Korkularla yaşamak

10/08/2018 11:55 2069

Korkularla yaşamak, anı yok etmek değil midir?

Yokluk korkuları, hayatı yaşamada taleplerini de yok eder.

Korkular ile yaşarken, yaşadığın an’ı idrak edemez insan.

İdrak edilmemiş bir yaşam, hiç yaşanmamış gibidir.

Yaşanan sadece korku olur.

Oysa biz insanlar, konforlu bir yaşamı idrak ederek yaşamak istiyoruz. İşte bu yaşamı yaşayabilmek için, yokluk korkularını yok etmek, sade bir yaşamla barışık olmak gerekiyor.

    İnsan fakirlik yaşayabilir. Ancak yaşadığın fakirlik günlerinin korkusunu sürekli yaşamak ve onun baskısı altında kalmak, seni bu günün kazanımlarıyla refah içinde yaşamanı da engeller.

Sade bir yaşamı kabullenerek, korkulardan arınarak, gönül rahatlığı ile harcama zenginliğine kavuşabilirsin.

Böyle bir düzende üretim döngüsünün çarklarıyla oluşan kazançların, sade bir yaşamın refahı için harcanması ve bu sayede üretim döngüsünün artması söz konusu olur.

Üretim arttıkça, tüketilecektir. Tüketildikçe, kazançlar artacak ve ülkenin gayri safi milli hâsılası yükseldiği için ülke de zenginleşecektir.

 Zenginleşen ülkeler, sosyal projelere ağırlık vererek, ihtiyaç sahibi insanların yoksulluktan kurtarılmasına ve üretim döngüsü içinde yer almalarına daha çok destek verecek hale gelirler.

Sadece kazanmak ve harcamadan biriktirmek, doğru bir düzen değildir.

Kur-an insani erdemler içinde her türlü alış verişi destekliyor.

Özgürlük ve insan

İnsanın özü Ruhu olduğuna göre, Ruhun özü nedir?

Ruhun özü, sonsuz özgürlükten başka ne olabilir ki?

İnsan olarak mukaddes bir değer arıyorsak, bu değer özgürlükten başka bir şey olamaz. Bu mukaddes özgürlük, korkusuzca severek yol almayı gerektirir.

Yaratıcı kurduğu düzende, insanı yalnız doğan ve yalnız ölen bir varlık olarak yaratmış. Bu yalnızlığın hemen devamında, insanları bir birine bağlamış ve insanı doğar doğmaz bir başka insana emanet etmiş. Sonsuz özgür olan Ruh insan olunca, yaşamdan aldığı doğru ve yanlış bilgilerle tekâmül ediyor.

Ruhsal yalnızlık, Ruh varlığı ile kâinatta özündeki sonsuz özgürlüğü taşırken, insan olarak ta yaşamda hayatı paylaşıyor. Bilinmezliklerin korkuları düşünce insanın içine, dayanışma dürtüsü ile bireysel özgürlüğünden ödün verenler çıkıyor ortaya ve ahret korkusu ile özgürlüklerini başkalarına teslim ediyorlar.

Bireysel Özgürlük yolunu seçtiysen, bu güne kadar yaşadıklarından özgürlükler adına geride bırakacağın çok şey olacak.

Bireysel özgürlük yolu, özgürlüğün önündeki tüm yasaklara karşı durarak, yol almaktır.

İnsanın kaderini, seçtikleri veya seçmedikleri belirler.

Kimi zaman seçip de vazgeçtiklerimiz de kaderimizi belirlemiştir.

İnsanın ruhunun ve ruh varlığının sonsuz özgürlüğünü, dünya yaşamına da taşıması gerekiyor.

Tüm korkulara inat,

Tüm ezberciliklere inat,

Şekilciliğe, taklitçiliğe inat,

Düşüncenin kutsallığı içinde,

Tekâmül yolunda sentezlerle yol almak,

İnsanın gerçek yoludur.

Başkalarının güdümünde,

İstedikleri gibi benimle oynadıkları Müslüman olmak

Benim yolum değil.

Yaradan’ın sonsuz kere sonsuz,

İlminin yolunda yürümek,    

Gerçek özgürlüğüm olacak.

İnsan olarak Allah’ın bana açtığı yolda,

O’nun halifesi sıfatıyla,

Bana verdiği izinle,

O’nun biliminden nasiplenerek buluşlar yapmak,

Sentezler oluşturmak benim yolum.

Yaradılışta nasıl Allah, önce hayal ettiyse,

Bende O’nun izniyle hayal eder,

O’nun izniyle hayallerimi gerçeğe dökerim.

Bu yolda Yaradan’ın bana verdiği özgür iradeyle,

O’nun izlerini takip ederim.

Ta ki, buluşuncaya dek…

Bireysel özgürlük yolunda, insanlığın önündeki prangalar kırılmaya başladı. Bilgi çağı İnternet ile yaygınlaşıyor. Allah insanları bireysel özgürlük yolunda teşvik ediyor. Özgürce düşünmek, düşüncelerini özgürce yazmak, özgürce konuşmak, insanın en önemli kutsalları olarak yaşanacak artık.