SEVDA’M DEMİREL..

05/11/2018 20:40 299

 

Sevgili Okurlarım, Güzel Dostlarım,

Bu haftaki yazımın öznesi, Büyük Devlet Adamı, Barajlar Kralı, Türkiye Sevdalısı 9. Cumhurbaşkanımız  Süleyman Demirel.. 1 Kasım doğum günün dolayısı ile seni anmadan, anlatmadan geçmek olmazdı bu haftayı…

Bugün daha çok, yaşadığım, şahit olduğum kadarı ile, naçizane, İnsan Demirel’den bahsetmek istiyorum öncelikli olarak sizlere..

‘Hep beraber yaşam ağırlığının altından kalkmaya ve yaşamı daha güzelleştirmeye ihtiyacımız var’ S. Demirel.

Bu sözü sanırım onun hepimizin bildiği vizyonu’nun yanında, sevgi dolu ruhunu, birlik beraberlik ilkesini ve hayat felsefesini çok güzel özetlemiş tek cümlede.

İnce zekası, güçlü hafızası, nüktedanlığı, her daim şıklığı, demokrasi savaşı, Barajlar Kralı Demirel’i tanımlayan temel özellikleri olmuştur hep.. Ama o hep İslamköy’ünSülü’sü olmayı tercih etti, fötr şapkasını da, kara gözlüklerini de ayırmadı hiç yanından. Televizyonlara yansıyan bir jeneriğinde, şapkasını kapmak isteyen bir vatandaş ile tatlı çekişmesi hafızalarımıza kazınan en sevimli görüntülerinden oldu.. Onun bütün görüntülerinde, hallerinde vardı samimiyet, sevecenlik, insan sevgisi, ruh güzelliği..

Anılar canlanırken hayalimde gözlerim dolarak, onunla olan özel anılara yer vermek istedim daha çok..

Demokrat kökenli bir ailenin kızı olarak hep Demirel Sevdası ile büyüdüm çocukluğumda, dede evinin duvarlarını hep onun fotoğrafları süslerdi.. Dedem Kadir Gök, namı diğer ‘Gök Kadir Ağa’, Demokrat Parti’nin teşkilatlanmasında kurucu olarak görev almıştır Ceyhan’da.. ve ailemizde bu gelenek ve sevda hep var oldu.. Ama benim rahmetli ile ilk özel tanışmam  27 yaşımda iken Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde gerçekleşen, önceki 19 Mayıs Üniversitesi Rektör’lerinden Prof. Dr.Osman Çakır’ın ev sahipliğinde,  önceki YÖK Başkan’larından Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün, ve eşim KTÜ önceki Rektörü Prof. Dr. Türkay Tüdeş’in de  katıldığı küçük bir dost toplantısında gerçekleşti. Toplantı da bulunan tek hanım ben olduğumdan olacak, yakın korumalarına beni sordu ‘kim bu hanım kız’ diyerek..ve sonrasında kadına gösterdiği özel değer ve saygıdan, protokol kurallarının dışına çıkarak, oturma düzeninde yakınına aldırdı sandalyemi… Zaten çocukluktan Demirel Efsanesi ile büyümüşüm,hayranlığım bu zarafet  ve kibarlıkla birleşince ilk görüşte aşka dönüştü benimkisi.. O günden başlayıp aramızdan ayrılışına dek hiç kopmadı bu bağ ve sevda ailecek.. Ne zaman arasam Güniz Sokak’taki evini, yarım saat içinde kendi dönerdi telefona ‘Hoca Hanım gel bekliyorum’ diyen güzel sesiyle..  Son nefesine kadar halkı ile iç içe, milletinin sevgisi ile nefes alan 80 milyonluk koca ailenin bir ferdiydi o, ve o tek koca yüreğine 80 milyonun sevgisini sığdırırdı hiç eksilmeden..

Pozitif bilimi ve bilim insanlarını hep çok önemserdi hayatında, Üniversite Rektörleri ile aylık düzenli istişare toplantıları yapar, yeni projeler, buluşlar peşinde koşardı hep ‘Cumhuriyet’in Yüz Akı’diye tanımladığı Rektörleri ile Çankaya Köşkü’nde..

Eşim’in Rektörlük Atama yazısını yazdıktan sonra önce evden beni arayıp kutlaması, onun kadına verdiği değerin, atfettiği saygının en büyük göstergesi olmuştur benim için. Ayrıca bir çok seyahatinde şahit olduğum uçağı alana iner inmez yakın korumalarına ‘Nazmiye Hanım’ı arayın, biz sağ salim vardık’ demesi, derin etkilemiştir beni bir kadın olarak, eşine saygısı, bağlılığı, aşkı nezdinde..65 yıllık bir bağ ve aşkla sevdiği kadın hastalandığında kimselere emanet edemediğini ve çok büyük üzüntü yaşadığını da duymuşumdur hep Doktoru Tunçalp Hoca’dan. Kaç kişiye nasip olur ki Dünya’da bu kadar büyük aşk ve bağlılık.. Dedim ya onun farkı, değil sadece Devlet Adamlığı’nda, onun farkı adam gibi adamlığı’nda…

Kadın’a verdiği değerden bahsederken, bizzat kendisinin verdiği bir bilgiyi daha paylaşmak isterim. Rahmetli Demirel’in hayatı boyunca, üniversite de okuttuğu çalışkan ama fakir çocukları olurdu. Ve bu bursiyerleri belirlerken dört kriteri vardı 1. Çalışkan olmak, 2. Gelir düzeyi düşük olmak, 3. Kız Öğrenci olmak, 4. Tıp Fakültesi okumak.. ‘Kız çocuklarının doktor olması çok önemli’ benim için demişti ve uzun uzunda sebebini açıklamamıştı. Ama ben anlamıştım onun ruhundaki insani ve sevgi dolu aydın bakışı.. Özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerin ötekileştirilmiş kız çocuklarını Cumhuriyet’e ve Atatürk’e yakışır aydın ve başarılı kadınlar olarak yetiştirmenin ötesinde, kadındaki analık içgüdüsü ve sevgisinin Hekimlik mesleğinde daha güzel vücut bulacağını düşündüğünden böyle bir kriter belirlemişti kanımca. Sanırım bu sebepledir ki Doktoru Sevgili Aylin Cesur’a son nefesine kadar kendisini ve Nazmiye Hanım’ı emanet etmiştir sevgiyle.. Ve naçizane bu sebepledir ki kızım Tuvana’nın da, Üniversite Sınavı’nda Tıp Fakültesini kazandığını duyduğunda  sevgi ve mutlulukla kutlayıp, tıp fakültelerinde okuttuğu kendi kız çocuklarından bahsetmiştir gururla.. İnsan Demirel’i anlamak ve tanımak, bir kadın olarak benim için en az siyasi ve bürokratik hayatını tanımak kadar önemlidir. Bu yazıyı yazmadan önce duygularımı yakın bir dostuma bahsettiğimde bana hemen ‘  Abartmadan yaz’ demişti. Buradan ona sesleniyorum ‘abarttım işte.. hiç de pişman değilim J’. (dip not: buradaki abartıdan kasıt, Sayın Demirel’i olduğunun üzerinde tanımlamayı kastetmiyor, onun hiç ihtiyacı da yok bizim yüceltmemize o zaten başlı başına bir değer Türkiye için, Arkadaşımın kastettiği ‘abartı’ benim duygusallığımdıJ).

Bugün galiba içimde biriktirdiğim Demirel sevgisini ve anılarını anlatmaktan, onun icraatlarını ve Türk Siyasi Hayatı’nın son 50 yılına damga vuran Büyük Devlet Adam’lığını anlatmaya çok fırsat bulamayacağım gibi. Zaten böyle bir yazı da makale olup köşeye sığmaz ancak yazı dizisi olur.Hiç mi hataları yok  diyen sesinizi duyar gibiyim, elbette var… o da bir fani..ama Demirel’in vizyonu ve misyonundan gelen artılar benim için her zaman eksilerinin kat be kat üzerindedir.

Demokrasi mücadelesini hiç bırakmadı hayatı boyunca, sessizce gitti, ama hep demokrasinin gür sesi ile geri döndü Türkiye Sevdası’nı katarak yanına..

Barajlar Kralı, Su Müdürü Süleyman Demirel neler vermiş ülkemize, sevdasının yanında, kısaca bir göz atalım.

  • 30 yaşında Genel Müdür, 40 yaşında parti Genel Başkanı ve Başbakan olan Demirel 19651971 Başbakanlık döneminde, ortalama yıllık %7 lik büyüme ile,ülkenin GSMH’nı Dünya toplamının binde 7.43’ünden, binde 8.37’ye yükseltmiştir.
  • 12 haziran 1966 Fırat Nehri üzerine Keban Barajı’nın temelini atmıştır.
  • 5 Ekim 1967 Tokat Almus Barajı’nı hizmete açmıştır.
  • 29 Aralık 1966 Ambarlı santrali’ni hizmete açmıştır.
  • 29 Mayıs 1967 Kesikkaya Barajı ve Santrali’ni hizmete sunmuştur.
  • 20 Şubat 1970 İstanbul Boğaz Köprüsü’nün temelini atmıştır.

1965’de sadece 3 baraja sahip ülkemiz, 1980’e gelindiğinde artık 150 büyük baraj ve 200 küçük baraja sahiptir, sulama ve elektrik üretiminde.. 1965’de 508 köyümüz’de elektrik var, 1980’de 18345 köyümüz aydınlığa kavuşmuş. 1980 ihtilali ile yarım kalan projeleri:

  • GAP (Güneydoğu Anadolu Sulama Projesi)
  • DAP (Doğu Anadolu Sulama Projesi)
  • Büyük Konya Ovası Sulama Projesi
  • Iğdır, Çarşamba, Bursa, Manisa, Antalya, Aksaray, Aras Ovası, Menderes Havzası ve Ceyhan Havzası Sulama Projeleri.

Açtığı okullar, fakülteler, Bağkur’un yapılanması, havalimanları, camiler, hastaneler, demiryolları, daha sayamadığımız yüzlerce proje ile Büyük Proje adamıydı o.. Bu büyük mühendislik yapıları ve yatırımlarının o günün koşullarında gerçekleştiğini düşünürsek farkı anlamak zor olmaz sanırım. Sanayi atılımlarına girmiyorum bile..

Onun kalkınma misyonunda, işçi vardı, köylü vardı, kırsal kalkınma vardı, tarımsal sanayi vardı, milletin refahı vardı, ÜRETİM vardı..

Çok uzattım yine köşeyi..  Sevgili Savaş Çokduygulu bana kızmadanJ, son bir Demirel Anısı ile yazımı noktalamak istiyorum..

Ölümünden yaklaşık üç yıl kadar önce, ben ve çocuklarımın eşime hazırlayacağımız sürpriz bir doğum günü partisi için, kendisini, Hacettepe Üniversitesi  Rektörlerinden Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Ankara Üniversitesi  Rektörierinden Prof. Dr. Nusret Aras, Bayındırlık ve İskan önceki Bakanı Sayın Faruk Özak ve Gazi Üniversitesi  Rektörlerinden Prof. Dr. Rıza Ayhan’ında aralarında bulunduğu,kendisinin de sevdiği dostlarla olan aile kutlamasına davet etmiştim eve.. Ancak o günlerde rahatsızlığı ve bağışıklık sistemindeki zayıflama sebebi ile çok müsaade etmiyordu Sevgili Doktoru Aylin Cesur Hanım   kalabalıklara girip evden çıkmasına.. Tam,Fakülte’de derse girecekken Güniz Sokak’dan telefon geldi ve Rahmetli Cumhurbaşkanı’mız her zamanki davudi sesi ile ‘Hoca Hanım, çocukları al ve gel bekliyorum’ dedi, sevdalıyım ya heyecandan dilim tutuldu. Derhal Sayın Cumhurbaşkan’ım dedim ve dersi asistanıma bırakıp çocukları toparlayıp, Güniz Sokak’ın yolunu tuttum ve gözlerime inanamadım. Profesyonel kamera sistemi kurdurtmuş çalışma odasına, kendiside karşısına oturmuş, ‘gelin’ dedi bana ve çocuklara, ‘Türkay’ın doğum günü’ne buradan katılacağım’ diye belirttikten sonra ömür boyu aile yadigarı olarak saklayacağımız, kısa bir video kaydı hazırladı eşime. Ve herzaman ki nüktedanlığı ile sözlerini ‘Türkay’cım, 70. Doğumgününü de, 80. Doğum gününü de, 90. Doğum gününü de hep buradan kutlamak istiyorum, iyi ki doğdun, iyi ki doğdun, doğum günün kutlu olsun’ sözleri ile bitirdi kaydı. Biz o akşam sevgi ile gülerek o kaydı izledik dostlarla..o günden sonra,  Rahmetli, eşimin doğum gününü bir daha kutlayamadı, o gün dilediği gibi her yaşında. Ama biz onu bugün olduğu gibi, ailece her doğum gününde sevgi ile, minnetle, rahmetle, dua ile anıyoruz..anmaya da devam edeceğiz nefes aldığımız sürece…

Sağlıcakla kalın, sevgiyle olun…