Kıbrıs’ta Hukuk Bizden Yana mı?

11/03/2019 15:08 1041

 

Kıbrıs Adası’nın Güney Kıyılarında  önemli miktarda Doğalgaz bulunduğuna dair çıkan söylentiler ortalığı gereceğe benziyor.

Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Mısır ve Lübnan’la, ada’nın güney kıyılarında petrol aranmasına ilişkin anlaşma yapması ile başlayan süreç, sıkıntılı sonuçlara doğru gidiyor.

Nasıl başladığını hatırlıyor olmalısınız.

 Önce; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın verdiği tepkiye, Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Lillikas,''Kıbrıs'lı Türk lider hiçbir devleti temsil etmiyor ki söz sahibi olsun'' şeklinde bir cevap verdi ve elde edilecek petrol gelirinin Kıbrıs’lı Türkler’le paylaşımının ihtimal dahilinde olmadığını söyledi.
Bunun üzerine
Türkiye ; olayın uluslararası bir sorun olabileceği yönünde uyarılarda bulundu.

 Aynı sıralarda KKTC  Cumhurbaşkanı Talat “ Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde veya bütününde ortaya çıkabilecek her türlü ekonomik avantajda Kıbrıs’lı Türkler’in de hakkı bulunduğunu belirterek bundan asla taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Tabii; Yunanistan da, bunun arından, Türk tarafının tutumunun kabul edilemeyeceğini açıkladı.

Yunan hükümet sözcüsü, Rum yönetiminin kararlarını hayata geçirmek için kimseden izin almasına gerek olmadığını belirtti.

Kıbrıs Rum Kesimi, Mısır ve Lübnan arasındaki bölgede bulunan petrol rezervinin değerini 400 milyar dolar olarak hesaplıyor.

Konunun özeti bu şekilde açıklanabilir.

En son durumda; Lübnan, bölgede Türkiye ve KKTC'nin devlet haklarını çiğneyecek hiçbir duruma imza atmayacağının garantisini verdi.

Konu ile ilgili olarak Mısır ise pek bir açıklama yapmadı.

Hele ki, Lübnan'a asker yolladığımız ve Lübnan Devleti'nin güvenliğine Birleşmiş Milletler çerçevesinde yardım ettiğimiz bir dönemde; Lübnan'ın Türkiye açısından sorun teşkil edecek uluslararası bir durumda, Kıbrıs Rum kesimine destek çıkarmışçasına bir tutum takınması ilginçtir.

Hele bir de; bulunan yüksek kaliteli ve rezervi bol bir doğalgaz ise seyreyleyin çıkacak gümbürtüyü.

İşin ilginç yanı yıllardır siyasilerin kullandığı üslup ile ''müslüman kardeşlerimizin'' kendi davamızda bizim arkamızdan çevrilen bir işin parçası olmaları.

1995 yıllarında Necmettin Erbakan'ın Libya'ya çıkartma yapıp oralardan, ''müslüman dayanışması'' şeklinde ortaya koyduğu tezler Mısır ve Lübnan açısından bağlayıcı değilmiş.

Ancak; Mısır ve Lübnan açısından, Türkiye ile çizilen ''müslüman dayanışması'', konu 400 milyar dolarlık rezerv olunca, pek de din kardeşliği söz konusu olamıyormuş.

Konu para olunca “din-iman” bambaşka bir anlam ifade ediyormuş.
1995 yıllarında
Necmettin Erbakan'ın Libya'ya çıkartma yapıp oralardan, ''müslüman dayanışması'' şeklinde ortaya koyduğu tezler Mısır ve Lübnan açısından bağlayıcı değilmiş.

İslam Konferansı Örgütü, Türkiye'ye veya üyelerine destek açısından pek bir önem teşkil etmiyormuş.

Anlaşılan o ki; dindaş’a, komşu’ya değil, sadece ve sadece gücümüze bakacağız.

Bir de “Uluslararası Hukuk”a.