KÜRESELLEŞME

29/03/2019 16:28 743

 

Globalleşen , küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz. Çağımız uzay – bilgi – iletişim çağı. Küreselleşme bir  deyim , bir kavram. İletişim gelişip hızlanınca, ekonomik – sosyal – kültürel birçok ortak değerler ortaya çıktı. Demokrasi , hukukun üstünlüğü , insan hakları , din ve vicdan özgürlüğü gibi.

Bu ortak değerler yerel ve ulusal sınırları aşıp tüm dünyaya ulaştı  ve insanların ortak malı oldu. Küreselleşme, bu yayılmayı ifade eden bir kavram , deyim.

İleri teknolojinin sağladığı kolaylıklar dünyamızı küçük bir köye çevirdi. Herkes ve her ülke, bu önemli ortak değerleri , hakları biliyor. İhlal edenleri , kötüye kullananları duyup öğreniyor. İnsan hak ve özgürlüklerini rafa kaldıran , inançlara saygı göstermeyen , halka kan kusturan dikta rejimleri hoşlanmadı bu durumdan.

 Yolsuzluk , ihlaller , haksızlıklar artık saklı kalamıyor ve bu sorunlar bir ülkenin – devletin sorunu olmaktan çıkıp, tüm dünyanın – insanlığın  sorunu  haline geliyor.

Bu örnekler küreselleşmenin olumlu , iyi , yararlı yönleri. Öte yandan kötü yanları da var. Güçlü devletlerin ve güçlü kültürlerin zayıf devletleri ve kültürleri etkilemesi , onlara egemen olması , değerli madenlerine , petrollerine sahip ya da ortak olması gibi.

Tüm bunlara rağmen, geleneklerini sürdüren, sanatıyla – folkloruyla yabancı kültürlere karşı koyan toplumlarda var, uluslar da.

Sovyetler Birliği bölünüp parçalanınca,  ABD kimseyi dinlemeyen, yegane süper güç oldu. Önce Coca Cola , Amerikan sigaraları – çikleti – hamburgeri ve müziği  ile , sonra da güçlü şirketleriyle daldılar birçok ülkeye. Yaşam tarzlarını – yiyeceklerini hatta dillerini benimsetip, kabul ettirdiler.

Biz de dilimiz dahil kurulamadık bu akımdan. Yeni açılan mağazalar , eğlence mekanları , restoranlar , oteller ve benzeri  yerlerin isimleri Türkçe değil.

Halbuki, dilimiz kültümüzün özü , bizi bir arada tutan önemli bir unsur , sesimiz , bayrağımız , ulusal benliğimiz , geleceğimiz.

Bir başka acı gerçek te, aile ilişkilerinin zayıflaması , ahlaki değerlere eskisi gibi önem verilmemesi , bireylerin yalnızlığa itilişi… Bunların sonucunda da içki – uyuşturucu bağımlılığının artışı , ruhsal bunalımlar, hatta intiharlar.

Doğaya dönüş , gezilere katılma , hobiler , spor , sanat , sosyal ve hayır kurumlarında görev alma ve de inancı sağlamlaştırma gibi faaliyetler yararlıdır, bu sorunu atlatmada.

Uygar dünyamızda mutlu olmak ta , mutlu kalmak ta gitgide zorlaştı . Ama mutluluk herkesin hakkı