SAVAŞA KARŞI ÇIKMAK

15/08/2019 02:40 357

 

Savaşa karşı çıkanlara hak vermemek mümkün mü? Ya da bunlara vatan haini damgası mı vurmalıyız? Neresinden bakılsa netameli bir konu. Bir taraf ta BARIŞ, diğer tarafta SAVAŞ…

Hangisini tercih edelim? Eminim ki %100’ yakınınız barış diyordur. Huzurun, güvenin, refahın ve özgürlüğün yaşanacağı alandır barış. Normal koşullarda kimse savaş istemez tabiiki.

Ama ne yazık ki, düşünüldüğü ya da arzu edildiği gibi olmuyor her şey. Şartlar, gelişmeler, koskoca Padişahları, Kralları ve İmparatorlukları dahi savaştırıyor.

İşte Ortadoğudaki durum bunun tipik bir örneğidir. Bunun adına ister petrol menfaati deyin, ister doğalgaz iştahı deyin, isterseniz askeri ve politik hegemonya deyin, sonuçta her şey çıkara, dayanıyor, güce dayanıyor. Coğrafi olarak dünyanın en hassas bölgesidir Ortadoğu…

Suriye sınırında savaş tamtamlarının kulak tırmalayıcı sesleri, her gün biraz daha yaklaşıyor. Stefan Zweig'ın tekrar okunmasının tam da zamanı. Çok sevdiğim; ‘Dünün Dünyası, Bir Avrupalının Anıları.’ (*)
İkinci kez okumakta yarar var. İkinci Dünya Savaşı'nın ilk yılları.
Stefan Zweig inandığı, savunduğu ne kadar değer varsa, hepsinin çiğnendiği, Hitler'in o korkunç dünyasından, Avrupa'dan son anda kaçabilmiş, Brezilya'da oturmuş kendi hayat hikayesini yazıyor. Dünya savaşının birincisinden sonra şimdi de ikincisine yakalanmış olan büyük yazar, çok derin bir hayal kırıklığı içindedir. Ama var gücüyle yazmaktadır:

Anlattıklarımızla bir gerçek kırıntısını bile bizden sonraki kuşağa ulaştırabilirsek, yine de boşuna yaşamış sayılmayız. Koca yazar elbette boşuna yaşamadı.
Zamanın trajedisi (**) nedir, nasıl tahammül edilir, acılarına daha kolay nasıl katlanılır, bu konularda çok yazdı. İnsan çok şey öğreniyor Stefan Zweig'dan.
Ama sonunda ne yazık ki 'zamanın trajedileri'ne direnemedi ve 1942'de henüz 60 yaşındayken Brezilya'da karısıyla birlikte intihar etti. Ama boşuna yaşamadı.
Bu dünyaya boşuna gelmedi. Ortadoğunun savaş tam tamları sesini yükseltirken, kitabını tekrar okuyorum.
Savaş çığlıklarının her yeri kapladığı, savaşa karşı çıkanların vatan haini damgasını yediği Birinci Dünya Savaşı'nın anababa günlerinde, "savaşa karşı savaşmak gerekiyor" diye sesini yükseltebiliyor, şunu da ekleyebiliyordu:

Sayısız kurbanlarla bir zafer kazanılsa bile değmez.

Kitabı yıllar önce ilk okuduğumda altını çizdiğim satırları bir kez daha okuyorum.

Savaşa karşı savaşmak gerekiyordu! Ana düşünce çoktandır kafamdaydı.
Savaşacağım düşmanı biliyordum. Ölüme ve acılara başkalarını göndermeyi yeğ tutan yalancı kahramanlıkla, yüzde yüz zafer palavrası savurup boğazlaşmayı uzatan vicdansız politika ve savaş önderlerinin ucuz iyimserliğiyle kiraladıkları hayhaycılar korosu arkalarında olanlarla- savaşacaktım. O savaş laf ebeleri'yle savaşacaktım.
Az buçuk kuşkulanan bir kişi, onların yurtseverlik alışverişini bozabilirdi.
Uyaran kişileri, karamsar diye horgörürlerdi. Savaşa karşı çıkan herkese vatan haini damgası yapıştırırlardı. Temkinli kişilere korkak, insancıllara yüreksiz deyip, felaket anında ne yapacağını şaşıran bu palavracılar sürüsü her yerde ve her zaman birdi.
Başından beri 'zafere’ inanmamıştım ve tek şeyi çok iyi anlamıştım:
Sayısız kurbanlarla bir zafer kazanılsa bile değmezdi.
Ama bu uyarmalarımla dostlar arasında tek başıma kalıyordum.

Tek başına kalsa bile oyunlarıyla, yazılarıyla savaşa karşı çıkabilen Stefan Zweig'ı saygıyla sevgiyle anıyorum.
Güney sınırlarımızdan savaş tamtamlarının sesleri her geçen gün daha çok kulaklarımıza çalınırken, bir kez daha şu altı noktayı vurgulamakta yarar görüyorum:

1. Savaşa karşıyım.
2. Çare, savaş değil barıştır.
3. Barış namlunun ucundan deği,l diyalogtan, masa başında müzakereden geçer.
4. Bütün bölge Kürtleriyle barış yollarında yürüyen bir Türkiye'nin içeride demokrasi ve hukuk alanı, dışarıda bölgesel nüfuz alanı genişler.
5. Savaş Türkiye'nin çıkmazlarını, siyasal ve ekonomik istikrarsızlıklarını derinleştirir.

6. Savaşı kazansanız bile, savaş yıkımdır. Maddi, manevi büyük yıkımdır.


https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2019/08/1565008810147-0000000064412-1.jpg*Stefan Zweig, Dünün Dünyası, Bir Avrupalının Anıları, Almanca aslından çeviren: Burhan Arpad, Can Yayınları, Birinci basım: 1985.

Evet günümüz de bu kitap mutlaka tekrar okunmalı. Okumamış olanlarda, mutlaka temin etmeli ve okumalı.

SON SÖZ:’’ MEZARLAR, VAZGEÇİLMEZLERLE DOLUDUR.’’