Rab – öğretim

04/10/2018 20:30 1020

 

Âlemlerin Rabbi olan Allah, sadece din kitaplarıyla öğretmez. Müzikle, sporla, sanatla öğretir.

Allah’ın elçilerini, yalnız nebiler ve Peygamberler olarak görmemek lazım. Hayatın her alanında kâşifler, bilim insanları, gönül erleri, Rabbin izni ve desteği ile bilinmeyen bir doğruyu getiren gayb kâşifleri elçiler olmuşlardır.

Rabbin elçileri yaşamın her dalında öncü olanlardır. Bir bilge köşe yazarı, gerçek bir entelektüel, Rabbin elçileri gibidirler; öğrenir ve öğretirler. Gerçek bilim adamları, Rabbin elçileri olarak, Allah’ın izni ile topluma hizmet ederler.

Mademki, gayb’ın anahtarı Allah’ın yanındadır, anahtar varsa kilit de vardır. Kilit varsa, açılacak kapı da vardır.

İşte tam burada, biz insanlar bir seçim yapmak durumundayız. Yaşamda gelip geçici olan o sürede, hangi rolü üstleneceğiz. Egolarımızın güdümünde bir ömrü “Ben” merkezli olarak mı tüketeceğiz, Yoksa Allah’tan niyaz edip, gayb kilidini açan gönül ve bilim erleri mi olacağız.

Rab ve Tekâmül

Ruh, insan olunca, Allah CC. Rab olmuştur.

Rabbin olduğu her yerde, uygulamaya dayalı eğitim söz konusudur.

Allah, insanı suçlar mı?

Yaratığı insanın, eksiklerini, zafiyetlerini zaten bilir. Suç olarak görünenler, tekâmülün bir parçası olarak, iyiyi ve kötüyü ortaya çıkaranlardır.

Kötü olmasaydı, iyi mutlak normal olurdu. Allah CC. Bizim hatalar yapacağımızı baştan bilerek, bağışlamıştır. Yaratıcı, insanı kutsal bir varlık olarak yaratıyor ve deneylerini de kutsal görüyor. Bunun bu şekilde olmasının belirtisi, insana şuur vermesidir. Bu şuur içinde idrakine göre tercihler yaparak, sonsuzlukta yol almasına izin vermesidir.

İnsan yaptığı yanlışların bedelini ödemez mi?

İnsan yaptığı yanlışın bedelini, yaşadığı sistem içinde ve sonrasında sonuna kadar ödüyor.

Allah, kulunun suçlarını baştan bağışlamış ve kulunun iyiliğini önde tutuyor.

Allah CC. kulunu her koşulda sever ve destekler. Allah insanları acı çektirmekten, cezalandırmaktan, hoşlanmaz. Sevap veya günah işlemek konusunda seçimi biz insanlar kendimiz yapıyoruz.  Yaptığımız her iş, iyi ya da kötü, kendimize geri dönüyor. Allah’ın en başından bağışlamış olması sistem içinde günahların serbest olduğu ve cezalandırılmayacağı anlamını çıkarmak, sistemi kavrayamamak anlamını taşır. Karmanda seçimi sen yaparsın, sonucuna sen katlanırsın. Bu ruhun “Etki-tepki yasası” olarak işler.

Allah’ın bağışlayıcı olması, başını ve sonunu biliyor olmasındandır.

Allah, soruları sorar. Cevaplar, insana kalmıştır.

Sağında ve solunda iki yazıcı melek ve bu meleklerin biri sürücü, öbürü yazıcı olarak görev yapıyor. Biri soruları soruyor, diğeri cevapları yazıyor. Her cevaba göre yeni sorular geliyor.

Allah CC. insana “Şah damarından yakın” olmayı melekleriyle, öz benliğin orta yerinde bulunarak sağlıyor.

İşte bu süreçle insan Tekâmül yolunda ilerliyor.

Tekâmül ve Ruhsallık

Tekâmül, insanın Rab tarafından belirlenmiş kavramları yaşayarak öğrenmesidir.

Kur-ana göre Tekâmül ifadesi, Hz. Âdem’in isimleri öğrenmesi olarak yer alır.

Ruh bedenlenince tekâmül süreci başlıyor. Tekâmül süreci bilincin gelişmesidir. Ruhun başlangıçta bilinci sıfırdır. Bedenlendikçe, yaşayarak öğrendikleriyle bilinç gittikçe artar.

Âdemden bu yana insan sonsuzluğu arıyor. Bu arayış ile Dünyaya düşüyor ve her türlü zorluk içinde öğrenmeye çalışıyor.

Allah’ı kavramadan, öğrenmeden, insan kendi varlığının da bilincinde olamaz. Allah’ın ruhundan üflendiği için Tanrısal olduğunun da farkına varamaz.

Yaşarken öğrenmek, öğrenirken bilinçlenmek, bilinçlendikçe dönüşmek tekâmül etmektir. Bu süreç Allah’ın sonsuz kere sonsuz bilimini öğrenerek, sonsuzluğu kavrama ve Allah’ı bilme sürecidir.

Allah sonsuzluğu öğretiyor insana ve insan hayal gücünün sınırlarını zorlayarak Allah’ı kavramaya çalışıyor.

Tekâmül bir dönüşüm işlemidir. Ruh tekâmül ettikçe, ruhun dalga titreşimi artar ve gittikçe hafiflerken, bilinci artar.