SAVAŞIN İZLERİ

15/04/2018 22:05 222

Günler öncesinden yazıldı, çizildi, ha bu gün, ha yarın derken, sonunda beklenen oldu. ABD Şam’ı vurmaya hazırlanıyor beklentisi içinde, ABD, destekçileri İngiltere ve Fransa ile birlikte hareket ederek, Suriye’yi bombaladı. İsrail’i de unutmamak lazım.

Önce bir hatırlatma! Yıl 1939. Hitler Polonya’ya saldırmak için fırsat kolluyor, kışkırtıcı açıklamalar yapıyordu. Polonya ise sınıra asker yığmak şöyle dursun, muhtemel bir saldırıya karşı sınırdaki askerlerini müstahkem mevkilere çekiyordu. Hitler saldırmakta kararlı idi. Önce ordu içindeki tasfiye etmeyi düşündüğü asker ve subayları Polonya sınırındaki Alman karakoluna gönderdi. Sonra da, bir grubGestapo’ya Polonya askeri elbisesi giydirip, Polonya sınırından geçirip, Alman karakoluna saldırmaları sağlandı. Karakoldaki bütün Alman askerleri öldürüldü ve karakol yakılıp yıkıldı. Almanya ise bu olayı bahane ederek, Polonya’nın Almanya’ya saldırdığı gerekçesi ile Polanya’ya saldırdı.

ABD’nin yaptığı da bundan farklı değil.

Bu saldırının Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün Suriye’de incelemeler yapmasından önce gerçekleşmesi çok enteresan. Bıraksınlar heyet inceleme yapsın. Silah kullanılmış mı, kullanılmamış mı gidip incelesinler. ABD incelemeden bir şey çıkmayacağını biliyor. Günlerdir nükleer atıldı iddialarını yayıyorlar. Bari rezil olduk. ‘Vuralım’ düşüncesiyle hareketediyorla.

Suriye bugüne kadar inanılmaz katliamlar yaptı, cinayetler işledi. Hatta kimyasal silah kullandı. Hepsi savaş suçu olan şeylerdi, kimsenin kılı kıpırdamadı. Sormak gerek, peki neden şimdi? Daha önce neredeydiniz?

Size bundan sonra olacakları da söyleyelim:  Önce bir uyarı, geleceği mutlak anlamda Allah’tan başka kimse bilemez. Bizim  söyleyeceklerimiz kuvvetle muhtemel olan şeyler cümlesindendir. Yoksa yarın ne olacak? Bildiğimizden değil. Ama gelişmelere bakınca, tecrübe ve tarihi olayların akışı içinde, bazı değerlendirmeler yapmakta mümkün tabii ki.

Bu arada bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murad etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah bilir.

Biz Münbiç’te operasyonlara başlarken, ABD Şam’a girmeye hazırlanıyor. ABD 22 noktayı hedef alacak. Hedef alınan noktalar; hava, kara ve denizden vurulacak. Hedefte Humus, Şam, Tartus ve Hama ile birlikte Haseke, Deyrizor ve Rakka sınırları dahilinde yer alan askeri karargahlar ve üsler de var. ABD bu operasyonda yanına İsrail, İngiltere ve Fransa’yı da alıyor. Ve tabii bazı Arap rejimleri de bu koalisyonun tabii müttefiki rolünde. Ve tabii PYD ve bileşenleri. Hedefinde ise sadece Suriye Rejimi değil, Rusya, İran, Lübnan Hizbullah’ı ve DAEŞ diye etiketlenen örgütler de var. Türkiye’yi engelleme plânları da var!

Tartus’a dikkat! ABD Rusya’yı Tartus’tan çıkmaya zorluyor. Rusya Tartus’tan çekilecek olursa, donanmasının Akdeniz’deki varlığı sona erer. Rusların Kıbrıs Rum Kesimindeki üssü havaya uçuruldu. Elinde kalan tek üs,Tartus. O da giderse, bugün için kimse kalmıyor. Belki Akkuyu’dan dolaylı bir ikmal destek hattı kurulabilir mi? O zaman da NATO ile kriz yaşanabilir.

Son günlerdeki subliminal mesajların arkasında yatan gerçekleri bu olayla ilişkilendirmek mümkün. FETÖ’cülerin, “yakın gelecekte müjdeli haberler var” mesajlarının arkasında da bu “işgal operasyonu”  olabilir.

Peki sırada ne var? Hemen söyleyeyim, bu işin 2 ayağı var. Birincisi bölgenin yeniden dizaynı. 2’ncisi de, bu bölgede Rusya ile hesaplaşma. Rusya’nın Tartus’tan çıkarılması ve Putin’in Lahey’e gönderilmesi kadar gönderilmesine kadar uzayan bir süreç.

Bölgenin yeniden dizaynı derken; bu işin içinde Irak, Musul, Kürdistan(ABD’nin oluşturmaya çalıştığı), Suriye’nin bölünmesi, Lübnan’ın yeniden bir Hristiyan devlet olarak dizayn edilmesi, İsrail’in sınırlarının yeniden çizilmesi, Ürdün’ün sınırlarının Hicaz bölgesine doğru genişletilmesi de var.

Yani iş başa düştü. ABD’nin PYD ile yapamadığını, şimdi bölgedeki öteki dostlarını da yanına alarak yapmaya hazırlanıyor.

Burada en büyük bilinmez Türkiye’nin rolü ve konumu.

Bakın dövizdeki dalgalanma da bu konu ile alâkalı. Bu süreçte herkesin çok daha dikkatli olması gerekiyor.

Şunu da söylemekte yarar var: Bu kriz burada başlayıp, burada bitmeyecek. Yani Suriye’de kalmayacak. Bütün o eski Bilad-ı Şam ve Irak bölgesine doğru genişleyecek.

Türkiye ve İran’ın içeride olacaklara karşı hazırlıklı olması gerek. Operasyon Nisanın ikinci yarısının başında başlar gibi. Ve tabii Rusya’ya dikkat. İran ile Suudi Arabistan arasında çıkacak bir krize de dikkat etmek gerek. Bu konuda Yemen önemli. Mısır hep yedekte kalacak. Öyle anlaşılıyor.

Krizin 2. Etabında Balkanlar karışacak. Rusya’nın Balkanlar sınır bölgesi, Karadeniz havzası yanında Fergana’dan Rusya’ya doğru genişleyecek bir şiddet sarmalı bölgeyi cehenneme çevirebilir..

Yani Rusya “topyekûn bir saldırı” ile karşı karşıya kalabilir. Balkanlar, Kafkaslar ve Güney doğu kanadı. Hatta Baltıklarda ve Bering havzasında da askeri olarak baskı altına alınmaya çalışılabilir.. (Bu onların plânı). Aslında görünen o ki, yeni bir dünya savaşının eşiğindeyiz. Eğer yeni bir dünya savaşının dehşeti, tarafların gözünü korkutmayacak olsaydı, yani dehşet dengesinin taraflar için riskinin büyüklüğü bugün için bu savaşın önündeki en büyük engel olurdu.

Biz, tarihin yaşayan tanıklarıyız. Hiç kimse bu olup bitenleri görmezden, duymazdan, bilmezden gelme hakkına sahip değildir. Biz yaşadığımız zamanın ve mekanın şahitleri olacağız! Bugün bu gerçekler karşısında yapıp yapmadıklarımızla, ya kendi cennetimize sırtımızda tuğla taşıyor olacağız, ya da kendi, cehennemimize sırtımızda odun taşıyor olacağız. Adeta sınanıyoruz, imtihan oluyoruz. Rabbim ülkemizi her türlü savaştan ve kötülüklerden korusun.

SON SÖZ:  “Hak şerleri hayreyler / Sen sanma ki gayreyler / Arif anı seyreyler / Görelim mevlâm neyler / Neylerse güzel eyler. *İbrahim Hakkı*