Muhammet İkbal ve Hz. Muhammet

19/10/2019 14:16 466

 

Muhammet İkbal, Pakistan’lı bir düşünür ve şair. Doğumu 1877. Ülkesinde üniversite eğitimini bitirdikten sonra, okullarda felsefe öğretmenliği yapmış. 1905’te İngiltere’ye sonra da Almanya’ya giderek hukuk, felsefe eğitimi görmüş ve edebiyatla ilgilenmiş.

Üç sene sonra 1908’de ülkesine dönünce, Lahor’da İngiliz edebiyatı ve felsefe profesörü olarak çalışmış. Sonrada bu görevinden ayrılarak, avukatlık yapmış. 1933’de Kabil Üniversitesi’ni modernleştirmek için Afganistan’a davet edilmiş, oraya gitmiş ve bir süre kalmış.

M. İkbal bağımsız Pakistan fikrini ortaya atan bir düşünür. Bu uğurda çok çalışmış ama, bu arzusunu gerçekleştiğini göremeden, 21 Nisan 1938’de 61 yaşındayken vefat etmiş.

Çok sayıda eser bırakmış, şiirlerinde İslamın şanlı zaferlerini anlatmış. İslam dünyasının sıkıntıları nasıl aşacağını da, iyice işlemiş.

1934’de sesini kaybetmiş, görmesi azalmış, maddi sıkıntılar çekmiş. Ama, son nefesine kadar halkının ve İslam aleminin sorunlarıyla uğraşmış.

1911’de Trablusgarp’te şehit düşen Osmanlılar için övgü dolu şiirler de yazmış.

Burada ilginç bir durum var. Huzuruna çıktığı Hz. Muhammet İkbal’e ne getirdiğini sorar. O da “ Cennette bile bulunmayan bir armağan getirdiğini ” söyleyip, içinde Osmanlı şehitlerinin kanının bulunduğu bir şişeyi Hz. Muhammet’e sunmuş.

Sömürgecilik döneminde bağımsızlığını koruyan yegane Müslüman ülke Türkiye’dir . Türkler, İslam uyanışını gerçekleştiren yegane ulustur demiştir M. İkbal.

Hz. Muhammet’in adı geçince, şunlar aklıma geldi. Bir gün Hz. Muhammet’e sorarlar, senden sonra hanımlarından hangisi önce ölecek diye. Onun da cevabı şu “ Hangisinin kolu en uzunsa o ölecek “ Bunları duyan hanımları, arada bir toplanır, kollarının uzunluğunu ölçerlermiş. Günün birinde yardımı, iyilikleri, hayır ve hasenatı ile tanınmış bir eşi ölünce kol uzunluğunun ne kast edildiğini anlamışlar hanımları.