MUSTAFA KEMALİ SEVMEK…

01/11/2019 19:21 334

 

Çünkü, Mustafa Kemal; Vatanı ve milleti için canını feda etmekten kaçınmazdı.
Mustafa Kemal;
Milli sınırlarımız içinde millî birlik duygusuyla kenetlenmiş bir toplum oluşturmak hedefindeydi..
Mustafa Kemal;
Genel olarak yaşanan olaylara karşı mantıklı ve gerçekçi yaklaşır ve hep hakikatleri söylerdi..
Mustafa Kemal;
Doğru bildiği şeyleri açıkça söylemekten çekinmezdi..
Mustafa Kemal;
Eğitimi sosyal ve kültürel kalkınmanın en etkili araçlardan biri olarak görürdü..
Mustafa Kemal;
Milletimizi muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracak ileri bir zihniyetin yerleşmesi çabasındaydı..
Mustafa Kemal;
Çocukları ve gençleri çok sever, onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu..
Mustafa Kemal;
Barışa önem verirdi.. Ona göre barışın bozulmasından bütün dünya ülkeleri rahatsız olmalıydı..
İşte bu nedenlerle Mustafa Kemal'i seviyorum. Fakat, Atatürkçülük maskesi (!) altında takiyye yapanların korkulu rüyasıyım.. Tıpkı dini hassasiyetleri istismar edenlerin olduğu gibi...
Devletin temeli 30 Ağustos…
Oluşturamazsın millette kaos...
Dini anlayışın baştan sona fos.
Mili değerlere bari dokunma.

***

Milli değerlerdir millete fırsat.
Minarede ezan, namazda rekat.
Vatansız olana hicret, hakikat
Milli, dindar diye kendini sunma.

***

Gözünde, gönlünde olsun önce nur.
Ancak kişi öyle buluyor huzur.
Peygamber de olmaz, eksiklik, kusur,
Bilge biri gibi boşa avunma..

***
Oldunsa makama artık seçilen,
Halka hizmet ile ancak ilgilen,
Cehalette kalma her gün bilgilen,
Vakitsiz olarak kapıya konma.

Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil, gözyaşı hiç değil!

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19’u” diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz…

Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız, ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin.

Mustafa Kemal’i anlamak, yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden, anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?

Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
gülen,

Mustafa Kemal’i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
yeter,

Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Şimdiden yazıyı özetleyelim: Atatürk‘ü anmaya, sevmeye değil, Atatürk‘ün putlaştırılmasına karşıyız.

Bu ülkede hoşa gitmeyen iki çeşit gruplaşma var:

1.Mevcut iktidara, biat felsefesini benimsemiş ve o ne yaparsa yapsın eleştirmekten bile kaçınan, yaşadığı Arap geleneklerini İslam‘ın farzları sanıp Allah’ı ağzına sakız eden, bahatsız olanı dinsiz ilan eden, kendi siyasi görüşlerini doğru bulmayan, herkesi sevmediği yaftalarla yaftalayan insanlar,

2.Dinini biraz olsun yaşamak isteyen herkesi “dinci” diye damgalayan, kendi görüşünde hiçbir hata bulmayıp “diğer” görüşü asla ve asla benimsemeyen, Atatürk‘e tapma noktasına gelecek kadar ilahlaştırmış, Atatürk gibi birini bekleyen ama yalnızca bekleyen, Atatürk‘ün seviyesine ulaşmak için çabalamayıp mehdi/mesih bekler gibi ikinci bir Atatürk bekleyen insanlar.

İlk gruba çattığımızı görenler, ikinci gruba çattığımızı göremiyor, ikinci gruba çatınca ise kimse üzerine alınmıyor. İlk grup ikinciden daha zengin olmasına karşın, ilk grup kendini fakir ve mazlum, ikinci grup ise kendini zengin ve elit görüyor.

Oysa yapılması gereken çok basit; Atatürk’ün bize hedef gösterdiği, muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmek. Bir de yine Atatürk’ün, İslam dininin her kes tarafından iyi bilinmesi için, ‘KUR’ANI’ Türkçeleştirmesi, tefsir ve mealini yaptırarak halkın okumasını, dinini doğru öğrenmesini sağlamasıdır. Çünkü DİN; kul ile Allah arasında kutsal bir yoldur. Türkiye, laik, sosyal adalet ilkelerine bağlı, kişi, temel hak ve hürriyetlerine sadık bir yönetimle, CUMHURİYET sayesinde yönetilmeye devam etmelidir. AR-GE İNOVASYON ve YENİ TEKNOLOJİLERE sahip olmanın çabasına odaklanmalıdır. Din işleri ile devlet işlerini ayırarak, yolumuza devam etmeliyiz…

SON SÖZ: ‘’ MEDENİYET DEDİĞİN, ULAŞILMAZ BİR HEDEF DEĞİLDİR.’’