KADRO MESELESİ

10/06/2019 02:09 611

 

26 yıldan beri köşe yazarlığı yapmaktayım. 20 yıl kadar da televizyon programcılığı yaptım. Bu kadar uzun bir döneme damga vuran yazılarım ve programlarımda, bir takım hesaplarla hareket etmedim. Diğer bir ifade ile şahsıma dönük hesaplar ile bezenmiş ne bir yazım oldu, ne de bir programım oldu. Bunu söylerken, düşüncem, taraf olduğum fikirler olmadığını söylemek istemiyorum, elbette. Hatta, tam aksi, çok açık bir dünya görüşüm var, ülke meselelerine bakışım var. Ancak, söylemek istediğim şudur: Bulunduğum yeri ve elimdeki imkânları istismar etmemek, kendi şahsî hesaplarım doğrultusunda kullanmamak ilke ve düsturuyla hareket etmeye son derece özen gösterdim.

Peki, neden bu düşünce bana hâkim?

Elbette, bunun çeşitli nedenleri var;

  1. İnsanların kişilik yapılarının siyasî düşüncesi ile değerlendirilmesi doğru değildir.
  2. İnsan, yaratılmışların en önemlisidir.
  3. Sen ortaya doğru anlayışı koyarsan, zaman içerisinde bu anlayış mutlaka etkisini gösterir.
  4. Ortak yaşama duygusu ve bu duyguya uymak herkesin görevidir.

Daha birtakım nedenler sayılabilir. Ancak, konuyu açıklamak adına bu kadar yeter sanırım.

Şimdi, bu kadar açıklamadan sonra, fikirden de bahsetmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Benim, bugün geldiğim noktada, elimdeki fikir, düşünce, görüş temeli şöyle olmuştur:

1-Türk Milleti

2-Mustafa Kemal ATATÜRK ve düşünceleri

3-Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kuruluş ilke ve felsefesi

Bu üç ana eksen içerisinde tartışma, konuşma, farklılaşma gibi fiilleri gerçekleştirmek her zaman olabilir, mümkündür.

Bu kadar yazıyı neden yazdım?

Çünkü, yazılarım, günlük konulardan ziyade, daha genel tarihî, kültürel, toplumsal, ekonomik vs. olmaktadır. Bu konuda çok çeşitli öneriler ve sorular almaktayım. Ancak, şu kadarını söyleyeyim ki, bu tür yazılarım, günlük yazılardan daha çok ilgi görmektedir.

Özellikle, son Yerel Seçimlerden önce, bu konulara hiç girmedim. Ancak, seçim sonrası, özellikle, yerel bazda yaşanan kadrolaşmalarda dikkatli bir takipçi olmaya gayret ettim. Çünkü, belirli ölçülerde elbette, yeni gelenler kendi kadrosunu oluşturacaktır. Daha öncekiler de böyle yapmıştır.

Ancak, benim takip ettiğim, liyakatli olanların gelmesine özen gösterilip gösterilmediğidir. Liyakat, kadrolaşmanın temeli ol malıdır. Liyakatin öne alınmadığı kadrolaşmalar, kesinlikle, hem kadro belirleyicilere, hem göreve gelene, hem de işin kendisine çok zarar verir. Bu da hepimizi etkiler.

Bu düşünceler doğrultusunda, somut olarak birkaç isim verebilirim. ASKİ Genel Müdürü Kadir KÜREKSİZ hakkında çok olumsuz bir durum duymadım. Kendisini tanımıyorum,umarım, hakkında konuşulan olumlu taraflara göre ASKİ’yi yönetir. Çünkü, kentimiz için en önemli kurumlardan biridir. Büyükşehir Başkan Yardımcılıklarından birine AEL dönem arkadaşım İsmet YÜKSEL getirilmiştir. İyi tanıdığım bu arkadaşımın hem başarılı olmasını dilerim, hem de olacağına inanıyorum. Gençler arasında, Doğan ÇELİKDEN kardeşim var. Hem Başkan danışmanlığına, hem de Beldetaş yönetimine getirilmiştir. Mahallemizdeki spor kulübünde, gençlerin okumaya alışmaları için neler yaptığını yakından biliyorum. Bu genç kardeşim iyi ve doğru yerlerde değerlendirilirse, çok yararlı olacağını düşünüyorum.

Bu arada, şunu da eklemeliyim ki, Büyükşehir Belediyesi’nde önceki dönemden kalma liyakatli, işbilir kadrolar da var, onların da değerlendirilmesi, kentimiz için yararlı olacaktır.

Bu kadrolaşma konularında, yeri geldikçe yazmaya devam ederiz…