SÜT ÜRETİM ve TÜKETİMİ

10/02/2019 23:09 295

Daha önce, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından inek sütünün 1,95 TL olacağı açıklanmıştı.

Açıklanan bu fiyat, belki süt üreticilerine biraz nefes aldırabilir.Ancak, sorunun çözümü,sürekli fiyat artışından geçmiyor.Sorun yapısal. Tüketici pahalıya süt tüketirken, süt inekçileri de para kazanamaz durumda,iflasın eşiğindedirler.

Süt maliyetlerin  çok altında pazarlanıyor.

Çiğ süt üreten çiftçi, para kazanamadığı için süt ineklerini kestiriyor.

Kesim devam ederse, süt ithalatı devreye girebilir. Kimileri süt ve ürünleri ithalatından bahis etmeye başladı bile.

Nedenlerine kısaca bir göz atalım mı?

Yeni Liberal Tarım Politikaları,Hayvancılıkta Nasıl Sahneye Kondu?

Batı (ABD/ABülkeleri), doğayı, iç ve dış emeği, aşırı bir şekilde sömürerek gereksinmesinden daha çok tarımsal ürün ve girdi stokları oluşturmuştu.

Bunlara pazar bulmak için çevre ülkelerinin tarımlarının çökertilmesi, bu bağlamda ellerinde aşırı stok durumuna gelmiş tarımsal ürün ve girdi stoklarına Pazar bulmak gerekiyordu. Bunun için Türkiye’de de çiftçilerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler para kazanamaz duruma getirildi.

Bu durum, hayvan yetiştiricilerini de olumsuz olarak etkiledi. Hayvan sayısı hızla düşmüştü.

Hayvan kalmayınca ithalatçılara gün doğdu. İthalat kapısı ardına kadar açıldı. Hayvancılık böyle kalkınır fikri, herkese aşılanmaya çalışıldı.

Hayvancılığın kalkındırılması için de sığırcılık öne çıkarıldı. Dünya Bankası aracılıyla sığırlar ithal edildi.

Daha sonra, 2008’in ikinci yarısında bu kez Avrupa’dan yağsız süt tozu ithaline izin verildi.

Bu yetmedi,buzağı maması altında  da daha düşük fiyatlarla kalitesiz süt tozu da  ithal edildi. Sanayiciler buna yönelince çiğ süt fiyatları, 35 kuruşa düşmüştü. Buna karşılık yem ve mazot gibi girdilerin fiyatı düşmedi,üstelik arttı.

Bu nedenle çiftçiler, 1 milyona yakın hayvanı kasaba göndermek zorunda kalmışlardı.

Girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle sektör, 2009 yılında ağır bedeller ödedi.Hayvan sayısı azalınca, önce kırmızı et,sonra süt krizi ortaya çıkmıştı.

Kırmızı et ve süt üretimi azalınca, 2010’dan itibaren  sıfır faizli kredileri devreye sokulmuştu.

Bununla birlikte  kredilerden gerçek çiftçiler yararlanamadı. İç piyasada hayvan bulamayan yeni çiftçiler ise dış piyasadan hayvan toplamaya yönelmişlerdi.

Kısaca, hayvan ithalatı sürekli bir duruma getirildi. Hayvancılıkta, ‘Doldur-Boşalt’ Politikası egemen oldu.

Günümüzde de benzer bir oyun, bu kez ot fiyatları gerekçe gösterilerek yeniden sahneye konuluyor.

Son aylarda kaba yem fiyatlarının yüzde100'ün üzerinde artış göstermesiyle zor günler yaşayan süt üreticisi,ineklerini kesimhaneye göndermeye başlamış durumda.

Saman ve ot fiyatları tavan yapmış vaziyette.Yurdumuzda  adeta yem karaborsası başlamıştır.

Ot ve samanda spekülatif hareketler söz konusudur.Saman ticaretiyle uğraşan kişiler bu ticaretten çok büyük rant sağlamaktadır.

Bu  konuya kayıtsız kalınması da  ülke hayvancılığına büyük darbe  vurmaktadır.

SÜTTE ÇIKIŞ YOLU NE OLABİLİR?

Sağlıklı kuşaklar için süt, yeterince tüketilmeli.Ancak  bunun için de öncelikle süt üreticilerinin sütlerini değer fiyata pazarlama olanağına sahip olmaları gerekiyor.Süt sığırcılarının içine düştüğü bunalımdan, sadece süte yapılacak desteklerle  çıkılması mümkün değil.Yukarıda da değinildiği üzere yapısal değişiklikler gerekli.

Çıkış yolu, küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerinin dirliğini artıracak önlemlerden geçiyor. Bunlar neler? Biraz açalım;

*Krediler, tarım dışı sektöre ve büyük çiftçilere değil, küçük ve orta ölçekli işletmelere verilmeli. Girdilerden KDV ve ÖTV alınmamalı.

*Kooperatifler aracılığıyla üreticileri sanayici yapılmalı.Katma değer ,ancak bu şekilde üretende kalabilir.Aksi durumda üreticilerin oligopol duruma gelmiş sanayicilerle başa çıkmaları olası olamaz. Kooperatiflerin  ürettikleri malların KDV’leri  de düşürülmeli.

*Çiftçilerin kooperatifler aracılığıyla mallarını pazarlamaları için satış yerleri sağlanmalı.

*Özelleştirilen Tarımsal KİT’ler yeniden kamulaştırılmalı. Bu amaç için siyaset yapanlar ve iktidar yönlendirilmeli .Yem Ofisi kurulmalı (Günümüzde gözlemlenen kaba yem fiyatlarındaki artış kurgusaldır.)

*Kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadele yapılmalı.

*Hayvan dahil,  her türlü tarımsal ürünlerin ithalatı engellenmeli.

Özetle; Günümüzde tarım kesiminde  yaşanan kriz, salt süt sığırcılığı  ile sınırlı değil. Mesele, çiftçilerimizin  ürettikleri tarım ürünlerini, değer fiyatına pazarlayamamalarıdır. Tarım kesimi adeta sahipsiz. Her dönem değişen tarım politikaları, başta ABD ve AB ülkelerinin sürekli Türk Tarımını yönlendirme baskılarına boyun eğme, çözüm önerilerinin dikkate alınmaması gibi faktörler, çiftçilerimizin sıkıntılarının devamına yola açmaya devam etmektedir.

SON SÖZ:’’ MALİYET, ÜRETİM ve SATIŞ DENGESİ KURULMALI.’’