TÜRKÜLERİ SEVDİM BEN AHÇİK’İN AŞKI’NDA, MUSTAFA’NIN SEVDASI’NDA…

28/05/2019 03:17 1219

 

Türküleri sevdim ben Anadolu’dan, Karadeniz’den, Ege’den gelen türküleri sevdim ben, fısıltılarını sevdim, acılarını sevdim, sevdalarını sevdim, ölümsüz aşklarını sevdim her mısra başında,her ezgi telinde. Hikayelerini sevdim hüznünde, derin kültüründe. Ama geç sevdim, geç vardım o tada… Geç kaldım diline, sözüne, nağmesine türkülerimizin. Keşkelerim yoktur pek, ama keşkelerimdendir türkülerle gerçek anlamda tanışmayı geciktirişim.

Dost sofralarında başladı türkülerin hikayesi gönlüme girmeye Bodrum Akşamları’nda… dostlarla terasta sabaha kadar söylenen ezgilerde başladı ruhumda derinleşmeye… doktor arkadaşlarım Filiz Çakır’ın sesinde, Tahir Çakır’ın derin hikayelerinde vücut buldu tüm türküler. Bengisu Çakır’ın nağmelerinde buluştu tüm sesler. Tıp doktorlarında genelde görülen sanata ilgi ve yetenek, bu doktorlar ailesinde de vücut bulmuştu en profesyonelinden, yanına edebiyatı da ekleyerek şiir tadında. Kıskandım mı? Evet kıskandım. Ezgilerle yüreğime atılan her düğümde kıskandım, yöresel gırtlaktan ruhuma yayılan her seste, her nefeste kıskandım…nasiplenemediğim için Tanrı vergisi bu yetenekten.

Ve bugünde, türkülerden dem vurmak istedim, siyasetin yıprattığı, ekonominin derinden sarstığı günlerde soluk olsun istedim türkülerimiz ve hikayeleri. Ve bir türkü seçtim kendime, ezgisine bayıldığım, hikayesine vurulduğum bir türkü ‘AHÇİK’. İlk olarak Elazığ’lı arkadaşlarımdan dinlemiştimyüreğimi yırtan hikayesini ve onlardan dinlemiştim iç yakan ezgisini bu Elazığ Türküsü’nün.

Türk genci Mustafa ve Ermeni kızı Ahçik, Müslüman Mustafa ve Hırıstiyan Ahçik. Aşk dinler mi ırk, millet! Aşk dinler mi din, mezhep! Harput’un koynunda, koyun koyuna büyüyen iki sevdalı genç. Aynı topraklar, aynı coğrafya, ortak kültürler, birbirine geçmiş hayatlar… var mı ötesi insan olmaktan gayrı. Kültür birlikteliği yaşanan o günlerde ayrı gayrıda pek yokmuş zaten. Müslümanların dini bayram ve özel günlerinde Ermeni tebaa saygı ile Müslümanlarla birlikte bayram kutlar. Ermeni bayram ve günlerinde Müslümanlar saygı ile kutlamalara eşlik eder. İşte o güzel günlerde başlamış evlilik hazırlıkları genç sevdalıların, durulmamış karşılarında, aşka gösterilen derin saygı ile…

Elazığ’daiki toplum arasında asırlarca süren bu özel ilişkiler,yıllarca varlık gösteren yabancı kolejlere sızan misyoner faaliyetleri ile nifak tohumları ekilerek,19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında tersine döndürülmüş. İngiltere, Fransa, Rusya ve ABD’nin kışkırtıcılığında Ermeni çeteleri kurulmuş, isyanları başlatılmış. Ahçik ile Mustafa’nın da ayrılık günleri yaklaşmış en acıklısından, en yaralısından.

Harput Kalesi Ahçik ve Mustafa’nın sevdasını kucaklamış tüm bedeninde, Buzluk Mağarası birbirlerine verdikleri sözlerin şahidi olmuş tüm gizeminde… her bir köşesine sevdalarını sürmüşler, sevgilerini dökmüşler, ruhlarını bırakmışlar, umutsuzca umutlanarak.

Osmanlı Devleti, isyanlarınönünü alamayınca tehcir kanunu çıkartmak zorunda kalır. Bu kanunAhçik ile Mustafa’nın ayrılık kanunudur. Ahçik, ailesi ile Harput’tan ayrılır yüreğindeki korun ateşiyle, gönlündeki sevdasının aleviyle… ruhunu Harput’ta bırakarak. Artık Kale’ye tek başına giden Mustafa’nın, Kale’den baktığı ufuklarda gözü hep arar Ahçik’i, dili hep söyler Ahçik’i, gönlü hep özler Ahçik’i… derin acısıyla yüreğinde… ve söyler yürekten, ve söyler gönülden, ve söyler derinden:

‘Ahçik’i yolladım urum eline

Eser bad-ı sabah zülfün teline

Gel seni götürem İslam içine

Başımı sevdaya salan o Ahçik

Aman o Ahçik civan o Ahçik

Vardım kiliseye baktım haçına

Gönlümü bağladım sırma saçına

Gel seni götürem İslam içine

Başımı sevdaya salan o Ahçik

Aman o Ahçik civan o Ahçik

Vardım kiliseye haç suda döner

Dinimden dönersem el beni kınar

Mustafa bu aşka nice bir yanar

Başımı sevdaya salan o Ahçik’.

Belki artık bu sözleri Mustafa’dan duyamazsınız ama türküsünü Erkan Oğur’dan en içlisinden, en duygulusundan, en gerçeğinden dinlersiniz yüreğinizin her köşesi ağlayarak.

4 bin yıllık tarihe sahip Harput Antik Kenti daha ne hikayeler barındırıyordur zengin kültür mirasında, ne aşk hikayelerine tanıklık etmiştir endamının her güzelliğinde… okumak lazım tüm ağıtlarında, türkülerinde, bilmeklazım medeniyetinin tüm zenginliğinde.

Elazığlı Gazeteci-Yazar Yücel Çakmak’ın 2007’de yazdığı romanından okumak lazım belki de Ahçik’i, Harput’u, Ermeni Tehciri’nin bilinmeyen yüzlerini, 1915’i…

Sevgiyle kalın…