KIŞIN AZİZLİĞİ

02/07/2019 14:34 805

1968-1972 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Kliniğindeydim. Doçentliğim ve Profesörlüğüm orada. Kürsü başkanı olarak, başarılı işler yaptık ekibimiz ile.

O ekipten çok sayıda öğretim üyesi de yetişti. Erzurum dışında Trabzon’da , Karsta , Malatya’da , Diyarbakır’da çeşitli bilimsel toplantılar da tertipledik. Kısa zamanda ünlendi göz kliniğimiz. Experimental çalışmaların yapıldığı geniş ve donanımlı bir mekânımız da vardı. Buradaki çalışmalarının çoğu, dış ülke dergilerinde yayınlandı.

Erzurum doğunun en gelişmiş ili, doğunun Paris’i. Erzurumlar da mert , inançlı , saygılı dadaşlar. Erzurum’u da ,Erzurumluyu da gönülden sevdim. Onların anılarında ve kalbimdeki yerleri bir başka.

Av zevkimi de, tam anlamıyla tatmin imkanı buldum. Çünkü Erzurum, tam bir av cenneti.

Neler yoktu ki? Üveyik, yaban güvercini, çil, keklik ,kız kuşu , ördek , kaz , turna. Tilki , kurt , ayı , dağ keçisi hatta vaşak.

Kışları çok sert ve soğuktur Erzurum’un. Erkenden yağan kar aylarca kalır ve her yeri kaplar. Üşümemek için, iyi giyinmek zorundasınız. Bu yüzden, tiftikten yapılmış papak , eldiven ,çorap ve kazaklar giyilir , kaymasın diye de, kauçuk-lastik ayakkabılar kullanılır. Gene de burun kıllarınız , kirpikleriniz, bıyıklarınız donar. Damlardan sarkan uzun kılıçlar halindeki buz parçaları, bazen ölümcül kazalara neden olur.

Erzurumlu gençler ,çeşitli materyalden yapılan kızaklarla gidecekleri yere giderler. Zaten şehirde kaymayı bilmeyen yok gibi. Şimdi Erzurum’da, kaliteli kayak merkezleri , şehirde ve kayak merkezlerinde lüks oteller var.

Soğuk bir kış günü , Hınıs’ta bir ağanın-Şeyh’in köyüne davet edilmiştik. Şeyh adamlarından birini çağırttı ve ona buz tutmuş dereden alabalık tutup getirmesini istedi. Çünkü , o bölgenin alabalıklarının rengi beyazdır ve üzeri kırmızı noktalıdır lezzetlidir de. Bu balıklar , tereyağında pişirilir .

 Aradan ne kadar süre geçti hatırlamıyorum. Ağanın adamı elleri donmuş halde ,az sayıda alabalık ile odadan içeri girdi. Şeyh ne kadar az bu balık , konuklarımıza yetmez deyince , o da, eğilip büzülerek şu cevabı verdi ; buzları kırarak , oradan açtığım delikten ellerim ile balık tutmaya çalıştım . Hava o kadar soğuktu ki telbaşimin (erkeklik organı) bahşi bile dondi , o yüzden geri geldim.

Şimdi anlatacağım fıkra mı , gerçek mi , bilmiyorum ama, o bölgeyi iyi anlatıyor. Kış bastırmadan doğudaki bir ilçeden köy muhtarlığına , şöyle bir yazı gelmiş; Bu kışın çok soğuk geçeceği anlaşılmaktadır. Kullandığınız yakıtın cinsini, kot numarasını , stok durumunu acele bildiriniz. Köy muhtarı da hemen şu cevabı yazmış ; Yakitimiz pohtir(tezek), numarası yoktir , stokimiz çoktir.