Ulusal Afet Yönetmeliği

22/04/2019 00:15 178

 

Günümüze kadar, güncelliğini korumuş deyimlerdendir “Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer.

Yeni kitabım için Gazetelerde yazdığım köşe yazıları ve TRT radyolarından yaptığım eski konuşmaları tekrar elden geçiriyorum.

Tabii o yazıları ve konuşma metinlerini teker teker okuyorum bu vesile ile.

Dikkatimi bir şey çekti.

Eğer tarihleri ortadan kaldırırsam; konular ve çözümleri nerede ise hiç değişmemiş.

Buna sizin de şahit olmanız için, sizlerle zaman zaman bu yazı ve konuşmaları paylaşmak istiyorum.

16 Nisan 2009 Perşembe günkü köşe yazım:

***

Tarih tekerrürden mi ibaret?

Bundan tam 6 yıl önce, yine bir Nisan ayı ortasında, Bahar Bayramı’nın, resmen kutlanıp kutlanmamasını tartışılıyordu.

Yine muhalefet 1 Mayıs’ın tatil ilan edilerek kutlanmasını istiyor, iktidar ile bazı çevreler de “Ülkenin yeteri kadar tatili var, gereksiz” diyerek buna itiraz ediyordu.

İşçi sendikaları kendilerince  1 Mayıs gündemini belirlemişlerdi.

Yine hükümet ve valiliğin izin vermemesine rağmen,Taksim’de toplanacaklar ve tüm ülkeye bunu konuşturacaklardı.

Beklenen olmadı.

“1 Mayıs İşçinin Bayramı” gündemin ikinci sırasına oturdu.

Çünkü o sabah, Bingöl’de 6.4 şiddetinde bir deprem olmuş ve bütün gözler oraya çevrilmişti.

İçinde bulunduğumuz günlerde, yine1 Mayıs’ın bayram ve tatil ilan edilmesi gündemde.

Ancak bu kez istek gerçekleşme aşamasında.

Başbakan’ın emri ile  İşçi ve Bahar Bayramı tatili de takvimimize girmek üzere.

Benim bir alışkanlığım var.

Yazmak istediğim konuda, daha önce yazmışlığım varsa on u tekrar okur ve içerisinden alıntılar yaparım.

Bu kez de öyle oldu.

1 Mayıs 2003 tarihinde TRT 1’de “1 Mayıs Çalışanın Bayramı ve Bingöl Depremi” başlıklı konuşmamı inceledim.

Çok da değişikliğe uğramadan bu günlere gelmişiz.

O yüzden hiç değişikliğe uğratmadan, ancak bazı bölümlerini atlayarak, alıntılar yapmak istiyorum, 6 yıl önceki konuşmamdan.

“Bu gün 1 Mayıs çalışanın bayramı.

O yüzden sohbete de “bahar ve işçi bayramı” sözleriyle başlamaya hazırlanmıştım.

Ancak sabahleyin erken saatlerde öğrendiğim “Bingöl’de deprem oldu” haberi üzerine yıllardır tekrarladığım birkaç ‘söz’den sonra çalışanın bayramına geçmek istiyorum.

Bu gün sabaha karşı 3.30 sıralarında 6.4 şiddeti ile sallanan Bingöl, aynen bundan öncekiler gibi depreme hazırlıksız yakalandı.

Yıkılan binalara bir bakın.

Yatılı Çeliksu İlköğretim Okulu yerle bir olmuş.

Bina sağlamken içerisinde 150 öğrenci varmış.

Maalesef 100 kadarı göçük altında.

Kaçı sağ çıkar bilinmez.

Bu depremde bir de Afet İşlerinden Sorumlu İl Müdürünün oturduğu binanın yıkıldığından söz ediliyor.

Diğerlerine örnek olması gereken devletin binası, ilk başta yıkılanlardan.

Ne kadar acı değil mi?

Edindiğimiz ilk bilgilere göre Bingöl Devlet Hastanesi de, böyle bir felakete karşı hazırlıklı değilmiş.

O yüzden yaralılar çevre illere götürülüyorlar.

Bingöl Belediye Başkanı Fevzi Karaaslan, kentte depremzedelere yardım yapabilecek AKUT ve benzeri hiçbir kuruluşun olmadığını açıkladı.

Artçı depremler devam ettiği halde, sığınacak yer bulamayan vatandaşlar, çok tehlikeli olmasına rağmen, hasarlı binaları kullanmaya devam ediyorlar.

Yılda bir defa , yıkıcı deprem olma ihtimali yüzde 60 olan ülkemizde, dünün deprem babası, bu günün milletvekili Ahmet Mete Işıkara sabah saatlerinde açıklıyor;

“Hala bir Ulusal Afet Yönetmeliği ve stratejimiz yok” diyor.

Ve çok acı bir gerçek; bu gün yıkılan binalar için devlet yardım yapamayacak. Yani zorunlu deprem sigortası DASK yaptırmamış olanlar, can kayıplarının dışında bir de maddi felaketlerle karşı karşıya kalacaklar.

Deprem acısının el verdiği sürece, elbet 1Mayıs İşçi Bayramı da kutlanacak”

Bazı şeyler değişmiyor.

İşçi hala 1 Mayıs Bayramı’nın ve tatilin peşinde.

Siyasetçi “ 1günlük tatile ne kadar oy toplarım” hesabında.

Vatandaş önüne ne konursa onu yiyor.

Işıkara ve onun gibi birkaç vazifeşinas’ın dışında hiç kimse “Yarı deprem olursa ne yaparız?”ı düşünmüyor.

Deprem öncesi ve sonrası ile bu konudaki eksiklerimizi tamamlamanın zamanı geldiğini hatırlamayacak mıyız hiçbir vesile ile.

  1 Mayıs dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan'ında, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.

***

Sahi hala; Ulusal Afet Yönetmeliği ve stratejimiz yok mu?

Ya da iyi duyurulamadı mı?