Önce Vatan

10/11/2018 19:27 511

 

Mondros Mütarekesi’nin iki maddesine dayanılarak işgal edilen Adana, kendi makus talihi ile, temeli o kara günlerde atılan Türkiye Cumhuriyeti’nin kara talihini yenmesine önemli bir rol oynamıştır.

Atatürk önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nın en önemli parçalarından biri olan bu “Yiğit Çukurova” Ulu Önder’e Kurtuluş Savaşı’nda bir meşale ışığı olmuştur.

Onun, kentimizi ilk ziyaretlerinden birinde söylediği şu sözler de bu ifadenin gerçekliliğini teyit eder.

“Acı günlere ait olmakla beraber, bu memlekete ait kıymetli bir hatırayı yad etmek istiyorum…Efendiler,bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur.

Demek ki; kabul edilebilir bir ifadeyle Kurtuluş Savaşı’nın fikri evresi, ulu önderin tabiri ile bu güzel memlekette, Adana’da doğmuştur.

Bugün, ülkesi ve milleti ile bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik, hür ve serbest kalmayı, milli kıvanç ve milli şuur haline getirmiş olan milletimizin en aziz varlığıdır.

Görünen bütün aksaklıklarımıza rağmen, uygarlık ve çağdaşlıkta Dünya ile yarışmaya devam ediyoruz.

İlkelerimiz ve devrimlerimiz, yolumuzu aydınlatıyor.

Güzel memleketimde elbette benim gibi düşünmeyenler de var.

Aykırılık; inan yapısının en temel özelliği olduğuna göre, bu konuda söylenecek fazla bir şey yok.

Elbette, Dünya’daki bütün siyasi sistemlerde de aykırı düşünceler mevcut.

Ancak bu sistemlerin içerisinde, sadece Demokrasiler “Aykırı Düşünceye” sistemin bir parçası gibi bakarlar.

Gerçek Demokratlar “Bizim gibi düşünmeyenler de renkli mozayiğimizin bir parçasıdırlar”diye düşünürler.

O yüzden, siyasi görüşleri ne olursa olsun tüm aydınlar ve siyasetçiler bütün güçleri ile, Cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği, hür ve serbest düzeni, koruma ve kollamaya mecburdurlar.

Bu vatanın toprağını bir daha böldürmemek hepimizin asli görevidir.

Ulu önder’in “vatan toprağı” ile ilgili bir anısı, her hatırlayışımda, beni mutlu bir hüzne götürür.

Cumhuriyet törenlerine katılmak üzere, yurdumuza gelen bir devlet adamına İstanbul’un tarihi ve doğal güzellikleri gezdirildikten sonra, yemek molası verilmek üzere Dolmabahçe Sarayı’na gelinmiş.

Denizdeki tekneden karaya çıkmak üzere, eliyle toprağa tutunarak yukarıya çıkmak isteyen yabancı konuğun zorlandığını gören Mustafa Kemal, ona elini uzatarak yardım teklif etmiş.

Ancak, eli toza bulanan İngiliz tereddüt etmiş;

“Efendim, elim kirlendi, sizin elinizi de kirletmeyeyim”

Gazi gülümsemiş;

“Haşmetmeap,memleketimin toprağının tozu benim elimi kirletmez”

Bu sözlere eklenecek ne var?

***

Huzur içinde uyu, ulu önder.

Sen ölmedin, kalbimizdesin…