Milli mücadele ve kadınlarımız

23/10/2018 23:04 1250

Kerim Kabalcı dostumuz aslında bir eğitimci. Okul yıllarında başlayan tiyatro sevgisi ve oyunculuk aşkı bitmeyince, emekli olunca aşkına yeniden kavuşmuş.

Yıllar önce ‘İstanbul Tepebaşıdram tiyatrosu’  vardı ve ülkemizin tiyatro hayatında önemli izler bırakmıştı.Hikâyesini okuyunca, bir cümleyle anlatımı ‘Bir yangın sonrası binası yapılmış, yüz yıllık tiyatro bir yangın sonrası tarihin sayfalarında kalarak faaliyetine son verilmiş’ şeklinde özetlenebilir.

Eğitimci Kerim Kabalcı İstanbul Tepebaşı Tiyatrosuna yeniden hayat veriyor…

Artık birçok değerin yok edilişi gibi İstanbul Tepebaşı dram tiyatrosu da yıllar önce bir yangın sonrası yok edilmiş. Binasını kurtaramadık ama değerli arkadaşımız Kerim Kabalcısayesinde ‘İstanbul Tepebaşı Tiyatrosu’ yeniden hayat buldu.

Kerim Kabalcı aileden Kahraman Maraşlı ama kendisi Adana çocuğu. Hem Adana nüfusuna kayıtlı hem de, çocukluk ve gençlik yıllarında, Adana toprağının kokusunu ve altın huzmeli güneşinin sıcağını yaşamış bir Adanalı.

Bir tiyatro sevdasıyla, yüzyıllık kaybolmuş bir değeri yeniden canlandırmaya soyunmak gerçekten hiç de kolay bir iş değil. Bir ara İstanbul’da kendisiyle tanışmış ve çalışmalarına şahit olmuştum. Yüreği sanat aşkıyla çarpıyor ve tiyatrosunu, her türlü zor koşullara rağmen yaşatmaya çalışıyordu.

İstanbul Tepebaşı tiyatrosu, Nalınlar, Paydos, MaraşKurtuluş Destanı,  Ashab-ı Kehf gibi oyunları şimdiye kadar sahneye koymuş.

Bu yıl “MILLI MÜCADELENİN CESUR VE KAYIP KADINLARI” oyunu sahneleniyor…

Milli mücadele kahramanı ‘Kara Fatma’ ve ‘Milli mücadelenin cesur ve kayıp kadınları’ kitaplarının yazarı İlknur Bektaş aynı zamanda oyunun da yazarlığını yapmış.

Oyunun yönetmenliğini Kerim Kabalcı üstlenmiş.

Bu oyunun sahnelendiğini görünce Sayın Kerim Kabalcı’dan oyun hakkında bilgileri göndermesini rica ettim. Beni kırmayıp bilgileri lütfettiler.

‘Milli mücadele’ ruhunu yansıtan her şey beni heyecanlandırıyor. Bu ruhu, her vesileyle gençlerimize hatırlatmamız çok önemli diye düşünüyorum.

Oyunun bilgilerini inceledikçe, hem oyunun yazarı Sayın İlknur Bektaş hanımefendiyi, hem de oyunu sahneye koyan Sayın Kerim Kabalcı kardeşimizi yürekten kutluyorum.

O kahraman kadınları, nasıl unuturuz ki?

Oyunun tanıtımında;

“O kahraman kadınlar; vatan, namus ve iman aşkına cepheye koştular, savaştılar ve milli mücadelenin ruhu olup kurtuluşu sağladılar.Biz bu ruhu ve mücadeleyi sahneye yansıttık. “diye yazmışlar.

İşte bu ruhu gençlerimize yeniden yaşatmak ve kuşaktan kuşağa aktarmak ne kadar önemli değil mi?

Oyunda bölgemizden, Osmaniyeli Rahime Hatun, Adanalı Kılavuz Hatice, Tarsuslu Kara Fatma da var.

Ve Erzurumlu Kara Fatma,Maraşlı Senem Ayşe, Kastamonulu Şerife Bacı, Antepli Yirik Fatma, Aydınlı Efe Ayşe, Giresunlu Pempe, Gördesli Makbule, Kafkas Muhaciri Saime, İstanbullu Halide Edip var.

Kadınlar bizim kadınlarımız…

Milli Mücadele Kahramanı KARA FATMA,

“ Birde bana soruyorlar. Milli mücadelede çoluğunçocuğun bile kalmadı. Kimin için savaştın, onca cephe, dağ bayır diye. Bilmiyorlar, bu memleketin şarkı da garbı da, benim için bir. Bütün Türkiye benim toprağım, benim vatanım... Bütün çocuklar benim çocuklarım, biz çocuklar için ölmedik mi? ” diyor.

Millî Mücadele Kahramanı MARASLI SENEM AYSE,

“ Arslan Bey kumandanım: Kocamı ve oğlumu Fransız’a karsı az önce şehit verdim. Aha bu üst basımdaki onların şehadet kanıdır. Simdi sıra bendedir. Kocamın yerine geçip, düşmana karşı silaha sarılacağım. Vatan ve namus için ölmek, düğün bayramdır bize.” diyor.

Etrafımız bu kadar kuşatılmışken, içerden hassas inanç ve duygularımız kullanılarak sömürülürken, milli mücadele ruhu hakkında, hem de bu uğurda canlarını hiçe saymış kadınlarımızdan öğreneceğimiz çok şey var. Umarım bu güzel oyun Adana’mızda da sahnelenir ve hepimiz bu ruhu yeniden yaşarız.