SOKRATES’TEN HAYAT DERSİ NİTELİĞİNDEKİ 10 ANEKDOT 2

12/07/2019 13:18 707

 

6- Sokrates ve Dostları:

Ünlü Yunan filozof Sokrates, her nasılsa bir ev yaptırmış.
Eş dost, merak etmiş nasıl bir ev diye…Görünce evi, kimse dememi, güzel olmuş diye…
Başlamışlar kusur bulmaya… Kimi içini beğenmemiş, ‘’kızmayın ama şanınıza layık değil, odaları’’ demişler…
Kimi cephesine laf etmiş; Karşıdan görünüşü çirkinmiş diye…Kimi odasına…
Hepsinin ortak görüşü de, bu evin çok dar oluşuymuş…Kim sığarmış canım bu ev denen kulübeye?
Koca Filozof Sokrates:
– Ah! Keşke bu evin alabileceği kadar Gerçek dostum olsa!
Bir ev dolusu gerçek dost nerede? Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan çok ne var bu dünyada? Veya tersi, dosttan az şey ne var bu dünya da?

7- Sokrates'ten Kendisini Ölüm Cezasına Çarptıran Yargıçlara:

Herkesin beklediği şey; suçlamaları reddetmesi veya af dilemesiydi. Ancak o, bunların yerine tanrılara ve yöneticilere -kötülük ve yanlışlıkları nedeniyle- meydan okumaya başlamıştı. Hatta yargılamanın sonucunu görüyor ve cezasını bile kendi kesiyordu:

-"Siz, güçlünün yanında yer alıp, onun kanun ya da kurallarıyla hüküm verecek ve beni belki de ölüm cezasına mahkûm edeceksiniz. Yargıcın görevi de zaten suçluyu bağışlamak değil, onun suçunu doğrulukla ölçüp hakkı olan cezayı vermektir. İnsan suçluysa cezasını çekmeli. Oysa ben, suçlu olmadığımı düşünüyorum. O zaman haksızlığa uğramış olacağım. Haksızlık yapan zalimdir ve bence zalimden merhamet dilenmek, acizliktir. Böyle bir davranış bana kendim, sizler ve devlet için çok utandırıcı görünüyor. Yani, sizden merhamet dilenmeyeceğim; çünkü zalimden af dilemeyi, savaş meydanlarında bir askerin düşman karşısında diz çöküşüne benzetiyor ve bunu aşağılanmak olarak görüyorum. İyi insana ne hayatta ne de öldükten sonra hiçbir kötülük diz çöktüremez."

8- Sokrates ve Öğrencisi…

Talebelerden biri Sokrates'e sormuş:
-Her kese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
-Evlat, demiş Sokrates, Bileyi taşı da keskin değildir ama, en sert demiri bile keskin eder…’’
9- Sokrates'in Vasiyeti:

-‘’Sizden dileyeceğim hâlâ bir şey daha var: Çocuklarım büyüdüklerinde, sizden isteğim şu ki; erdemden daha fazla zenginliğe veya başka bir şeye değer verirlerse onları cezalandırın… Veya benim sizinle uğraştığım gibi siz de onlarla uğraşın.

10- Sokrates ve Üçlü Filtre:

Eski Yunanda , Sokrates bilgiyi saklaması ve güvenilir insan olması sebebiyle, saygın, itibarlı bir değer de ün yapmıştı.. Bir gün büyük filozof, bir tanıdığına rastladı ve adam ona dedi ki:
-‘’Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?’’
Sokrates :

-‘’Bir dakika bekle. Bana bir şey söylemeden evvel, senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna “Üçlü Filtre Testi” deniyor…
Adam : Üçlü Filtre ? Diye şaşırdı…
Sokrates :

-‘’Doğru. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. Üçlü filtre testi dememin sebebini birazdan anlayacaksın. Şimdi birinci filtre; ‘Gerçek Filtresi’ Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla ‘Gerçek’olduğundan emin misin ?’’
Adam :

-‘’Hayır. Aslında bunu sadece duydum ve ….’’
Sokrates :

-‘’Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun…!!!

Şimdi ikinci filtreyi deneyelim:

‘İyilik Filtresini.’ Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey, iyi bir şey mi?
Adam:

-‘’Hayır, tam tersi…’’
Sokrates :

-‘’Öyleyse, onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı:

’İşe yararlılık filtresi.’ Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey, benim işime yarar mı?
Adam :

-‘’Hayır, pek değil.’’
Sokrates :

-‘’İyi, eğer bana söyleyeceğin şey, ‘Doğru Değil, İyi Değil, İşe Yarar ve Faydalı Değilse’ bana niye söyleyesin ki…???

Şimdi… Dönün, tarihe bir yolculuk yapın lütfen…M.Ö. 399’lu yıllar… Bir ahlak felsefecisi olan, Sokrates, aradan geçen bunca yıla rağmen, güncelliğini yitirmemiş olup, aksine bu gün, onun görüş ve öğretilerine daha çok ihtiyaç duyar hale gelmişiz… İnsanlık nereden nereye misali…

Arkadaşlıkmış, dostlukmuş…!!! Geçiniz efendim, geçiniz… Sosyal Medyaya bakın.! Asparagas haberler… Montajlamalar…Foto Shoplar… Asılsız, uydurma haber ve iftiralar… Yersiz suçlamalar… Adaletsizlik ve hakkaniyetsizlik, almış başını gidiyor… Nerede ise paraya ve güce tapınır olmuşuz… Her şey madde ile mevkii, makam ile menfaat ile ölçülür bir dünyada yaşıyoruz…Örfler, adetler, gelenekler, görenekler, ilkeler, prensipler, kriterler, liyakatler, doğruluklar, dürüstlükler, merhametler, adaletler, hakkaniyetler, şükür ve kanaatler, bir bir yok edildi…İnsanlıktan uzaklaşıp, teknolojinin esiri olduk. Çünkü, akıllı telefonlar, internet, bilgisayarlar ve bu gibi gelişmiş teknolojiler, insanlarda duygu kaybına yol açıyor. İnsan daha çok kendine dönük yaşıyor. Bireyselleşiyor… Tekil hayatlar öne çıkıyor. Haliyle de, bizi biz yapan değerlerimiz, önemini yitiriyor…

SON SÖZ: ‘’ TEKNOLOJİ HAYATI KOLAYLAŞTIR AMA, İNSANLARI DA BENCİLLEŞTİRİR…’’