SİYASET ve SİYASETÇİDEN BEKLENTİLER 3

18/09/2019 22:29 788

 

*Filozof Kral.

Platon, Devlet isimli kitabında toplumu, tarım ve ziraatla uğraşanlar, koruyucular/askerler ve yöneticiler olmak üzere 3’e ayırır. Hem fiziksel, hem de zihinsel olarak eğitilmiş, hakikatin peşinden gitmeyi amaç edinmiş, erdemli kişilerin başarabileceği devlet yönetimine, ancak filozof kralların; yani hem düşünmeyi, hem de adilce hükmetmeyi bilenlerin layık olduğunu ileri sürer. Platon bu fikre atfen; “Toplumlar, filozofların, kral, ya da kralların filozof olduğu güne kadar, rahat huzur yüzü görmeyeceklerdir demiştir.

Aristo (MÖ: 384-322) :

Batı düşüncesini en derinden etkileyen düşünür olan Aristo’nun siyaset anlayışı, onun “insan siyasi bir hayvandır” (zoon politikon) sözünde saklıdır. Aristo, bu sözüyle siyasetin insan doğasının bir parçası olduğunu ve insanın siyasetle uğraşmasının bir ahlak ve ödev anlayışı olduğunu dile getirmektedir. Polis içinde yaşayan her yurttaş siyasetle ilgilenmek zorundadır. Dolayısıyla Aristo, Siyaseti (Politika’yı) en yüce ve en anlamlı beşeri faaliyet ve insan mutluluğunu gerçekleştirme sanatı olarak tanımlamaktadır. Aristoteles’e göre asıl anlamda var olan ideal olan değil, tek tek var olanlardır. Dolayısıyla Aristoteles’in siyaset felsefesi de, onun temel felsefi düşüncelerine dayanır. Aristoteles siyaset felsefesini Politika adlı yapıtında sunar. Platon gibi ideal biçimlerin asıl anlamda var olanlar olduğunu düşünmediğinden, ideal bir devlet resmi çizmez. Bunun yerine tek tek var olanlara öncelik veren temel düşüncesinden hareketle var olan devlet (polis) ve yönetim biçimlerini eleştirir. Aristoteles’in toplum ve devlet anlayışı da onun insan anlayışına bağlıdır. Aristoteles’e göre insan her şeyden önce bir “zoon politikon”dur, toplumsal bir varlıktır. Bu insanın olanaklarını ancak bir toplum ve devlette gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Bu yüzden de insanın kendi olanaklarını gerçekleştirebilmesi açısından toplumsal düzenin ve devletin varlığı zorunludur.

Devletin varlık nedeni de erdemli yurttaşlar yetiştirmek, insanları erdem bakımından geliştirmektir. Yönetim biçimlerinin doğru ya da yanlış yönetimler olduğunu gösteren de göz önünde tuttukları amaçlarıdır. Devleti insanları erdemli kılmak amacına uygun yöneten yönetim biçimleri doğrudur. Aristoteles “Kendi gözlemlerimiz, bize, her devletin iyi bir amaçla kurulmuş bir topluluk olduğunu söyler” der (Aristoteles 2004, s. 7). Aristoteles’e göre devlet siyasal bir birlikteliktir, siyasal bir bütündür. Bütün birliktelikler bir iyiyi amaç edindiği için, her siyasal birliktelik ortak bir iyiyi amaç edinir ve bu ortak iyi de devlettir. Aristoteles’e göre devlet, en yüksek iyidir. Çünkü devlet, herkesin iyi yaşaması ya da ortak mutluluğu için vardır. İnsan doğası gereği hep bir iyiye yöneldiğinden, siyasal düzen olarak devletin ortaya çıkışı da doğal bir zorunluluk olmaktadır.

Devletin nedeni, insanın doğasına, insanın toplumsal bir varlık olmasına bağlıdır. İnsan doğası gereği, toplumsal bir varlık olduğundan, Aristoteles “Devletin doğası gereği var olan şeyler sınıfına girdiğini” söyler. İnsanın doğası gereği toplumsal varlık olması, insanın doğası gereği bir birlikteliğe yönelmesi anlamına gelir. Aristoteles’e göre insanı diğer hayvanlardan ayıran yönü, akıl sahibi olmasıdır. Akıl sahibi olan insan konuşan bir varlıktır. İnsanın bu doğası onu bir arada yaşamaya yöneltir. İnsan bütün olanaklarını bir arada yaşarken gerçekleştirebilir. Bu yüzden insanın bir arada yaşaması sonucu toplum oluşmuş, köyler ve şehir-devletler ortaya çıkmıştır. Aristoteles’e göre iki kişinin üreme amacıyla bir araya gelmesiyle aile oluşur. Ailelerin bir araya gelmesiyle köyler oluşur. Köylerin bir araya gelmesiyle de şehir-devletleri ortaya çıkar.

Devleti incelemek için önce onu oluşturan yurttaşları ele almak gereklidir. Çünkü “Devlet yurttaşların toplamıdır” (Aristoteles 2004, s. 70). Aristoteles tarafından devlet yurttaşlar topluluğu olarak tanımlanınca, yurttaşın ne olduğu sorusu sorulur. Aristoteles’e göre belli bir ülkede yaşamak bir insanı yurttaş yapmaz. Dava açma ve dava edilebilme hakkı da bir insanı yurttaş yapmaz. Yurttaşlardan oluşan birkaç kuşaktan gelmek de bir insanı yurttaş yapmaz.

Devam edecek…