ÖFKE VE MUTLULUK

05/10/2019 19:35 607

Sosyo-kültürel bir varlık olan insanın ömrü, toplum içinde geçiyor. O yüzden toplumla uyumlu olmak, toplumun kurallarına uymak zorundayız. Aksi halde dışlanır , yalnızlığa itiliriz.

            Yaşam mücadelesinde , her zaman sıkıntılar olacaktır. Görevimiz bunlara çare bulmak ve üstesinden gelmek. Öfkelenmek te böyle bir dert. Çok nedeni var öfkelenmenin, kimileri de doğuştan yatkın buna.

            Öfke, sağ duyudan , akıldan , doğru-dürüst düşünmeden yoksun, yıkıcı-yok edici – hatta öldürücü – korkunç , zararlı bir duygu. Üstelik kontrol edilmesi de çok zor.

            Öfke, insana seviye kaybettiren , geçici bir delilik , kötü bir huy. Çünkü öfkenin gözü kör ve öfkeli anlarda yapılanlar da bilinçsiz.

            Öfkesine yenik düşenler sonunda utanç ve pişmanlık duyar, özür dilemek  zorunda kalır ya da bedelini ağır bir biçimde öder.

            Hz. Muhammet ‘’ yiğit , insanların sırtını yere getiren değildir. Gerçek yiğit, öfke anında kendisine hakim olabilendir. ‘’ buyurmuş.

            Zamanla öfkeler birikir , dargınlığa , nefrete , kine , düşmanlığa dönüşür. Bu , çok daha kötü ve tehlikeli bir durum. Böyle biri içten içe kendini yer durur, huzursuzdur , mutsuzdur. Anlaşılıyor ki öfkeli dakikalarımız, mutluluğumuzu çalan hırsızlar gibi.

            Mutluluk , bir tefekkür gücü , bir duygu , bir ruh hali. İç huzuru , manevi doyum , paylaştıkça artan bir haslet.

            Devamlı bir mutlulukta yoktur ,olamazda . Bazen mutluluk dertlerin- sıkıntıların kısa bir süre için dinlenmesi değil de ne?

            Başarmak , işinden – uğraşından-yaptıklarından zevk almak , iyi bir isim , kalıcı eser bırakmak ta mutluluk.

            Mutluluk ; fazla hırsı olmayana , azla yetinene , paylaşmasını bilene, yüreği sevgiyle dolu olana daha yakın. Buna karşın, nefsine yenik düşene, kibirliye, korkağa, tembele, kindara hem uzak, hem de kapalı. 

            Öfkenin , mutluluğumuzu bozan bir davranış olduğunu bilerek yaşarsak, hem rahat ederiz , hem de huzur duyarız.