RÜYA GÖRMEK

14/05/2019 23:04 500

Rüya bu ya; geçen hafta Londra’da olan değerli dostlarımdan telefon aldım. Ülkelerinde gelinen çıkmazda neler yapılabilir konulu bir toplantı yapacaklarını söylediler. Anadolu gazete yazarlarından bir kişiyi davet etmek istemişler. Victor’un aklına ben gelmişim. Sarılmış telefona , ‘ Kemal, Çarşamba günkü toplantımıza davet etsek gelir misin ?’ dedi. Victor’u uzun senelerdir tanırdım. Sunday Times gazetesinde köşe yazarı olarak görev yapmaktadır. Kırk yıldır da arkadaşlığımız devam etmekte. İlk tanıştığımız günlerde, Daily News adlı gazetede, muhabir olarak çalışmaktaydı. Daha sonraları yazarlığa terfi etmişti. BBC de de bir ara muhabirlik yapmış, orada da çalışırken bağlarımızı hiç koparmamıştık.

Ankara’dan direk Londra uçağı olmadığından İstanbul aktarmalı bilet aldım. İstanbul’daki yeni hava alanına indik. Hava alanı açılalı 1 gün olmuş, kimse neyin nasıl olacağını bilmediğinden kaybolmamak adına İstanbul’daki transfer için yardım istedim. Uçaktan indiğimizde kapıda yanlarında elektrikli yürüyen sandalye olan yolcu yardımcıları ile karşılaştım. Gideceğim kapıya kadar beni götüreceklerini söylediler. Teşekkür ederek pilli tekerlekli sandalyeye bindim. Yola koyulduk. Sandalyeyi kullanan delikanlı ile başladık sohbete. ‘’Amca, bu hava alanı erken açıldı, her şey bitmemiş durumda. Hava alanının bitmesine daha bir kaç sene gerekir’’ demesinden, onlarında pek mutlu olmadıklarını anladım.’ Zaten uçaklara yakıtı Azerbaycan’ verecek. Hava alanı içindeki bütün satış mağazaları yabancıların. Sadece bir tane lokanta Recep beyin çocuklarınınmış.

Kanımca bu dükkanlar ve servisler için, bir sözleşme yapılmış olsa gerek ki, sözleşme adına alel acele bu hava limanı açılmış olduğunu düşünebilirsiniz. Salimen uçağa binip Londra yolunu tutarken, yeni İstanbul hava limanında boş uçak park yerlerinde onlarca 737 uçaklarının durduğunu seyretmek, ekonomi adına üzüntü duymamak elde değildi. Kalkış için bir pistin başına gittik, rüzgar yön değiştirdi izahı ile bir başka kalkış pistine yollandık.

Londra’da Victor ve Barry hava alanında beni karşıladılar. Otele gitmeden önce Westminister de gazetecilerin gittiği PRESS adlı bir Pub’a gittik. Etraf gazeteci dolu. Bende hemen konuşulan konunun içinde buldum kendimi. İngiltere’de BREXİT konusunda halk ve parlamento arasında oluşan sürtüşmeye, nasıl bir çözüm bulunacak diye herkes bir fikir atmakta idi ortaya . Ertesi günü yapacağımız toplantıya bir alıştırma niteliğinde idi bu tartışmalar. Charing Cross da ki PRESS Pub’da devam etti. Fazla bira içenlerden  kimileri tuvalet ihtiyaçlarını giderip döndüklerinde, içmeye devam etmekteydiler. Ortada konuşulan konularda halkın yeterince bilinçlenmediği için İngiliz halk,ı Avrupa birliğinden çıkma üzerine verdikleri kararlar, ülkeye zarar verecekti. Burada basının çok etkisi olduğunu söylemekteydiler. Halk konuda ince detayı bilmediklerinden, verdikleri olumsuz oyların konuyu nereye götüreceğinden habersiz oldukları tartışılmaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ülke meselelerinin bir PUB ortamında tartışılması beni yormaktaydı. Gecenin bir yarısında konuyu kapatmak mecburiyetinde kaldığımızda zaten Pub kapanma saatine gelmişdi. Ertesi günü beni otelden alacaklarını söylediler. Zaten yorgunluktan, oteldeki odama zor attım kendimi.

Ertesi günü beni alıp Westminister deki parlamento binasına götürdüler. Basın mensupları ile Başbakanın yapacağı konuşma için beyaz boyalı odada yerlerimizi aldık. Zarif bayan olan Teresa May gelip kürsüden samimi düşüncelerini paylaştı. Basının bu konuda önemli görevi olduğunu söyledi ve toplantıya gelenlere düşüncelerini sordu. Victor elini kaldırarak Türkiye’den bir misafir basın mensubu olduğunu ve bana söz verilmesini önererek beni işaret etti. Kibar bir Bayan başbakan olarak Teresa May, beni işaret ederek ‘ Yes Mr. Kemal ‘ diyerek benim düşüncelerimi sordu.

Bende, konunun basit bir işlem hatası olduğunu ifade ederek, zaten yeterince halk aydınlanmamış, belirsizlik ise küçük bir oranla olumsuzluğu göstermiş, Bu nedenle yöresel yargıçlardan bir kurul oluşturun, olumsuz oyları tekrar saysınlar ve sunucun ne olması gerektiğini de karar versinler, ancak  bu yargıçlara dikte edin, istediğiniz neticenin  çıkacağından emin olduğumu beyan ettim. ‘’Bakın biz bunu ülkemizdeki yerel yönetim seçimlerinde denedik. Sonuca neredeyse ulaşmış oluyoruz ‘’ dediğimde, salonda sessizlik hüküm sürdü. Başbakanın yeşil gözlerinde bir anda ışık yandığını hissettim. Barry ve Victor yanıma geldi ‘ Kemal,  bunu telefonda da bize söyleyebilirdin ‘ dediklerinde gözlerimde ve dudaklarımdaki gülümsemeyi anladılar. Uykudan uyandığımda, Onlara unuttum diyemedim. SON SÖZ: ‘’KELİN MERHEMİ OLSA, KENDİ BAŞINA SÜRER.’’