Mısır nişastasının tonu 3 bin 500 dolara nasıl çıkar? 

25/11/2019 23:57 526

Sunar Grup CEO’su Hasan Özkan, boş bir poşet uzattı. Yumuşacık, şeffaf poşet elimdeyken, “Biliyor musun, onu mısır nişastasından elde ediyoruz” dedi. 
Sunar Mısır’daysam yenilik haberlerine artık şaşırmıyorum. 
Duayen sanayici Nuri Çomu ve oğlu Hüseyin Çomu’nun neredeyse yarım asırlık iş yaşamının her anı yeniliklerle dolu. Onlar, Çukurova’da pamuktan sonra katma değeri yüksek endüstriyel ürün mısırın yaygınlaşmasını sağlayan, mısırdan; nişastadan yağa, glikozdan früktoza kadar onlarca türev üretip dünyaya ihracatını başarmış isimler.  
Böylesine sağlam atılan temellerin üzerine 3’üncü kuşağın hangi tuğlaları koyduğunu elimde nişastadan elde edilmiş poşetle dinliyor olmak gurur veriyor. 
Bir taraftan ellerimle mukavemetini test ettiğim poşetin sınırlarını zorlarken diğer taraftan sorularımı heyecanla sıralıyorum. Hasan Özkan, tane tane yanıtlıyor. 
Dünyada her yıl 300 milyon ton petrole dayalı plastik üretiliyor. Bunun yüzde 30’luk bölümü ambalaj malzemesi oluyor ve kullanım sonrası çöpe atılıyor. Doğamız da yüz yıllarca bu atığı bertaraf etmeye çalışırken kirleniyor. 
Ama elimde tuttuğum poşet biyoplastik. Yani petrol türevi değil. Mısır nişastası, Sunar Mısır tesislerinde ‘biyokompount’a dönüştürülüyor. Bundan da biyoplastik ürünler üretiliyor. 
Sunar Grup CEO’su Hasan Özkan, tesislerinden çıkan biyoplastiğin Türk Hava Yolları’nda battaniye ambalajı olarak kullanılmaya başladığını söyledi. 
Biliyorsunuz, Türkiye’de özellikle plastik ambalaj kullanımının azaltılmasına yönelik duyarlılık başladı. 
İyi de oldu. Markette, mağazalarda poşet paralı olunca sarfiyat azaldı; ama sorun ortadan kalkmadı. 
Gelişmiş ülkeler ambalajda kullandığı petrol türevi hammaddeden uzaklaşıyor. Bu da polipropilen/polietilen yerine biyokompount kullanımını artırıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde özellikle tek kullanımlık çatal, bıçak, tabak, kaşık ve bardağın polipropilenden üretilmesini yasakladı. Böylece biyoplastiğin kullanım alanı daha da arttı. Bir süre sonra Türkiye’de de bu yöndeki birçok üründe biyoplastik kullanılacak. 
Biyoplastikten elde edilen ürünlerde öncelik gıdayla temas eden, insan tenine dokunan ürünlerde. Ancak kullanım alanı hayli geniş… Örneğin çilek ya da karpuz seralarında plastik, film örtü olarak yoğun kullanılıyor. Her sezon ürünle temas eden, toplansa bile bir bölümü toprakta kalan ve uzun yıllar bertaraf olmayan örtünün biyoplastik olması her açıdan sağlıklı. Eğer sera örtüsü biyoplastik olursa toprağa karışmasında sakınca yok. Hatta toprakla 6 ayda bütünleşip yok olan biyoplastiğin gübre yerine geçtiğini de hatırlatmakta yarar var. Ekonomisinde cari açık sorunu bulunan Türkiye, biyokompountu üretmeli. 
Bu arada mısırdan nişasta elde ettiğimizde tonunu 350 dolara, nişastadan biyokompount ürettiğimizde tonunu 3 bin 500 dolara ihraç edebildiğimizi de not düşmemde yarar var. 
O yüzden Sunar Mısır’ın bu yöndeki çabaları çok değerli.
Hasan Özkan, geçtiğimiz yıl kurulan Sunar Mısır Ar-Ge Merkezi’nin kozmetikten yapıya, kimyadan ilaca kadar birçok alan için ürün geliştirmeye devam ettiğini söyledi. Sunar Grup’un tıpkı ekonomi yönetiminin belirlediği gibi 2023 hedefleri olduğunu hatırlattı ve ekledi: 
“Ar-Ge Merkezimiz aralıksız çalışıyor. Kriterimiz şu: Ortaya çıkan ürünün katma değeri yüksek mi? İthalatı ikame ediyor mu? Pazardan pay alabilir mi? Bu soruların yanıtı ‘Evet’ ise, dünya genelindeki ekonomik daralmaya rağmen elimizi taşın altına koymaya, yatırım yapmaya devam.”
Sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin gözbebeği Sunar Grup’un üretim üslerini izlemek keyif veriyor. 
Dünyanın 100’ü aşan ülkesinde raflarda ürün ve markaları yer alan, 150 milyon dolarlık ihracata, yaklaşık bin kişilik istihdama sahip olan bir grubu izliyor olmak güzel. 
Ama ar-ge’lerini izlemek muhteşem.