MASADAKİ ABD 2

10/09/2019 04:45 847

 

Katolik kilisesine karşı direnen İngilizler Anglikan kilisesine de karşı çıkıyorlardı. Protestanlara göre, gerçek kral, İsa Mesih’ti! Kıyametten önce dönecek ve dünyada tanrının krallığının başına geçecekti. Buna karşı çıkanlar, yani “anti Chirist”ler “Deccal’in askerleri” oldukları için onlarla savaşacak ve hepsini yok edeceklerdi. Püritenler bir bakıma öncü Evanjeliklerdir. Bu grup, Kraliyetin baskısından kurtulup yeni dünyada kendilerine bir yer bulmak için ABD’ye göç ettiler. 1900’lerin başında batıda Kaliforniya ve güneyde Teksas çevresinde yerleşmeye başladılar. “Manifest Destiny” adını verdikleri “Tanrı’nın hükmü” anlamına gelen bir manifesto yayınladılar.. Amerikan toplumu o dönemde seküler bir toplumdu ve içine kapalı idi. Evanjelistlerin dışa yayılmaya başlamaları 2. Dünya Savaşı sonrası Nixon dönemine denk gelir. Reagan döneminde yükselişe geçerler.

İşin özü şu: Amerikalı Evanjelikler bu topraklarda barış istemiyorlar. Onlar Tanrı’nın kırallığı için buradalar. Tanrının kırallığı için “Arzı Mev’ud” denilen bu topraklarda İsrail’in hakimiyeti için, Mesihin dönmesi öncesinde adına “Armageddon” dedikleri bir dünya savaşı çıkarmak için mevzı kazanmaya geldiler.. Kushner bölgede bunun için dolaşıyor. Onun için birtakım temas noktaları bulmaya çalışan öncü bir gerilla! 7 aşamalı bir senaryoları var. Bu senaryoya göre kritik eşik Süleyman mabedinin inşası ve eşzamanlı olarak “Edom’un fethi” ile başlıyor.. Edom dedikleri bölge Anadolu’nun “arz-ı mev’ud” bölgesini de içine alan “kutsal coğrafya”sıdır. Bu senaryonun detaylarını “Yuhanna Vahyi”nden okuyabilirsiniz. Diğer 7 adıma gelince; İlki, Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri. Bu gerçekleşti. Hitler bu süreçte manivela görevi gördü. 1948’de İsrail kuruldu ve 1967’de Kudüs’ü işgal ettiler. Bu ilk adımdı. Süreç başlamıştı. 2. Adım, Büyük İsrail’in kurulması. BOP “Büyük Ortadoğu Projesi” Irak, Suriye ve Afganistan’ın işgali, Kürdistan projesi. C. Rice’ın sözünü ettiği 22 bölge devletinin sınır, rejim ve iktidar yapılarının değiştirilmesi, bu adımla ilgili idi.

3. Adım, Trump’la atıldı. Kudüs’ün başkent ilan edilmesi. 4. Adım Trump’ın “Yüzyılın projesi” dediği Süleyman Mabedinin yeniden inşasına giden yolun açılması. Ortak karargahın Urfa’da olması ilginç! 4. merhalede 7 yıl sürecek olan gazap döneminden söz ediyorlar. Savaşlar, afetler “Türkler” olarak da te’vil ettikleri Gog-Magog (Bizdeki Yecüc ve Mecüc) orduları ile Mesihin ordularının savaşı. Ve ardından 5. adım İsa Mesih’in 2. dafa dünyaya gelişi. İslam dünyasında bu konuda Mehdi’nin gelişinden söz edilir. Kur’an-ı Kerim’de ise kıyamete ilişkin Dabbetül arz, Yecüc-Mecüc ve Sandıka’dan söz edilir. 6. Merhalede Bizim “Melheme-i Kübra” dediğimiz, onların “Armageddon Savaşı” dediği kıyamet savaşının başlaması ve 7. merhale. Final: Kıyamet, İncil’e ve İsa Mesih’e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri.

Göbeklitepe’yi bırakın bir kenara, siz Zerzevan’a bakın. Urfa’da iki düzine Göbeklitepe çıkar. Mitra’yı bir araştırın. İncil’deki Yuhanna Vahyini okuyun, Ege bölgesindeki “7 kilise” ile ilgili bilgileri not edin bir kenara. Hatay’la, Urfa’yla, Maraş’la, İskenderun, Tarsus, Konya, Ankara, Kayseri, Antalya, Muğla ile ilgilenin. “El Bab” ile ilgilenin. Urfa’da kimle ne karargahı kuruyorsunuz, ona bakın! Unutmayın, derin ABD, derin İsrail kadar derin bir din devletidir. Laiklik, Sekülerizm işin kandırmacası. Masanızdaki birileri “Lucifer” adına, “Tanrının kırallığı” senaryosu ile masanızda oturuyor. Yanlış yaparsanız şansınız yok hem dünyanızı, hem de ahiretinizi kaybedersiniz. Top oynadığımız alan mayınlı. Yani mayınlı tarlada top oynuyoruz.

Dinler tarihini incelediğimiz de, çok daha tafsilatlı bilgiler olduğunu görüyoruz. Bilhassa devletin kritik noktalarında görev yapanlar çok dikkatli olmalı. Hatta halk, bilinçlendirilmeli

ve bu hususlarda bilgilendirilmelidir. Her yer de misyoner faaliyetlerinin olduğunu da görüyoruz. Bu misyonerler, genel anlamda Hristiyanlığı yaymaya çalışan din ya da halktan birileridir. Tarihi iyi bilemezsek, geleceğimizi tehlikeye atarız. Karşımız da ABD gibi, kendini dünyanın sahibi zanneden bir devlet var. Ne yazık ki be devlet, ekonomiden ticarete, sanayiden teknolojiye, bilişimden, yazılıma ve inovasyona, AR-GE ye kadar, her alanda dünyanın en gelişmiş  devletidir. Onun için, karşımızdaki devleti hafife alamayız. Stratejilerimizi buna göre  geliştirmek durumundayız…Aksi takdirde yarın çok geç olabilir.

SON SÖZ:  ‘’SÜ (asker) UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ’’