PEYAMİ SAFA ‘LAR  UNUTULMAMALI

05/11/2019 04:21 109

Üniversite yıllarında Dünya ve Türk Edebiyatı ile yakından ilgileniyordum. Lisedeki edebiyat hocalarım devrin en tanınmışlarından idi. Cevdet Kudret Solok , Fevziye Abdullah , Nurullah Ataç , Şükrü Kurgan gibi. 

O dönemde en beğendiğim Türk yazarlarından biri de Peyami Safa idi.

Peyami Safa , 1899 doğumlu. Babası tanınmış şairlerden İsmail Safa.  Babası çok erken yaşta öldüğü için, yetim olarak  büyümüş Peyami Safa . 8 yaşındayken , geçirdiği kemik hastalığı da,  onu derinden yaralamış. 9. Hariciye Koğuşu adıl romanında, bunun izleri var. 

Boğaziçi’ndeki bir okulda Fransızca-Psikoloji – pedagoji eğitimi görmüş ve bir süre bu okulda öğretmenlik yapmış .Fransızca’ dan çevirileri birçok gazetede yayınlanmış. 

Türkiye ‘de psikolojik romanın öncülerindendir. 9. Hariciye Koğuşu , Fatih Harbiye , Mahşer kitaplarında değerli l psikolojik analizler var. 

Yaşamını kalemi ile ve zorluklarla yürütmüş Peyami Safa. Edebi değeri olmayan Cingöz Recai gibi kitaplarında da,  Server Bedi mahlasını kullanmış. 

Türkçe’ yi en iyi kullananlardan biri. İlk kitabı sözde kızlar , 9. Hariciye Koğuşu onun otobiyografik romanı. Mahşer de, 1. Cihan savaşından sonra, toplumdaki ahlaki çöküşü anlatan bir roman.

           Fatih Harbiye ,  toplumun doğu kültürü ve yaşam tarzından, batı yaşam tarzına geçişini anlatan bir eser. 

Peyami Safa , mutsuz ve elemlerle dolu bir yaşam sürmüş. Ölümünden 3 ay önce de, biricik oğlu Merve’yi yitirmiş. Bu ölüm onu yıkmış , ruhen çökertmiş. 15 haziran 1961’de 62 yaşında bu dünyadan göç etmiş.

Abdullah Satoğlu onu , bir düşünür yazarımız , fikir ve elem abidesi olarak tanımlıyor. Bu görüşe aynen katılıyorum. Ama ne yazık ki , bu yazarımız yurtdışında tanınmıyor . günümüzde de tanıyanı , bileni yok yazık değil mi?