Sosyal Belediyecilik Yaklaşımında Madde Bağımlılığı

29/10/2018 21:38 2715

Merhaba, Sevgili Okurlarımız,

Geçen Salı ilk yazımda,  birbirimizi tanıma buluşmasından sonra, ikinci randevumuzda hangi konuya değineceğimi, ev-fakülte arası araç kullanırken zihnimde sıraladım. Akademik, teknik bir yazı mı?, siyasi mi?, gündem mi? olsun bugünkü dertleşme diye düşünürken, annelik içgüdüm ağır bastı ve  Adana’mızdaki madde bağımlısı gençlerin, çocukların ve annelerinin  sesi olmak geldi içimden!!

Madde Bağımlılığı… kentin, ülkenin ve dünya gençliğinin yerel ve global kanayan yarası!!

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nce (TUBİM) 2017 verileri kullanılarak hazırlanan 2018 Uyuşturucu Raporu’na göre, üzülerek belirtirim ki, madde bağımlısı ve yatarak tedavi gören hastaların ikamet ettiği ilk 10 il, İstanbul, Adana, Gaziantep, İçel, Bursa, Ankara, İzmir, Antalya, Konya, Denizli şeklinde sıralanmakta.. ve Adana İl’imiz ne yazık ki İstanbul gibi neredeyse bir Avrupa Ülke’sibüyüklüğündeki  metropolden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Sonuç itibarı ile çözüm aramak lazım..iyileştirmek lazım bu toplumsal yaramızı… kalemimiz yettiğince, sesimiz duyulduğunca..

Dünya’da, Gelişmiş Ülkeler, sosyal belediyecilik anlayışında, toplumsal sorunların çözümünde yerel yönetim uygulamalarına özel önem vermektedirler.  Öncelikle belediyeler, yöreye, kente, ve kentin demografik yapısına uygun sosyal politika araçları geliştirmelidir. Bu bağlamda, belediyelerin birinci önceliği ve görevi, kentlinin refah, huzur ve mutluluğunu arttırarak, sosyal sorunlara çözüm üretmek, sosyal barışı sağlamak ve sosyal kalkınmayı gerçekleştirmek olmalıdır. Bu görev ve sorumluluklar, yerel yönetimlere, başta 1982 anayasası olmak üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile verilmiştir. O halde yerel yönetimler, sosyal barışı tehlikeye sokan, sosyal kalkınmaya engel olan, toplumda sosyolojik ve psikolojik çöküntü yaratan, madde bağımlılığı problemine karşı, gençlerimize suçlu muamelesi yapan değil, onlara sahip çıkan  politikalar üretmelidir.

Elbette bu gençlerimiz masum, suçsuz, günahsız, çaresiz ve yardıma muhtaç! El vermek lazım, ses olmak lazım, kurtarmak lazım! Normal şartlar altında hangi genç bu batağa saplanmak ister. Ekonomik sıkıntılar, ailevi problemler, eğitimsizlik, kimsesizlik, sevgisizlik ve çoğunlukla da sahipsizlik gençlerimizi bu çıkmaz yola sürüklüyor zengin fakir ayırt etmeden. Elbetbirçok parametresi var bu yola girmenin! Kaygı düzeyi yükselmesi, manevi yoksunluk, maddi yoksunluk, parçalanmış aile, eğitimde eşitsizlik, uyuşturucu kartelleri ile mücadelede yetersizlik vb. etkenler evlatlarımızı bağımlılığın kucağına itiyor. Bütün bu etkenlerin hepsi önemli ama temel sorun, her konuda olduğu gibi ekonomiden kaynaklanıyor. Şimdi diyeceksiniz ki üst gelir düzeyin de de var bu problem, kesinlikle var, fakat oradaki dinamikler biraz daha farklı. İstatistikler, bu illete yakalanançocuk ve gençlerin alt ve üst düzey gelir grubunda seyrettiğini gösterse de, alt gelir grubundaki işsiz ve çaresiz gençler çoğunluk oluşturuyor. Tartışmayı uzatmak mümkün elbet. Ama bizim bugünkü temel arayışımız, bu konuda mücadelede ne yapmalı? Merkezi ve yerel yönetimler, sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışı ile çözüm üretebiliyor mu, kaynak ayırabiliyor mu bu kanayan yaramıza, eriyen yitip giden gençlerimize…gözü yaşlı ailelerimize… Maalesef Hayır..

Avrupa Ülkelerinde konuya çözüm yaklaşımlarına bakmak için uluslararası bilimsel makaleleri tarayıp,uzman görüşlerini de aldıktan sonra..gördüm ki, bizler bu çocuklarımıza sahip çıkamamışız, yetememişiz… anne olamamışız.. baba olamamışız.. Sosyal Devlet olamamışız… Sorumluyuz onlara karşı her şartta, her suçta, her oluşumda..

Öncelikli hedef gençleri bu batağa sürükleyen sebepleri sosyal devlet anlayışı ile ortadan kaldırmak olmalı,onları spor, müzik, sanat ile rehabilite etmeli, her tür sorunlarına eğilinmeli, ve her çocuğa, ergene, gence yeteneğine uygun eğitim imkânları sunabilmeli. Ailesinin sahip çıkamadığı çocuğa devlet sahip olabilmeli her türlü ihtiyacında, sorununda..Genç, enerjisini, üretimde, kendini geliştirmede kullanabilecek platformlar bulabilmeli ülkenin her köşesinde!

 Hiçbir ananın her ne şartta olursa olsun evladından vazgeçme lüksü yoktur!! Bu vatanın uyuşturucuya, teröre kurban verecek evlatları da yoktur!!

O halde, madde bağımlılığının pençesinde kıvranan gençlerimizi nasıl geri kazanmalıyız Sosyal Devlet ve Sosyal Belediyecilik anlayışı ile ? Bakın, gelişmiş ülkeler bu konuda nasıl mücadele ve tedavi yöntemleri uyguluyorlar, ve ülkemizde örnekleri var mı??

Avrupa Ülkeleri, madde bağımlısı genç ve çocukların tedavisinde artık klasik yöntemlerin dışına çıkarak uzun süreli tedavi amaçlı kombine edilmiş iyileştirme yöntemlerinin uygulandığı  ve sürekli takibin sağlandığı, madde bağımlısı’nın kişisel özellikleri ve ihtiyacına yönelik kişiye özgü özel tedavi programlarının uygulandığı, sosyal ihtiyaçlarının karşılandığı tedavinin her evresine özel yöntemlerin uygulandığı ve barınma imkanlarının da sağlandığı, özel yerleşim birimleri(Residentialtreatment model) oluşturmuştur. ‘Özel yerleşim bölgelerinde tedavi modelleri’ olarak da Türkçe’ye çevirebileceğimiz bu model,  madde bağımlıları için rehabilitasyon seçenekleri ve tedavi çeşitliliği sunuyor. Madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan  yaklaşımların değişik varyasyonları vardır, diyor konunun araştırmacıları.    Hiçbir zaman tek bir tedavi yönteminin yeterli gelemeyeceğini ve kişiye özel kombine tedavilerin daha iyi sonuç vereceğini ve sosyal, bilişsel, farmokolojik, terapötik çoklu tedavi kombinasyonlarının uygulanması ve bu uygulamaların da, özel yerleşim ve yaşam alanlarından oluşan Sağlık Köyleri veya Kampüsleri gibi yaşam ve barınma imkanları da sunan tedavi komplekslerinde gerçekleştirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyorlar Avrupa Bilim insanları ‘.Residentialtreatmentfordruguse in Europe’ adlı geniş kapsamlı çalışma raporlarında. Ayrıca tedavi sonrası nükslerin önüne geçmek için yıllar sürebilecek takip sürecini de sosyal entegrasyon ile kolaylaştıracak yöntem ve imkanları da sunuyor bu Sağlık Köyleri…

Çoğu Avrupa Ülkesi’nde kurulan bu tip tedavi kampüslerinin fonu, merkezi ve yerel yönetimler tarafından geliştirilen ortak finansman düzenlemesi kapsamında  Devlet tarafından karşılanıyor. Bazı ülkelerde ise madde bağımlıları tedaviye, imkanları dahilinde kişisel katkı koyuyorlar. Uygulamalar ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de temel yaklaşımları aynı. Hastaya özel tedavi planı, sürekli bakım, psikoterapi, grup terapisi, sosyal hayata kazandırma, eğitim, mesleki beceri edindirme, gönüllü kuruluşlarda çalışma fırsatları, tedavi sonrası takip ve izleme, iş edindirme ve topluma kaynaştırma.. Tedavi kampüslerinde yaşayarak, barınma imkanı da elde ederek, sosyalleşerek, eğitim alarak, meslek öğrenerek, çalışarak, topluma yeniden kazandırılan madde bağımlısı gençler tedavi bitiminde hemen yalnız bırakılmıyor, yeniden madde kullanımına başlama olasılığı düşünülerek (ki bu olasılık maalesef hep yüksektir), takibe alınıyor ve destekleyici tedavi sürdürülüyor uzunca seneler.

Bu  özel yerleşim bölgeleri, tedavi şekli ve ihtiyacına göre, toplum yerleşim tesisleri (Communityresidentialfacilities ) ve hastane bazlı yerleşimler (Hospital-basedfacilities) olmak üzere iki etapta yapılanmışlardır. Aşağıdaki Tablo  Avrupa Ülkeleri’nde oluşturulan,  madde bağımlılığı tedavisi için yapılanmış toplam 2500 bölgenin (Madde bağımlılığı tedavi ve takibi amaçlı kurulan  özel sağlık köylerinin) ülkelere göre dağılımını gösteriyor.

ÜLKE

toplum yerleşim tesisleri (Communityresidentialfacilities )

hastane bazlı yerleşimler (Hospital-basedfacilities)

TOPLAM SAYI

Belçika

14

17

31

Bulgaristan

5

15

20

Çek Cumhuriyeti

18

15

33

Danimarka

31

0

31

Almanya

320

0

320

Estonya

8

0

8

İrlanda

41

67

108

Yunanistan

11

1

12

İspanya

207

1

208

Fransa

44

0

44

Hırvatistan

30

0

30

İtalya

708

0

708

Güney Kıbrıs

2

1

3

Letonya

1

3

4

Litvanya

25

0

25

Lüksemburg

1

1

2

Macaristan

14

0

14

Malta

7

0

7

Hollanda

80

0

80

Avusturya

24

0

24

Polonya

79

0

79

Portekiz

68

0

68

Romanya

9

3

12

Slovenya

7

0

7

Slovakya

33

0

33

Finlandiya

75

n/a

75

İsviçre

311

0

311

Birleşik Krallık

120

18

138

Türkiye

Mevcut değil

Mevcut değil

Mevcut değil

Norveç

37

28

65

Toplam sayı

2 330

170

2 500

Kaynak: EMCDDA PAPERS I Residentialtreatmentfordruguse in Europe. SSN 2315-1463

Tablo’yu incelediğimizde, Avrupa’da 708 adet madde bağımlılığı tedavi köyü  ile İtalya birinci sırada, 320 adet madde bağımlılığı tedavi köyü  ile Almanya ikinci sırada yer almaktadır.Yavru Vatan’ımızın kapı komşusu Güney Kıbrıs’ın dahi 3 tedavi köyü ile madde bağımlısı gençlerine sahip çıktığını görmekteyiz tabloda. Tablo’daki Türkiye’miz satırında ‘mevcut değil’ ibaresi,  böylesi önemli konudaki eksiğimizi, yokluğumuzu iç acıtarak vurgulasa da, biz bu köşede bu önemli yokluğumuza dikkat çekeceğiz, var edeceğiz..

Gelin yerel seçimler yaklaşmışken bütün partilerin Büyük Şehir Belediye Başkan Adayları’ndan bu projeyi, bu modeli, bu köyü isteyelim kentimize..madde bağımlısı gençlerimiz için isteyelim, çaresiz aileleri için isteyelim, Adana’mız için isteyelim.. Ülkemizde bir ilke imza atalım, attıralım. Madde bağımlılarının , özel hastanesinde tedavi görerek, eğitim alarak, meslek öğrenerek, çalışarak, toplumsal ve sosyal entegrasyonu sağlanarak, rehabilite edilerek iyileşeceği içinde tüm tedavi birimlerinin, sosyal olanaklarının, eğitim ve iş imkanlarının  komplekslerinin olduğumadde bağımlıları için özel Sağlık Köyü’nü isteyelim Kentimize, Belediye Başkan Aday’larımızdan ve Milletvekillerimiz’den… Çare olalım çaresize, güçsüze, deva olalım kimsesize, zayıfın yanında olalım..

Adana’ya ihtiyaç fazlası konut inşaa ettirtmeyelimartık…yeşili yok edip beton ormanlarında ruh sağlığını bozmayalım, habitatlarını yok etmeyelim gelecek nesillerin… Özel proje alanlarıyla, Adana’nın eğitim, sağlık, sosyal donatı alanlarını güçlendirelim, sosyal yaralarına merhem olalım, istihdam yaratalım sokakta çare arayan, uyuşturucuya sığınan gençlere..yaratacaklara da evet diyelim, yaşanabilir bir kent için, sağlıklı mutlu nesiller için…. ADANA İÇİN!!

Sağlıcakla kalın, Sevgiyle olun…