SOKRATESve SİYASET

21/01/2019 23:21 2108

Sevgili Okurlarım,

Başlık yanıltmasın, sosyal bilimci değilim, sosyolog da, felsefeci de…liyakatave uzmanlığa da saygım sonsuzdur. Benimkisi sadece amatörce bir ilgi, düşünceler tarihi ve düşünürlere dair. Ve de inançları ve idealleri uğruna ölümü hiçe sayan cesurlara.

Hayat felsefemde cesaret beni etkileyen en önemli unsur olurken cesurlar da hep kalp atışlarımı hızlandırmıştır hayranlık ve sevgi ile…

Orta çağın karanlık felsefesini reddeden,‘Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar’sözleri ile din ticareti ve sömürüsüne korkusuzca karşı çıkan, ölüm kararını bildiren  yargıca‘ölümümü  bildirirken, siz benden daha çok korkuyorsunuz’diyerek ölüme meydan okuyan ve inançları, düşünceleri, idealleri uğruna diri diri yakılan İtalyan filozof GiordanoBruno;

15. Yüzyıl İngiltere’sinde taviz vermediği inançları uğruna ölüme giden ThomesMore;

15. Yüzyıl Türkiye’sinde ise aşk ve tasavvuf erbabı halk ozanı olan,inançları uğruna taviz vermeden ölüme yürüyenPir Sultan Abdal.

922’de  dünya düşünce tarihine  kara bir leke düşüren yargılama ile, Bağdat’ta yobazlar tarafından  akıllara ziyan işkence ile öldürülen,inandığı yolda boyun eğmeyerek cesaretin başka bir sınırsız örneğini gösteren spirütüalist yazar, mistik şair,sufiHallaç Mansur.

İnançları uğruna çarmıha gerilen Hz. İsa ve öldürülen Hz. Ali.

Dünya kahramanları olmuşlardır cesaretle sahip çıktıkları inanç sistemleri ve değerlerinde.

İdealleri yaşamlarının önünde giden, kendilerini insanlığa, sevgiye, topluma adamış cesaret abidesi bu filozof ve din adamları düşünce ve dinler tarihi sayfalarında haklı saygın yerlerini almışlardır insanlığın gönlünde taht kurarak.

Ben bugün,bu adanmış özel insanlardan, dünya düşünce tarihinin ilk lideri, felsefenin babası antik yunan filozofu Sokrates’i ve onu ölüme götüren felsefesini, ahlaki normlarını ve siyasete bakışını anlatmaya çalışacağım sizlere, kendi gönül penceremden.

Dünya nimetlerinden ve lüksten uzak yaşayan, tevazu sahibi, felsefeden başka uğraşı olmayan Sokrates başta öğrencisi Platon olmak üzere Yunan gençleri üzerinde hayranlık uyandıran özel bir etkiye sahipti. Kant, Sokrates’i ”aklın ideali” olarak tanımlarken, Hegel, ”bir insanlık kahramanı, gerçek bir filozof" olarak tanımlamıştır.

Bilindiği üzere hiç yazılı eser bırakmayan Sokrates, öğrencisi Platon’un eserlerinde ölümsüzleşmiştir, insanlık tarihinde yarattığı felsefesi ile.. Devamında her ne kadar kendi felsefesini oluştursa da, Sokrates ruhunu ve felsefesini yaşatmayı ilke edindi Platon ve  M.Ö. 4. yüzyılda Sokrates’in ölümünden  sonra Atina’da bugün ki üniversitenin ilk örneği olan Akademia’yı kurdu.

Aritmetik, geometri, astronomi ve politikabilen her zaman sorgulayıcı yaklaşımı ile tanınan ve sevilen bir sofist olanSokrates, Atina sokaklarında dolaşarak ve  karşılaştığı insanlarla konuşup gerçeği arayarak geçirdi ömrünü.

Yaşamın anlamı ve kendileri için gerçekten iyi olan üzerine, Atinalıları düşündürmeyi ve uyandırmayı misyon edindi kendine.

Ahlak ve  yaşam felsefesi olarak tanımlanabilen Sokrates Felsefesi, insanlara belli ahlak normları dayatmaz, standart yaşam yolusunmaz. O eleştiriye ve gelişmeye açık,  sabit kural ve yaşam kalıplarına hapsolmayan, aydın  çerçevede ahlak ve yaşam felsefesi sunar.‘Gerçekte doğru ve yanlış olan şey, insanların çoğunun doğru ve yanlış olarak düşündükleri şey olmak zorunda değildir’ sözleri ile Sokrates toplumsal tabuları doğru ve yanlış üzerinden sorgulamıştır diyaloglarında. Sığ bilgiyi aşarak gerçek ve derin bilgiye  ulaşma yolunda, bireyleri, davranışlarını ve yaşamsal temel inançlarını sorgulamaya çağırdı.

Sorgulamamış insanlar, sorgulanmamış  hayatlarında zenginlik, haz ve  şöhreti ilke edinen manevi gerçeklikten uzak madde insanları iken..sorgulayan insan, kendini bilen, kendini tanıyan, ruhuna özen gösteren mana insanıydı onun gözünde.

‘İyimser bir insan ayakkabıları çalınınca ayaklarım var ya diyebilen insandır’ sözleri  ileO, ısrarlamutlu yaşam için madde değil mananın önemini ve iyimserliği anlatmaya çalıştı döneminin Atina’sına.

Sokrates’in  anlayışındainsan,  beden ve  ruhtan meydana gelen,  maddi ve manevi boyutuolan bir varlıktır ve bu varlıktabeden sadece araçtır gerçek bir ruh karşısında.

‘Erdem bir bilgidir ve kimse bilerek kötülük yapmaz’ temel felsefesinde  bilgi ve eğitimi esas alan ve bilgiyi iyi, cehaleti kötü olarak  tanımlayan Sokrat her kötülüğün bilgi sanılan bilgisizlikten kaynaklandığını savundu. ‘Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın’ sözleriyle, toplumsal eğitimin gerekliliğine davet etti halkını.

Her zaman aklı öncelikleyen Sokrates,dogmalarla ve gelenekle değil, akıl filtrelerinden geçirdikleri kendi gerçekleriyle hareket etmelerini söyledi halkına.

Bilgiyi, eğitimi, hayatı sorgulayarak gelişmeyi ve öğrenmeyi daimi hayat düsturu olarak gören Sokrates’in siyasal yaşamda da bilgi, bilim ve liyakatın yanında olması kaçınılmazdı.

Sokrates’e göre kent-devlet yönetiminin, erdemliyani bilgili kişilerin elinde olması gereği mutlaktır.Demokrasinin temelleri antik Yunan’da atılmasına rağmen  Sokrates, demokrasinin eğitimli toplumların işi olduğuna, eğitimsiz toplumlarda ise aristokrasinin faydalı olacağına inanıyordu. Felsefenin ve demokrasinin antik yunanda doğmasına rağmen yine burada çatışması ilginçtir bir çok filozofun nazarında.

Platon’un diyaloglarında, Sokrates’in demokrasiye dair ciddi endişeleri belirir.

Sokrates’e göre devletin varlık sebebi iyilik ve adalettir ve hukuk  gereklidir. Ancak sorun devlette ve yasada değil devleti temsil eden, yasaları uygulayandadır.Bu sebeplerle, devlet yönetiminde liyakat ve ehliyet sahibi olmayanların, felsefi bilgelikten yoksun gerçek adaletin anlamını bilmeyen sıradan insanların, kent-devletleri yönetemeyeceği ve toplumlarımutlu edemeyeceği savı üzerinden demokrasiyi eleştirmiştir. Nasıl ki seyahat edeceğimiz geminin kaptanı, yolcularını sağlıkla taşıyabilmesi için işinin uzmanı olmalı ise ülkeyi yönetenlerde yönetim konusunda eğitimli ve donanımlı olmalıydı onun felsefesinde.

Atina’nın geleceğini ilgilendiren çok önemli uzmanlık gerektiren konularda, politikalarda, projelerde karar yetkisi ve devlet yönetimi için oy kullanmada, eğitimli,eğitimsiz, uzmanolan  veya olmayan bütün Atina vatandaşlarının eşit oy hakkı olmasını eleştirdi.

Sokrates’in, döneminde devleti yönetenlerin bilgisizliğini, politika konusundaki yetersizliklerini, yönetim uzmanlıklarının olmayışını ve bunun Atina kent-devletinin yıkımı olduğunu görmesi onun siyaset felsefesinde demokrasiden çok aristokrasiyi kabul edilebilir bir yönetim biçimi olarak kabul etmesine sebep oldu.

Sokrates bu savını soyluluküzerinden gerçekleştirmedi. Oy verme yetkisinin, verecekleri oy konusunda sorgulama yeteneği olan, eğitimli ve oy verme konusundaki kriterlerini kentin geleceği, toplumun refahı ve mutluluğu yönünde belirleme kapasitesine sahip insanlara verilmesi gerektiği savını dile getiriyordu. Aksi halde demokrasinin gerçek bir demokrasi olacağına inanmıyordu.
Sokrates’in amacı oy kullanma hakkının eğitimsiz insanların elinden alınmasından ziyade, tüm toplumun aynı standartlarda oy kullanması vevatandaşların oy kullanma tercihlerini kullanırken,belli eğitim kriterlerini sağlamasının esas alınmasını savunmasıdır. . Yani önemli tercihleri yapabilme potansiyellerini arttırmak için istisnasız her bireyin, bilim ile, bilgi ile, bilgelik ile eğitilmesidir savı.

Dünya ahlak felsefesinin kurucusu kabul edilen Sokrates M.Ö. 399 yılında, şehrin tanrılarına inanmamakla  onların yerine başka tanrılar koymakla ve gençliği zehirlemekle suçlanarak hakkında açılan davada ölüme mahkum edildi. Bütün davalarını takip eden Platon‘Sokrates'in Savunması’ adlı eserinde,diyaloglarla anlattı, hocasının savunmasını.

Aslında O kendini savunmadı, af da dilemedi, fikirlerini savundu,yargılandı zindana atıldı, zindanda koruma olmadığı halde suçlu gibi kaçmayı reddetti. Sohbet ettiği öğrencilerinin kaçma teklifini geri çevirdi, zehir içirilerek idam edildi.

Atinalılar yaptıkları hatanın farkına vardıklarında çok geçti, kendi topraklarında doğup büyüyen, dünya düşünce tarihinin başlangıç ismi, dünya felsefesinin babası Sokrates’i inanç ve düşünceleri uğruna ölüme yollamışlardı, o da idealleri uğrunacesaretle yürümüştüsonsuzluğa, bir adım bile geri atmadan inanç ve düşüncelerinden..

Antik çağdan bugüne gelindiğinde ise ülkemizde idealleri,  düşünceleri ve inançları uğruna  ölüme yürümek zorunda kalanentellektüellerimizi, aydınlarımızı, gazetecilerimizi, siyasilerimizi yazmaya şimdilik yüreğim el vermedi…

Düşünce’nin  suç olmadığı bir  dünya düzeni umudu ile sözlerimi noktalıyorum.

Sağlıkla olun sevgiyle kalın..