MARDİN ŞİVESİ İLE, ELE DÜMDÜK

12/11/2019 02:41 250

Önce Dümdük nedir? Anlamına bakalım; ‘’ Herhangi bir şeye tepki olarak, ‘öyle doğrudan mı’ gibi şaşırma ifade eden bir kelimedir… 
Artık insanların doğru düşünmeye, hatta aklını kullanmaya, bilhassa siyasilerin söylediği sözleri sorgulamaya başladıklarını düşünmekteyiz. Ekonominin koşmaya başladığını , büyümenin coştuğunu söyleyen siyasilerin, artık yeni bir söz söylemediklerine şahit olmaktayız. Bir ülkede büyüme ne ile olur diye, soru sorulabilirsiniz. Türkiye’de büyüme dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi sanayide yatırım, yeni iş sahaları açılması ve buna bağlı olarak büyük enerji yatırımları planlamanızla oluşur. Ülkemizde enerji tüketiminin artmadığını, TUİK verilerinden anlamaktayız. Enerji tüketiminde, mevcut enerji tüketim taahhütlerini yerine getirebilmek için, yaz saatlerimizi, kış günlerine uzatarak, yurdum insanına mecburi enerji tüketimini dayatan bir idareyi yaşamaktayız. 
Bu çok ciddi bir konudur. Hani hava meydanları yapıldı, yollar yapıldı, köprüler yapıldı, ey ümmetim bu köprüden geçmeniz lazım, geçersen 5 lira geçmesen 10 lira vereceksin diye dayatılan bir anlayış, ne kadar fayda getirecek, merakla  izlemekteyiz. Çıkın İstanbul’ dan İzmit istikametine, E 5 diye tanımlanan yola, tam Harem’den başlayarak yol boyunca sağlı sollu boş arazilerde satılık, TIR olarak tanımlanan, kamyonların sergilendiği göreceksiniz. Binlercesi bu yol üzerinde alıcı beklemekteler.  İyi ama neden diye hiç düşündünüz mü ? 
Bu sadece bu yol üzerinde mi ? Hayır, Türkiye’nin bütün şehirlerinde bu sahneleri görmemiz mümkün. Bu neyi ifade etmekte ? Ülkemde üretimin en düşük seviyelerde olduğunu , üretimdeki ihracatın da pek telaffuz edilen seviyelerde  olmadığının işareti olduğunu düşünebilirsiniz. Çünkü, ihracat için geleneksel ve konvansiyel ürün dışında, gelişmiş ülkelerle rekabet edecek kalite ve yeterlilikte teknolojiniz yok. Sebze ve meyve ithal eden Türkiye, aynı zamanda hayvancılığın en düşük düzeyde yürüdüğünü, Sırbistan dan et ithal edilmesinden anlıyoruz. Hatta, saman bile ithal eden bir ülke haline gelmemizde, kimlerin yanlış politikaları olduğunu düşünmemizde fayda var olduğu düşünülebilir.  
İktidar sahipleri olan Siyasilerin söylediği gibi, büyümenin  % 6 civarında olmadığını, uluslararası finans kurumlarının verilerini yayınlayan  Financial Times adlı gazetede okumaktayız. Türkiye % 2.16 küçülmekte olduğunu ifade etmektedir. Biz bu kadar büyüyoruz diye bağırsakta, yatırımcı olan kurumların gidip finans çevrelerinden isteyeceği garantide, değerlendirmeye alınacak değerler , uluslararası finans kurumlarının verilerine göre yapılır. Eğer Türkiye küçülüyorsa , siz ülke olarak ben büyüyorum deseniz bile, sizin bağırmanızın bir değeri yoktur, kıymeti  harbi ye si yoktur. Damadın vızıltısı derler adama… 
Bu nedenle gerçeği görüp kabul etmek bir erdemdir. Bir ülkede yatırım yapıla bilmesi için o ülkede güvenilir bir HUKUK düzenine, düzgün işleyen bir ADALET sistemine, hızlı ve GÜVENİLİR  bir YARGI sistemine ihtiyaç vardır. Kuvvetler ayrılığı, şüphesiz ki çok çok önemli. Bilhassa  yürütmede çok önemlidir. Bunu yakinen görebilmek mümkündür…
Yasama, Bu güç,  yani KANUN lar bir tek insanın kaleminden çıkmakta. Peki Mecliste maaş alan 600 insanın mevcudiyetinin nedeni nedir? 
Yürütme, Bütün ERK bir tek kişinin kaleminde oluşursa, bunun adı demokrasi olur mu? Ya da demokrasi de tarifi nedir? Hem Parti Başkanı olacaksın. Hem Cumhur Başkanı olacaksın. Vee, tüm günlük ve hayati kararları tek başına vereceksiniz… Bu konumda son derece adil ve güvenilir kararlar alabilmek mümkün mü? Takdiri okuyucuya bırakıyorum. Bir insan, istediği kadar bilgili, kültürlü ve deneyimli olabilir. Bu ayrı bir özellik, farklı bir haslet…Ama o insan  kendi dışındaki insanlara  objektif ve adil davranabiliyor mu,?  Bu husus her şeyden önemlidir. Ayrıca liyakate ne kadar önem veriliyor? Ona da ayrıca bir soru açmak lazım.  Yoksa kargaşa içinde UCUBE  bir durum olur.
Keza Yargı…Parti Başkanı bir kişinin atayacağı yargı mensuplarının, tarafsız olmasını bekleyebilir miyiz? İnsanlar bu ve buna benzer soruları, iktidarın ve devletin selameti için, bekası için sormalıdırlar.
SON SÖZ: ‘’ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.’’