TÖVBE

11/02/2019 22:39 815

Bilerek yada bilmeyerek günaha giriyoruz, hata yapıyoruz. Bu herkesin başına gelebilen, kaçınılmaz bir durum. Hata işleme, günaha girme kötü bir şey. Ama, bunlardan ders çıkarabilenler içinse bir fırsat vesilesi. Ne yazık ki, bunu yapanların sayısı çok az.

         Tövbe; kişinin hatasını, günahını, suçunu anlayarak, pişmanlık duyması, Yüce Tanrı’dan özür dileyip, bağışlanmayı dilemesi, sonrada bir daha yapmayacağına dair söz vermesi, yemin etmesidir.

         Beden nasıl su ile, gönüller göz yaşı ile temizleniyorsa, ruhta tövbe ile günahlarından-hatalarındantemizlenir, arınır.

         Tövbe ile ilgili Şeyh Abdurrahman Ruhi’nin dedikleri:

Tevbe ya Rabbi, hata rahına gittiklerime

Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime

Tevbe edene tevbekar yada tövbekar denir. Yemin ettiği halde, tövbesini azda olsa, bozanlar oluyor. Buda, onların bir sorunu. Yapacak bir şey yok.

Eskiler cemaziyül evvel ayına büyük tövbe, cemaziyül ahir ayına da küçük tövbe ayı demişler. Neden böyle demişler, ben nedenini  bilmiyorum.

         Tövbe sadece sözle değil, kalple de yapılmalıdır. “Allah’ım işlediğim günahlardan, yaptığım kötülüklerden pişmanım. Tövbe ediyor, mağrifetini diliyorum ve bunun için sana yalvarıyorum”. Bu dille yapılan bir tövbe örneği.

         Bu söylenen tövbe sözleri, sadece ağızdan değil, kalptende dökülmelidir. Pişmanlık, üzüntü duygusu taşımayan, sadece dilden yapılan tövbenin, bir değeri ve önemi olamaz.

Hiç kimse, ben günah işlemedim. Niye tövbe edeyim diyemez, dememelidir de. Çünkü hiçbir kul, kusursuz olamaz, bilerek yada bilmeyerek günah ve hata işleyebilir. Kusursuz bir insan olan peygamberimiz Hz. Muhammed, günde 100 kere tövbe eder ve Allah’tan af dilermiş. Peygamberimiz gibi yüce ve hatadan münezzeh birisi tövbe ediyorsa, biz niye tövbe etmeyelim ki? Edelim, hem de sık sık.