Portakal Çiçeği ve Adana Trafiği

08/04/2019 19:35 505

Araçlar arası bir diyalog…

Gazipaşa Bulvarı’nın Güney başlangıcında; bir dolmuş sürücüsü ile hemen yanındaki şeritte ilerlemeye çalışan ama bir türlü de ilerleyemeyen bir özel oto’nun sürücüsü sohbet ediyor;

Topel Dolmuşu’nun genç kaptanı, orta yaşlı takım elbiseli bey’e akıl veriyor;

“Abi; motorunu istop et bari. On dakikada bir, ancak bir araba boyu ilerleyebiliyoruz. Benzinine yazık”

Takım elbiseli gravatlı bey kafasını sağa sola sallıyor;

“Ne yapayım? Önümdeki araçla mesafem bir araba boyunu bulunca, arkamdaki korna çalıyor”

“Benim arabam seninki gibi ufak olsa, vitesi boşa alır, arabayı iterek ilerletirim”

“Sende yolcularına ittir”

“Trafik uzun süre tıkanınca yolcu molcu kalmadı bende. Herkes indi aşağıya”

“Paralarını geri mi verdin?”

“Yok abi verir miyim? Zaten canım yanmış bu tıkanmalardan. Fazla yakıt yakmaktan kar edemez olduk bu festival boyunca”

Bende şahidim. Gazipaşa bulvarında 100-150 metrelik mesafeyi, bir saate yakın zamanda aldık.

Bir de benim hikayemi dinleyin isterseniz;

Akkapı tarafından; Gazipaşa Bulvarındaki Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu’n un karşısındaki evime gitmek için önce “Dörtyol ağzı”na geldim. Belediyenin yanından  Atatürk Caddesi girişine izin vermedi trafik.

Sürdük Seyhan Oteli’nin önünden, eski müzeye doğru.

Merkez Park’ın önünden, Cevat Yurdakul Caddesine girdim.

Kasım Gülek köprüsünden Gazipaşa Bulvarına trafik izin vermedi.

Beni Kuzey’e doğru yönlendirdi.

Oysa evim Gazipaşa Bulvarının üzerinde.

Kasım Gülek Köprüsü’nden inince sola döndüm.

Tren altından geçmek istedim, trafik polisi bırakmadı.

Devam edip, valiliğin oraya yönlendim.

Oradan da İstasyona doğru bırakmadılar.

Çifte minareli Cami’nin oradan da sola dönemedik.

Celal Bayar Köprülü Kavşağı’ndan eski E-5’e çıktım.

Dörtyolağzı’ndan  Atatürk Caddesine girdim.

Kız Meslek Lisesine gelince, Atatürk Caddesine sokmadılar. Bir müddet Doğu’ya gittikten sonra, ara yollardan birini kullanarak Stadyum Caddesine çıktım.

Sanatçılar Parkı’nın yanından Gazipaşa Bulvarına giriş yaptım.     

Oradan Valiyolu kavşağı tahminen 200 metre kadar bir mesafe.

O mesafeyi tam bir saatte aldık.

Valiyolu kavşağından Batı yönüne döndüm.

Hemen sağdaki ilk köşe, benim evime çıkar.

Sevinçle oraya girdim.

Ancak Huzur Taksi’yi geçince  2 hususi otomobilin yol ortasına terk edilip bırakıldığını gördüm.

Tabi onları geçemedim.

Arkama da birkaç araba gelip dayandı.

Ortada sıkıştım.

Bir saat kadar arabanın içinde bekledim.

Sonra; parktaki araçlardan biri çıkınca, aracımı onun yerine park edip kilitledim,evime gittim.

Gece arabam orada kaldı.

Benim de aklım arabada.

***

Şimdi sormak istiyorum.

 Hiçbir şeyi ”en iyi” yapamayacak mıyız biz?

Birini yaparken, ötekini bozmak adetimiz oldu.

Başarılı bir “portakal çiçeği” karnavalı gerçekleştirdik, ama bu arada trafiğin içine ettik.

Özel ve ulaşım araçları festival boyunca , tabir yerinde ise kan kustular.

İnsanlar sabah çıktıkları evlerine ve iş yerlerine gidemediler.

Şehir içi yolcu otobüsleri ve minibüsler 100 metrelik mesafeleri 15-20dakikada geçemediler.

İnsanlar araç ile çıktıkları evlerine, aynı araçla geri dönemediler.

Arabalarını kilometrelerce uzaklara bırakmak zorunda kaldılar.

Bu arada bir sürü de kavga çıktı.

Daha fazla anlatmak istemiyorum…

Sinirlerim bozuluyor.