TERÖRÜN EKONOMİYE ZARARLARI

21/05/2019 05:11 417

Terörün yoğun olarak yaşandığı ve yaşamın bir parçası olduğu ülkelerde, insanlar canlarının derdinde olduklarından, ekonomi ikinci plana atılır. Ekonomi önemlidir ama bir o kadar da önemsizdir. Can daha tatlıdır çünkü.

Türkiye gündem açısından çok dinamik ve değişken bir ülke. Gündem bir anda aniden değişiverir. Fakat seçimler bittikten sonra üzerinden 45 gün geçmesine karşın gündem değişmiyor, söylemler ise gittikçe sertleşiyor. Üzerine bir de ana muhalefet partisi liderine Linç girişimi, siyasal ortam sakinleyeceğine gittikçe sertleşiyor, uzlaşmasız bir hal alıyor. Önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler, bence yeni bir endişe kaynağı. Olayın biri bitmeden diğeri başlayabilir. Çünkü ekonomi verileri gittikçe umutsuzluk aşılıyor.

Toplum devamlı teyakkuz halinde kalır, bozuk olan toplumsal psikoloji daha da bozulur. Bir de siyasi suikast gerçekleştirilirse (büyük çoğunluğun sevdiği benimsediği bir siyasi kişi öldürülürse) işte o kaosa veya Türkiye’de hedeflenen iç savaşa evrilmedeki son nokta olur. Ondan sonra zaten belimizi doğrultamayız.

Bu olabilecek olan karışıklık ve kaos kimlere yarar? Kimler hangi ülkeler bu olacaklardan kazanç ve yarar sağlar? Görülmesi gereken budur.

Kurtuluş savaşı bitiminde Lozan’daki barış görüşmelerinin bir akşamında İsmet paşayı davet eden İngiliz ve Amerikan delegeleri, paşaya Türk heyeti ile çok çetin görüşmeler olduğunu, ülkesinin ise çok yıpratıcı bir savaştan yeni çıktığını, harap ve bitap durumdaki ülkenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini ancak paralarının olmadığını, sonuçta ihtiyaç duyulan paranın da kendilerinde olduğunu, kendilerinden para istenildiği zaman, o gün, kazanılan tüm kazanımların teker teker geri alınacağını, tüm açıklığı ile söylemişlerdi.

Evet maalesef biz dişimizle tırnağımızla binlerce şehit kanıyla sulanan bu topraklarda Cumhuriyeti 100 sene bile muhafaza edemedik.

Şu an ülke aynı Ata’mızın dediği gibi, dört bir yanı düşmanla sarılmış, gaflet ve dalalet içerisinde gerek yerli işbirlikçiler gerekse emperyalist güçler tarafından bölünüp parçalanma safhasına getirilmeye çalışılıyor.

Bu yönde türlü provokasyonlar, türlü komplo ve kumpaslar fiiliyata geçiriliyor. Ülke insanının arasına kin ve düşmanlık tohumları ekilip insanlar kutuplaştırılıyor. Aslında o operasyon bitti, insanlar birbirlerine karşı çoktan kutuplaştılar ve düşman hale getirildiler.

Bunun sayısız örneği yakın tarihimizde görülebilir.

Sivas’ta gerçekleştirilen Madımak olayı, Suruç’ta gerçekleştirilen onlarca gencin yaşamına mal olan acımasız bombalama, Ankara’da gerçekleşen Gar katliamı, gene Ankara Kızılay da ki bombalı araç patlaması ve en son Ankara Merasim sokakta gerçekleşen patlamalar ayrışmayı perçinledi ve insanları iyice bencilleştirip yabancılaştırdı. Ankara garının önünde olayın hemen ardından ölen insanlar için anma ve taziye adına oraya konan karanfilleri hırs ve nefretle tekmeleyen çiğneyen insanlar daha dün gibi.

Bugün 50-60 yıl öncesinin o birbirine tutkun, yardımsever iyi niyetli ve güzel insanları günümüzde artık maalesef yok. Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan cahil, ifadesi alınıp neredeyse taltif edilerek serbest bırakıldı. Yaşanan olayda ilginçtir hiç sanık yok. Üstüne üstlük, olayın üstü hemen kapatılıverdi. Hal buki olan biten çok ciddi bir olaydır. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde böyle bir şeyin olması düşünülemez bile.

Emperyal güçlerin hedefinde ki Türkiye’de bir iç savaş, iç karışıklık, kaos çıkması/çıkartılması hedefi var.
Bu gerçekleştiği anda ülke parça pinçik edilip darmadağın edilecek.

Son yağmalanacak emtialar, yağmalanacak ülke toprakları, emperyallerce paylaşılacak.

Ülkenin içinde bulunduğu gizli işgal açık askeri işgalle (Nato kanalıyla ülkeye müdahale(demokrasi getirilmesi)) yer değiştirecek.

Ülke insanı, emperyal çok uluslu şirketlerin kölesi haline getirilip yarı aç, yarı tok yaşar hale gelecekler. Ülkenin son kalan yeraltı ve yerüstü kaynakları yağmalanacak.

Sonunda Türkiye Cumhuriyeti değil Türkiye birleşik devletleri elde kalacak. O da bir sürü küçük devletçikler ile tümleşik görünecek.

Bu olanlardan sadece biz zararlı bizim haricimizdeki herkes kârlı çıkacak.

Eğer hala bu cahil ve yobaz kafada gitmeye devam edersek. Maalesef olacaklar bunlar.

Tarihten ders almak gerekir, Yugoslavya örneği yakın tarih. Bugün Yugoslavya diye bir ülke maalesef yok. O coğrafyada irili ufaklı bir sürü küçük devletçik var.

Aklımızı (tüm ülke olarak) başımıza almazsak süre gerçekten artık çok kısaldı. Önümüzdeki günler her bir kışkırtma ve provokasyona gebe.

Aklımızı kullanıp tuzağa düşmemeli çok ama çok dikkatli olmalıyız.

Umarım Önümüzdeki günlerde yaşayacağımız gelişmeler, kazasız belasız atlatılır.

Umarım siyasi bir risk gerçekleşmez.

Umarım YSK ülkenin mahvı anlamına gelebilecek bir karar vermez.

Ekonomi yürümediği için, umarım terör hortlamaz.

Umarım, 23 Nisan’da gelecekten beklentisi kalmayan ve başka bir ülkede okumak ve başka bir ülkenin vatandaşı olmak isteyen genç dimağlara biraz olsun umut aşılanır.

Umarım bu ülkenin en önemli zaferlerinden biri olan Çanakkale zaferinin yıldönümünde, Türklerin Çanakkale’deki anma/tören alanına girişleri bir daha asla yasaklanmaz.

Umarım artık gözümüzün önünü tüm netliği ile görür, tüm alınması gerekli tedbirleri gecikmeden alırız. Aziz vatanımızın ve kadim milletimizin, birlik beraberlik içinde kenetlenmesi, iç ve dış düşmanlara geçit vermemesi, en büyük dileğimizdir.

SON SÖZ:’’ EKONOMİNİN EN BÜYÜK ENGELİ, TERÖRDÜR.’’