KAHRAMANLARA TEŞEKKÜR…

02/09/2019 11:20 757

 

30 Ağustos Zafer Bayramını Millet olarak çok büyük bir coşkuyla kutladık. Yurdun her köşesi, zafer coşkusunu yaşadı. Bu zaferin gerçek bir destan olduğunda iç te ve dış ta tüm otoriteler ve her kes, hemfikir. Bu haftaki birkaç yazımızı bu büyük zafere ayıracağız. Bu öylesine kutsal, öylesine büyük bir savaş ki, ‘’ Ya İstiklal, Ya Ölüm’’ noktasında, bir ulusun bağımsızlığını ve özgürlüğünü,  nasıl kazandığının zaferidir. Yoktan var edilen bir zaferdir. İşte teşekkürü hak eden kahramanlarımızdan bir kısmı…

*27 Ağustos 1922 sabahı, Mustafa Kemal Paşa'ya telefonda kuşattıkları tepeyi yarım saat sonra alacaklarını bildirmesine rağmen, bunu başaramayınca intihar ederek hayatına son veren Miralay Reşat’a (Çiğiltepe);
*Cephenin biraz gerisinde yüksekçe bir yere oturup tabancalarını dizlerine koyarak "Geri çekileni vururum" mesajı vermesi ve birkaç sefer geriye kaçan askerler üzerinde bunu bizzat uygulamasıyla, “Deli Halit” lakabını alan Mirliva Halit’e (Karsıalan);
*Kütahya'nın Emet ilçesinden kendisi, Emet halkı ve süvarileri tarafından kaçırılan Yunan ordusunu kovalayarak, İzmir’e giren ilk süvari birlikleri komutanı Ferik Fahrettin’e (Altay);
*Demiryollarının kesiştiği yer olan, Eskişehir'e bir üs kuran ve savaş boyunca derme çatma trenlerle cepheye asker, cephane, malzeme nakleden; ray döşeten; gerektiğinde ray ve vagonlardan çelik söktürüp kılıç yaptıran miralay Behiç Bey’e;
*İstanbul'dan bizzat kendisine gönderilen ve Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklamasını emreden telgrafa rağmen “Ben ve kolordum emrinizdedir Paşam!” sözünü söyleyerek Mustafa Kemal Paşa'nın emrine giren Birinci Ferik Musa Kâzım’a (Karabekir);
*İzmit ile Adapazarı'nı geri alıp, Sakarya Meydan Muharebesi'ne katılarak üstün başarılar kazanan Birinci Ferik, Kazım Fikri (Özalp)’e;
*Birlikleri ile İzmit ve Adapazarı üzerinden Bilecik ve Eskişehir istikametine ilerleyen İngiliz kuvvetlerine Geyve yakınlarında ateş açarak onları durdurup geri püskürten ve Türk Kurtuluş Savaşı'nı fiilen başlatan, ilk komutan; Mirliva Ali Fuat (Cebesoy)’a;
*Bahriye Nazırlığından ayrılan ve Anadolu'daki Milli Mücadele hareketine katılan Albay Hüseyin Rauf (Orbay)’a;
*İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve mühimmat kaçıran, İtalyan işgalindeki Antalya depolarındaki silah ve mühimmatın Kuva-yı Milliye'ye kazandıran Mirliva İbrahim Refet (Bele)’e;
*İstanbul Hükümeti tarafından ulusal hareketin önderlerinden biri olarak rütbesi kaldırılan, nişanları geri alınan ve idamına karar verilen Müşir Mustafa Fevzi (Çakmak)’ye;
*Harbiye'de Askeri Taktik ve Strateji Öğretmenliği yapması nedeniyle, başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kurtuluş Savaşı'ndaki üst düzey komutanların büyük çoğunluğu tarafından "Hocam" diye hitap edilen, Büyük Taarruzdan önce taarruz stratejisinin belirlenmesi için yapılan toplantılarda, tedbirli ve titiz karakteri nedeniyle, taarruz planını çok riskli ve tehlikeli bulduğu için şiddetle itiraz eden, ancak yine de verilen emirleri, biri hariç, harfiyen yerine getiren Orgeneral Yakup Şevki (Subaşı)’ye;
*Yaptığı konuşmaları ile zihinlerde usta bir hatip olarak yer edinen ve Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapan, sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılan Onbaşı, Halide (Edip Adıvar)’ye;
*Kağnıyla cepheye silah taşıyan Fatma Nine’ye;
*İnebolu'daki cephanelerin Ankara'ya taşınmasında çocuğu ve kağnısıyla yer alırken, kış şartları nedeniyle cephane ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye saran, bebeğine de sarılıp onun donmaması için uğraş verirken donarak şehit olan Şerife Bacı’ya;
*Onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine saldırı düzenleyen ve bir Yunan subayı dahil olmak üzere toplam 25 esir askerle birliğine geri dönmeyi başaran, Erzurumlu Kara Fatma (Seher Erden)’ya;
*Koca yayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için, hızla öne atılınca başından vurularak şehit olan Gördesli Makbule’ye;
*Çanakkale’de şehit olan kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek alıp dağa çıkan ve Yörük Ali Efe’ye katılan Emir Ayşe’ye;
*Düzenli ordu kurulana kadar yirmi ay süreyle düşman kuvvetlerinin Aydın kanadından Anadolu içlerine ilerlemesini engelleyen Yörük Ali Efe’ye;
*Bekir Ağa Bölüğü`ne baskın düzenleyerek tutuklu vatansever ve aydınları kurtarıp Anadolu`ya geçmelerini sağlayan Yahya Kaptan’a;
*Fransız gemisini Anadolu’ya kaçırmayı başarması nedeniyle ona layık görülen istiklal madalyasını geri çevirerek "Ben madalya için değil milletim içim savaştım" diyen İpsiz Recep’e;
*Oynadığı kumarlarda hile yaparak kazandığı 45 bin frank ile kendi deyimiyle İzmir'deki vatan görevine başlayan İngiliz Kemal lakabıyla anılan Türk ajan Ahmet Esat (Tomruk)’a;
*Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın gizli Karakol’unun yöneticisi Naciye Faham’a;
*İşkence görmesine rağmen, Karakol’un adresini vermeyen Topkapılı Ebe Şahende’ye;
*Felah Grubu’na saraydan bilgi taşıyan V. Murat’ın kızı Fehime Sultan’a;
*İşgal protestolarında on binlere konuşan Şükufe Nihal’e; Sebahat’e ; Zeliha’ya; Darülfünunlu Saime’ye;
*İnönü muharebelerinde savaşan 12 yaşındaki Nezahat’e;
*“Muhabere bana düğündür Paşam” diyen Mustafa Kemal’in askeri, Sivaslı Fatma Seher’e;
*Çerkez kadınlarını örgütleyen Hayriye Melek’e;
*Alaşehir’deki zulmü dünyaya çektikleri telgraf ile duyuran Makbule’ye; Nebile’ye;
*Yunan işgaline elinde silahla karşı koyan Turgutlu lu Çavuş Ayşe’ye; Ödemişli Fatma’ya;
*Yörük Ali Efe’nin 1’inci Bölüğü 4’üncü Mangasında nişancı olarak savaşan Emire Aliye’ye;
*Elinde balta ile Menderes Köprüsü’nde düşman bekleyen Arşın Teyze’ye;
*Sarayköy’e gelen İngilizci Nasihat Kurulu’nun üzerine silahla yürüyen Adöv Ayşe’ye;
*Başındaki yırtık örtüsünü erkeklerin yüzüne atıp, “Alın Bunları Örtünün, Verin Silahları Ben Savaşırım” diyen Kezban’a;
*Mavzeri hiç susmayan şehit eşi Senem Ayşe’ye;
*Düğünde takılan altınları Ankara’ya bağışlayan Kastamonulu 17 yaşındaki Hatice’ye;
*Üç kızını Mustafa Kemal’e emanet ederek Sakarya Cephesine koşan ve yaralanan Ayşe Çavuş’a;
*Düşmanla işbirliği yapan oğlunu vurarak dağa çıkan Domaniç li Habibe’ye;
*Erkek kılığında savaşan ve sonra kadın olduğu anlaşılan Halime Çavuş’a,
*Soyadını İnönü meydanında çarpışa çarpışa alan Mustafa İsmet’e;
*“Geldikleri Gibi Giderler” diyerek, geldiklerinden biraz daha hızlı gitmelerini sağlayan Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya,
*Ve isimlerini sayamadığımız tüm şehit ve gazilerimize,
Zaferi ve Cumhuriyeti kanları pahasına bizlere armağan ettikleri için Allah’tan rahmet diliyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.
Ruhları Şad, mekânları Cennet, kabirleri nur  olsun.

SON SÖZ : ‘’ VATAN, NAMUSTUR, ŞEREFTİR.’’