KURUMLARLAR DA KADÜK KALIR

31/07/2019 04:32 479

 

Kadük olmak, kadük kalmak ne demek? Öncelikle TDK sözlüğüne bakalım;

1.Değerini yitirmek, önemini yitirmek, geçerliliği kalmamış, eskimiş…

2. Yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarılarının değerini yitirmesi…Bu tasarı, kadük kalan eski tasarılar içinde de vardı cümlesi ile tanımlama tamamlanıyor.

Cumhuriyetten bu güne kadar, yani başkanlık sistemine geçişimizle birlikte bazı kurumlar özelliğini ve geçerliliğini yitirdi. Bunların en büyüğü TBMM isimli KİT haline dönüşmüş olan kurumumuz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bin 998 kadrolu, bin 416 4/c’li, görevlendirme ile gelen bin 560 ve geçici görevli 38 personel olmak üzere toplam 5 bin 12 personelin çalıştığı bilgisine eriştim. Ayrıca 600 kişilik bir millet vekili kadrosu ile birlikte kısaca altı bin kişiye yaklaşan bir insan topluluğu. Bu rakamlar da 2018 yılı rakamları günümüzde durum ne orasını bilmiyorum.

Bu çatı altında çalışan vekillerin maaşları günümüzde; 22 bin200 lira. Üç ayda bir de, ikramiyeleri var. Emekli vekil maaşı ise 13 bin 410 lira. Vekillerin yılda iki de zam hakkı mevcut. Sadece meclisteki vekillerin bütçeye etkisi 17milyon760 bin TL/yıllık (Eski parayla 17 trilyon760 milyar).

Kısaca, bir vekilin maaşı ortalama 30 bin lira, bunun içinde sağlık giderleri vb. gibi giderler yok. Sağlanan çoğu olanakları ve kıyakları ise yazmaya gerek yok sanırım.. Vekillere hizmet veren meclis personeli ve bunların maliyetleri (şoförler, sekreterler, danışmanlar, teknisyenler, aşçılar, garsonlar vb. gibi) ayrı bir yazı konusu.

Bir de bakan olan vekillere tahsis edilen araçlar, korumalar ekstra personel, bunların masrafları, inanın uykunuz kaçar. Kıyak emeklilik ise işin cabası. 25 Yaşında vekil seçilen, 2 yıl vekillik süresini tamamlayınca, artık emeklilik hakkını elde etmiş oluyor.

Ben meclise boşuna en büyük KİT’lerden biri denilmiyor.. İşin kötüsü bu KİT’in tüm yükü halkın sırtında. Adı üstünde; onlar milletin vekilleri… !!!

Meclis, Cumhuriyet döneminde, parlamenter demokrasinin en önemli kurumu idi.

Ya bugün…!!! Cumhuriyet kalmadı, başkanlık sistemi ile yönetiliyoruz, KHK’ler ile (yönergeleri, kanunları, yasaları, atamaları hallediyoruz) günü kurtarıyoruz.

Peki meclis ne işe yarıyor veya meclisin fonksiyonu nedir?

Komik gelecek ama hiçbir şey. Hiç bir fonksiyonu yok. Yani olsa da olur olmasa da.

Çünkü yönetim sistemi başkanlık. Vekillerin bir yetkileri ve etkileri, maalesef yok.

Her şey tek kişinin iki dudağı arasında. Ancak halen günümüzde, meclisteki safahat, vurdum duymazlık, aynen hiç eksilmeden devam etmekte.

Bugün meclis kayıkçı kavgalarının yapıldığı, dostlar alışverişte görsün türünde bir yer oldu. Meclisin ve içindekilerin maliyetleri ise ülke ekonomimize aşırı fazla bir yük haline geldi.

Ne yapılabilir?

Daha önce 550 olan vekil sayısı son seçimde 600’e çıkartıldı. Neden arttı, neden? Buna niye ihtiyaç duyuldu? Bilinmez. Bugün ülke olarak yolsuzluklardan, israftan, gereksiz harcamalardan şikâyet ediyoruz.

Günümüzde maalesef hiçbir etkisi ve fonksiyonu kalmamış meclisimizin sandalye sayısını ülkemizin kuruluş dönemindeki ilk meclis gibi 337 kişiye mi endekslesek.

Hem kuruluş ayarlarımıza dönerdik hem de tasarruf ederdik.

Bu sadece bir düşünce ve özlem.

Kadük olmuş kurumlardan bir diğeri SAYIŞTAY, eskinin en güçlü ve etkili kurumlarından biri idi. Bu gün ise, denetleme yetkisi ve yaptırımları elinden alınmış etkisiz ve güçsüz bir kurum.

Belediyeleri denetleyen Sayıştay Başkan Vekili, yolsuzlukları ortaya çıkardı diye, görevden alınmadı mı? Demek ki sadece fonksiyonları değil, itibarı da kadük vaziyette…

Bir diğer kadük olansa; çok yakınımızda ki Muhtarlar. Onların da bir fonksiyonu kalmadı.

Nüfus cüzdanı ve ikametgâh benzerlerini artık internetten, e-devletten alabiliyoruz.

Muhtarlar da artık önemlerini kaybettiler. Sadece çeşitli tebligatların yapıldığı yer haline geldi muhtarlıklar.

Vakti zamanı geldiğinde, zaman içerisinde yok olan bir çok zanaat gibi, bazı kurum ve kuruluşlar da ömürlerini tamamlayacaklar. Ya yok olacaklar, ya da günün koşullarına adapte edilerek daha güçlü ve etkili olarak küllerinden yeniden doğacaklar. Sizce hangisi?

SON SÖZ:’’ GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR.’’