Tutkusu Özgürlük Olan Kadın AFİFE JALE

11/03/2019 20:43 382

‘Nefesi tutku olan kadın’ demiş yazar Osman BalcıgilAfife Jale için, yazdığı son romanında, bende bu cümleyi ‘tutkusu özgürlük olan kadın’ diye tamamladım içimden geldiğince…

 8 mart Dünya Kadınlar Günü haftasında Afife Jale demek istedim gönlümün yettiğince, kalemim döndüğünce.

Tarihe mal olmuş bazı ölümsüz karakterler vardır ki bir çoğumuz kendimizi buluruz satır aralarında, belki bende kendimce bir şeyler buldum Afife Jale’de..belki hürriyet sevdasında, belki tiyatro tutkusunda, belki de kendini arayışında. O dönemin şartlarına bakıldığında yürek ister Afife Jale olmak, cesaret ister en hasından. Belki korkusuzluğunu sevmemdi beni ona yakın hissettiren, okuduğum her anısında, hissettiğim her acısında. Belki bir zamanlar benimde tiyatroya sevdalanmamdı, üniversite tiyatrosunda oyuncu olduğum yıllardan geriye kalan anılarda. 

Aydın ve entelektüel bir dedenin, Doktor Sait Paşa’nın torunu, yobaz ve softa bir babanın Hidayet Bey’in kızı. O dedesinin torunu olmayı seçmiş, onun ışığında aydınlanmış, onun bağımsız ruhundaözgürleşmiş çocuk yaşından itibaren.

1902 yılında İstanbul Kadıköy’de doğan Afife, Türk Kadını’nın en cesur seslerindendir. Küçük yaşlarından itibaren, dönemin perde açan oyunlarını dedesi ile tiyatro salonlarının başköşesinden izlemiştir, babası hiç istemesede. Evde kendi kurduğu sahnede kuzenleri ile birlikte oyunlar sahnelemiş, aile efratını da seyirci yapmıştır kendine çocuk dünyasında.

Daha sonraları Kız Sanayi Mektebi’ne gönderilen Afife’nin aklı ve tutkusu hep tiyatrodaydı yine. 1918 lerde Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkması yasaktı. Yasak dinlemeyen ruhu ile Afife Darülbedai’de açılan tiyatro seçme sınavlarına girer ve başarılı olur. Sahneye çıkmasının mümkün olmadığını bile bile1 yılı aşkın süre tüm provalara katılırazimle, kararlılıkla,stajer kadrosu ile çalıştığı şehir tiyatrosunda. 1920’de ‘Yamalar’ adlı oyunun Eliza Binemeciyan adlı kadın oyuncusu yurt dışına kaçınca onun yerini Afife  alır oyunculuk yeteneği ile. Ve Jale takma ismi ile ilk kez sahneye çıkar yasaklara rağmen. Daha sonra ‘Tatlı Sır’ ve ‘Odalık’ oyunlarında ısrarla sahne alır, kaçıp kurtulduğu tüm polis baskınlarına rağmen. Uğradığı son baskında polisler tarafından yakalanır ve ‘dinini, milliyetini unutan kadın’ yakıştırması ile eziyet görür karakolda. Altı lisan bilmesine rağmen aydınlanamamış, şeriat yanlısı   Hidayet Bey, kızını ‘kötü ve ahlaksız kadın’ olmakla suçlayarak evlatlıktan reddeder. Bu arada Dahiliye Nezareti’nin verdiği emir ile Belediye, Afife Jale’nin ücretli görevine son vererek sahne yasağını uygulamaya koymak zorunda kalır.

Gidecek yeri olmayan, parasız pulsuz sokakta kalan sanatçı için yoksul ve kimsesiz hayatı başlamıştı artık. Çok genç yaşında yaşadığı bunalımlar, zorluklar, yasaklar ve ailesinin reddi, şiddetli ve önlenemeyen baş ağrılarını getirmiştir hayatına. Suriyeli bir eczacının morfin ile yanlış bir tedaviye başlaması sanatçıyı bağımlı yapmıştır istemeden.

Aradan geçen birkaç yıl sonra gizlice ‘Burhanettin Tepsi Kumpanyası’ ile Anadolu turnesine çıkmış ve temsiller vermiştir. 1923’den sonra ise Büyük Atatürk, önlerindeki her türlü engeli kaldırarak Türk Kadınlarını özgürleştirmiştir aydınlık Türkiye yolunda. Seçme ve seçilme hakkı kazandıkları gibi tiyatrolardaki sahne yasağı da kalkmıştır artık kadınlar için.

1928 yılında katıldığı bir konserde hayatının iki büyük aşkından biri olan Selahattin Pınar ile karşılaştı. Kısa süreli evliliklerinin ardından Pınar onlarca beste ve güfteye sığdıracaktır aşkını..müziğinin sesinde, tınısında yaşatacaktır Afife’yi, bitmeyen bir özlem ile son nefesine kadar.

Artık yasaklar değildi onu sahneden ve aşkından alıkoyan, istemeden bağımlı olduğu istesede kurtulamadığı iletti..

Yoksunluk ve yoksulluk içinde, kimsesiz ve terkedilmiş dünyasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde geçirdi kısacık ömrünün kalanını. Ve 39 yaşında dört kişinin katıldığı cenaze töreni ile hayata veda etti..adının ödüllere, sahnelere verileceğini bilemeden, Türk Tiyatrosu’nun efsane kadını olacağını anlayamadan.

Ve O, Selahattin Pınar’ın derin aşkının izlerinde kaldı günümüze gelen en güzel şarkılarda…

 

Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz

İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığın bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu ah
Daha önceleri neredeydiniz’

Selahattin Pınar

 

Sevgiyle olun, aşkla sevin.