Özgürlük için güvenlik

01/01/2018 22:50 1466

Son günlerde Adana devlet erkini elinde bulunduran en yetkili vali ve emniyet müdürünü dinliyoruz. Ülke vatandaşları olarak bizlerin huzur ve güvenini ellerinde bulunduran ve bu uğurda şehitler veren devletimizin en önemli teşkilatlarından biri emniyet teşkilatıdır. Dün halkın bir ferdi olan bireyler, bu teşkilatta görev aldıklarında artık sorumluluk taşımaya başlarlar. Bayrağı sırayla teslim alırlar.

Üstelik şehit verirler. İnternetten incelemeye çalıştım ve gördüm ki, 1935 yılından bu yana emniyetimizin Adana şehitleri sayfalarında yer almış. Yanlış saymadıysam 2017 hariç 56 şehidimiz var. Konuştuğumuz il emniyet müdürü Sayın Selami Yıldız işte halkın huzur ve güveni için canını verip şehit olan, bir teşkilatın müdürü.

Üstelik ülkemiz emperyalizmin maşalarıyla ben bildim bileli savaşıyor. Uyuşturucu ve terör belası iç içe birbirini besliyor. Çete içinde çeteler sarmış ülkemizi. Sayın müdürümüzün ifadesiyle,Devlet kurumlarının Mahrem alanları olan, eğitim, askeriye, emniyet, yargı ve mit teşkilatlarında uzun yıllar örgütlenmelerle, içten içe bir örümceğin ağı gibi sarmalanmış. PKK gibi bilinen örgütlerle savaşırken, Feto denilen sinsi örgüt, siyasetçilerin kolaycı yaklaşımlarıyla, öngörüsü olan devlet görevlilerinin ikazlarıumursanmayarak, bu gün yaşanan acı olaylara gelmişiz.

İşte bu terör örgütlerine katılan yeni unsurlar, komşu ülkelerdeki savaşlarla ortaya çıktı. DEAŞ, PKK, YPG ve PYD ve belki de hepsi ile bağlantılı FETO örgütlenmesiyle savaş devam ediyor.

Bu savaş sadece güvenlik güçlerimizin savaşıyla ortadan kaldırılabilir mi?

Bu sorunun cevabının sayın müdürümüzün konuşmalarından aldığım notlardan verilebilir düşüncesiyle, bu notları paylaşmak istiyorum.

Güvenlik olmadan, özgürlük-huzur-refah gelmez.

Terör nasıl hepimizin sorunuysa, uyuşturucu da terörü besleyen bir unsur ve geleceğimiz olan çocuklarımız açısından hepimizin sorunu.

Sadece emniyet güçlerimizin özverisi yetmez ve top yekûn bir savaş içinde olmalıyız.

Sivil toplum devletimizin en önemli paydaşıdır.

Ülkenin bölünmez bütünlüğü, vatandaşın can ve mal güvenliği bu birlikteliğin bilinciyle daha güvenli hale gelir.

Biz millet için varız. Kadim devlet geleneğimizde ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ sözü geçerlidir. Bu gelenek, açıklık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ile sürdürülebilir.

Merkeziyetçi-vatandaştan kopuk devlet anlayışı artık değişti. Hukuk devleti modeli devletimize karşı yürütülen asimetrik saldırılara rağmen değişmeyen bir devlet modelimiz olarak sürdürülüyor.Notlarımdan size aktarabildiklerim oldu.

Sonuç olarak ülkemiz ve yaşadığımız şehrimiz, zor günleri paylaşıyor. Ekmeğimizi, tuzumuzu 3-5 milyon misafirimizle paylaşıyoruz. Kendi çocuklarımızı alıp, ülkesine karşı bir örgütlenmenin içinde eriten, organizasyonların yıprattığı devletimizin kurumları, çok şükür ki hala ayaktalar. Bu çağda ülkemizde bir darbe girişimi olması hepimizi derinden yaralamıştı. ‘Her şeyde bir hayır vardır’ sözüne sarılmanın sanki tam zamanı. Bu darbe girişimi olmasaydı, ‘feto örgütünü bu denli açığa çıkarmak mümkün olmazdı’, diye düşünüyorum.

Ancak burada siyasetin alması gereken dersler var. Oy uğruna görmezden gelmenin, bir yerlere gelebilmek için şeytanla kol kola girmenin, ne kadar ülkeye zarar verdiğini artık anlamış olmalılar. Bir başka mesele, devlet içinde öngörü sahibi çok sayıda insanımızın, görmezden gelinmesi ve hatta onların uyarıları nedeniyle, çileler çekmesine göz yumulması meselesidir.

Hepimiz bu toprakların çocuklarıyız ve yaşam bir bakıma çok hızlı akıp gidiyor. Hiçbir şey ülkemizden ve özgürlüğümüzden önemli olamaz.