Nefis (Nefs) bahsi

08/11/2018 20:02 72

 

Şems-i Tebriz-i hazretlerinden…

Ruhumuz, dünya sarmalında dünyevileşip, hava, su, toprak, ateş, heves, tamah, şehvet gramerindeki elbiselerini giyip de, kendini orada konumlandırırsa, işte o’na nefis denir.

Genel kabulün aksine “Nefis”,

İçimizdeki ayrıksı bir varlık değildir.

Nefis, ruhumuzun dünyaya doğduğunda,

Hayatiyet kazanan potansiyellerinin toplamıdır.

O, potansiyel ki,

Mümkünler âlemindeki,

Kendi mümkün atımızı gerçekleştirebilmek için,

Hayata tutunan bilincimizdir.

Ya da benlik tasarımımızdır.

Ancak bu bilinç ve biliş düzeyi,

Alçak bir düzeydir.

Yemek, içmek, çiftleşmek, uyumak, eğlenmek,

Ve benzeri gibi…

Hayatiyet kazanan benlik,

Bu dünyanın gramerini ailesinden ve toplumdan öğrenir.

Dil, kültür, eğlence, örf ve adetler hepsi bunun içindedir.

Hatta din de bunun içinde yer alır.

Emaneten taşıdığımız ruh, daima ahdini bilir.

Ancak yaşam içinde atalarının dinine, diyanetine eklenerek,

Nur’u küllenir ve perdelenir.

Hakikatine dair bir unutkanlıkla, idraki sislenir.

Nefis,

Gönüllü ya da gönülsüz,

Bilerek ya da bilmeyerek,

Üzerimize aldığımız,

Perdeler silsilesi,

Ya da, engeller parkurudur.

İşte nefis bu dünyada,

Yani rüya içinde kendine bir dünya kurmaya çalışan,

Bir bilinç düzeyidir.

Bir başka deyişle nefis,

Ruhun yaşam enerjisini kullanarak,

Bu dünyanın tabiatında olan varlıkların,

Gram Atik yaşamına öykünür.

Bu uykudan hiç uyanmayacakmış gibi,

Gaflet içinde, doyumsuzluk sarmalında,

Öylece debelenir durur.

Uykudan uyanınca,

Birden esas dünyayı hissederiz.

Gözlerimizi ovuşturarak,

Algılamaya çalışırız.

Aynen bu dünya da ve ömrümüz de,

Bir rüya gibidir.

Bir gün ölünce,

Yine uykudan uyanmış gibi,

Hakikati yalın bir şekilde,

Şaşkınlık içinde birden anlayacağız.

Nefis bir gemi,

Dünyadaki verili ve serili mümkünler âlemi

Ve olasılıkları ise bir deniz,

Denizi gemiye alma, batar.

Gemini denizde yüzdür ki,

Selamet limanına varasın.

Nefs bir binektir.

Miracını arzuluyorsan,

Kendine Burak aramaya ne hacet,

O Burak, kendi nefsindir.

Yeter ki, nefsini ağırlıklarından kurtar.

O’nu Bezm-i Elest râhındaki (yolunda),

Saflığına eriştirip, arındırdığın zaman,

Yani o’nu ruhunun ikizi olabilecek kadar saflaştırarak,

O’nu ruhunla cem ettiğinde,

O’da sana Burak olur,

Miracında seni Rabbine götürür.

Bu nedenle,

“Nefsini bilen, Rabbini bilir”

Nefis, ruhumuzun dünyaya bakan yönüdür.

Nefis,

Kur-an ayetlerinde 300 yerde geçiyor. Bazı önemli ayetler;

Kur-an Kıyamet s.75/ 2. ayet,

Öyle değil. Kendisini kınayan benliğe de yemin ederim.

Kur-an Fecr s. 89/27-28 ayetler

Ey sükûna/huzura kavuşmuş benlik/insan. Dön Rabbine, razı etmiş ve razı edilmiş olarak.(seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!

Kur-an Şems s. 91/7-8-9-10 ayetler

Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene, ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene and olsun ki, benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur. Onu kirletip örtense kayba uğramıştır.(ziyan etmiştir)

Nefis, Eski Arapçada kan anlamındadır. (Nefis, Arapça da Nefs olarak yazılıyor ve bu kısımda nefs olarak devam edeceğim.)

Kur-an’da nefs; ruh, benlik, kişilik anlamlarında kullanılmaktadır.

Tasavvufta nefs; Benliğin ölümlü ve iğretiden ölümsüze doğru yükselişi için aşamaları olduğunu kabul eder. Nefsin mertebeleri olarak kabul edilen 7 aşama vardır.

Bunlar sırasıyla,

Emmâre (Kötülük emreden nefs), levvâme (Kınayan nefs), Mülhime (İlham alan nefs), Mutmaine (Sükûna ermiş nefs), Râziye (Allah’tan razı olan nefs), Marzıye (Razı olunan nefs), Kâmile (Olgunluğa ermiş nefs) olarak adlandırılır.

Nefs hem çirkin, hem de güzel sıfatların taşıyıcısı olabiliyor.

Kişilik bir bütündür. Bu nedenle insan içinde iki ayrı kuvvet merkezi kabul edilmemelidir. Kur-an tevhit anlayışı da, ikiliği kabul etmez.

O halde en güzel nefs tarifinde, benlik olarak ele alınmalıdır.

Benlik yüzünü ölümsüze ve güzele çevirdiğinde ruh,

Ölümlüye ve kötüye çevirdiğinde nefs adını alır.

Bu ifadeden İbn Arabî hazretlerinin eserinde nefsi,

“ Takva ile kötülük arasında bir berzah-geçit” olarak tanıtması ve nefsin “Bu iki durumu da kabule müsait bir pozisyonu” olduğunu belirtmiştir.

Bu sorular sorulmalı,

İnsanlar dünya hayatında farklı yapılarda benlik gösteriyorlar. Her türlü kötülüğü benimseyenler varken, saf ve tertemiz bir benlik taşıyan insanlar var. Keza farklı iyilik veya kötülük üzere yaşam süren insanlar kademeli olarak varlar.

O halde insanları farklı yapan unsur nedir?

Nefsin aşamalarının dünya yaşamındaki tezahürleri, hangi yaşamda veya ortamda iyiyi veya kötüyü kazandı?

Yoksa her yaşam öncesi benlik oluşurken, kazanımlarla gelinen bir aşama mı var?

Benliğin geldiği bu aşamanın, önceki yaşamların tekâmül seviyesiyle ilgili olduğunu söyleye bilir miyiz?

Madem insanlar aynı koşullarda dünya yaşamına geldikleri halde, nefs durumları farklı oluyor, o halde başka yaşamlarından oluşan bir benlik düzeyleri var ve bu düzeye istinaden, bu dünya yaşamına, “ruhsal varlığının toplam potansiyeliyle hayatiyet kazanmıştır “diyebilir miyiz?

Son olarak insanın nefsi, her yaşamında farklı düzeylerde hazırlanmış, tekâmül sorularıdır diyebilir miyiz?

Şems-i Tebriz-i hazretlerinin

Şu tarifi ne kadar doyurucu değil mi?

Nefis, ruhumuzun dünyaya doğduğunda,

Hayatiyet kazanan potansiyellerinin toplamıdır.

O, potansiyel ki,

Mümkünler âlemindeki,

Kendi mümkünatımızı gerçekleştirebilmek için,

Hayata tutunan bilincimizdir.

Ya da benlik tasarımımızdır.

Not: Nefis konusunda kaynak olarak “Kur-an’ın Temel kavramları” Yaşar Nuri Öztürk, “Şems-i Tebriz-i’nin Not defteri” Mehmet Hakan Alşan kitaplarından yararlanılmıştır.