Mümin Sekman

21/01/2019 03:55 611

 

Yazar, danışman ve Türkiye’de “kişisel gelişim uzmanı “ meslek adını tanımlayan ve kullanan ilk kişi unvanını taşıyan, Mümin Sekman yollamış;

***

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra; Dünya’daki bir çok sosyal bilimcinin beynini bir

soru kemiriyordu:

Kant, Hegel gibi büyük filozofları, Einstain gibi bilimcileri, Gothe gibi büyük yazarları, Wagner gibi büyük bestecileri çıkarmış bir Alman topumu, nasıl olmuş da Hitler gibi bir delinin peşinen gitmişti.

Üstelik 20 milyon’dan fazla insanın ölmesine neden olduğu halde?

Hitler “mühendis kafalı” olmalarıyla ünlü Almanlara ne yapmıştı?

Onların mantıklarını nasıl “servis dışı” hale getirmişti?

Sorunun özü şuydu:

Mantıklı insanların/toplumların mantıksız davranmaya başlamasına sebep olan şey neydi?

Uzun süren araştırmalarla cevabın bazı parçaları keşfedildi.

En önemli kavram “R-kompleks denilen olguydu. (google’da arayınız)

Almanların beynine “R-kompleks denilen beyin bölgesi, baskın hale getirilmişti.

(R-kompleks “sürüngen beyin bölgesi” demektir)

Her beyinde bulunur.

R-kompleks’le yönetmek, kitlelerin beynindeki, ilkel içgüdüleri aktive ederek, mantıklı düşünmeyi baskılamak amaçlıdır.

Peki bu tip liderlerin metodu neydi?

Sosyal psikoloji araştırmalarına göre, bir insan beyninin R-kompleks seviyesine indirgemenin en iyi yollarından biri onu bir gruba dahil etmekti.

İnsanları “biz ve onlar” diye ayırmaktı.

İç bağları sıkı bir grup içindeki kişi “akıl ihalesi” yoluyla mantığını kullanmaktan vazgeçebiliyordu.

Bu amaçla kullanılan ikinci yol, kitleleri “dış düşmanlar”göstererek, korkuya dayalı politik propoğanda yapılarak da kitleler R-kompleks seviyesine indirilebiliyor.

Bu siyasi stratejide 3-D çok önemlidir.

1.Düşman göster.

2.Dayanışma duygusunu kışkırt.

3.Düşündürme.

Sürekli çatışma çıkar ki, taraftarların düşünemesinler…

İnsanların mantığına değil içgüdülerine hitap et.

Peki kitleler bu tip liderlerde ne buluyorlar?

Bu konudaki en önemli açıklamalardan biri “özdeşlik kurma psikolojisi” idi.

Kendi hayatında, yenik, ezik ve kompleksli kişiler, bu tür gücü ve otoriteyi temsil eden liderler üzerinden, kendilerini ezen kocalarından, patronlarından ve üst sınıftan kendilerince intikam alıyorlardı.

R-kompleks’e hitap eden liderlerin en büyük sırrı, kendisini bir “intikam aracı” olarak sunmalarıydı.

Onlar hep “kaybedenlere oynayarak” kazanıyorlardı.

Kimliklerini bir düşmana göre konumlandırıyorlardı.

Mesajları şöyleydi;

“Ben de senin gibiyim ama, senin olmadığın bir yerdeyim;

Oyunla bana güç ver, nefret ettiğin herkesin canına okuyayım”

Bu tip liderler kolaylıkla iktidara gelebilirken, gidişlerinde büyük bedel öder ve ödetirler.