettiği an, içindekisonsuz güç ve huzur halini yakalayacağını bilemez.

İşte bu gücü keşfeden çok az insan gerçek mutluluğu yakalamıştır, tevekkül ile, cesaret ile… Ne zaman cesaret ile yürüyeceklerini korkusuzca, ne zaman teslim olacaklarını tevekkül ile, hep bilmişlerdir gönül bahçelerinde. Ne zaman vazgeçebileceklerini de bilmişlerdir kalp seslerinde.

Bazen vazgeçmek gerekir hiç vazgeçemediklerimizden. Siz yolunuzda yürürken hayatın akışında, yaşamın sevdiğini severken direnmeden, kendinizle mücadeleyi bırakmışken tevekkül ile… onlar hala mücadele halindedir, kaygı içindedir. Cesaretleri yoktur yaşamın güzelliklerinde güven içinde var olmaya, yüreklerinin sesini dinlemeye, hayatın sevdiğini sevmeye. Onlar, hayata direnmektedir.. içsel yolculuğa direnmektedir.. yaşamın onlara sunduğu engin deneyimlere direnmektedir.. korkuyla. Bilmezler ki direnç mutsuzluktur, hayat ona rağmen değil onunla akmanızı ister.  Kendinde ve etrafında duygusal acıya sebep olan bu insanları geride bırakmak gerekir belki. Bağımlılıklardan arınmak gerekir özgürleşebilmek için. Vazgeçemediklerimizden belki de vazgeçmek gerekir düşünmeden. Yeni deneyimlere, yeni dostlara, yeni sevdiklere yer açabilmek içinyaşam yolculuğunda..gelişebilmek için büyüyebilmek içinmanevi alemde.

Hayatın anlam arayışı bu devinimle güçlenir, bu devinim ile güzelleşir.

O sebeple, hayatımızdan gidenlere kal dememek, sürecini tamamlamış deneyimlere, olaylara ve ilişkilere tutunmamak gerek.

Adım adım mutluluğa yürümek gerek.

Zincirleri kırmak gerek.

Kendimiz olmayan kendimizden vazgeçmek gerek.

Kendimiz olmaya cesaret etmek gerek.

Sahte Ben’in krallığını yıkmak gerek.

Gerçek Ben’e, ulaşmak gerek.

Hiçlikte var olmak, mutlu olmak gerek .

Bazende hiç olabilmek gerek.

Dünyaya istediğimiz cevapları verme özgürlüğünde olmak gerek.

Geride bırakabilmek gerek.

 

VAZGEÇEBİLMEKgerek.

 

‘Geride bırakmaya cesaret edin ve nasıl istiyorsanız öyle yaşayın. Bırakın içinizdeki dünya yoluna devam etsin’ GuyFinley.

Unutmayın Yüce Yaratıcı bizimle.

Sevgiyle kalın.