KADIN OLMAK ZOR ZENAATTİR BU ÜLKEDE..  MERAL AKŞENER’DE OLSAN..

11/12/2018 15:53 1340

Sevgili Okurlarım, Çok değerli Hemşehrilerim..

Yerel seçimler yaklaşırken,  biraz kıyısından da olsa yavaş yavaş biraz siyasete girelim istedim bugün.Ayrıca Büyük Atatürk’ün 5 Aralık 1934 tarihinde TürkKadını’na verdiği seçme ve seçilme hakkını hatırlamak, kutlamak istedim.. bu hakkı sonuna kadar hak eden kadınlardan bahsederek….

Türkiye’de kadın olarak  var olmak zordur her platformda.  En az on adım geriden başlarsın mücadeleye, önce kadınlığın engel olur, sonra analığın bahane edilir, sonra zayıflığın, duygusallığın konuşulur. Zordur bu tabuları yıkmak köhne zihinlerden. Birde kendi hemcinslerinden vardır henüz zihnini aydınlatamayanlar..onlar daha tehlikelidir, çünkü bir de kadınca kıskançlık girer ilkel içgüdülere.. (elbette ilkel duygularından arınmış hemcinslerimi tenzih  ederim).

Sayın Meral Akşener ile ilk tanışmam, Gazi Üniversitesi Rektörü Rıza Ayhan Döneminde, Kadın Sorunları Araştırma Merkezi Yönetim Kurulundaki görevimi yürütürken. MHP’li kadın milletvekilleri Sayın Meral Akşener ve Sevgili Şenol Bal Hocam ile, kadına şiddet konulu, ortak hazırladığımız bir panelde bir araya geldik. Kendilerini rektörlük binasında karşılayıp ağırladığımızda her iki kadın milletvekilinin güçlü aurasından çok etkilenmiştik ben ve arkadaşlarım. Cesaretleri, çalışkanlıkları, duruşları ile bulundukları konumun çok üstüne çıkmışlardı çoktan.

Sonrasında, Şimdi İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili olan Şenol Hocam ile çalışmalarımız  onun kurucusu ve başkanı olduğu ‘Türk Cumhuriyeti Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinde’ de devam etti. Hocamı ayrı bir yazıda (Hocam diyorum çünkü kendisi ayrıca Gazi Üniversitesi’nin değerli akademisyenlerinden biriydi geçmişte) ayrıca yazmak isterim, Türk Siyasetine imza koyan modern, aydın bir Türk Kadını olarak..

Bugünkü yazımda ise Sayın Meral Akşener’i yazma gayreti göstereceğim içimden dökülen satırlarda.. Zorlu mücadelesini, var olma savaşını, cesaretini, yüreğini, açmazlarını, azmini… bir kadın olarak  anladığım ruhunu dökmeye çalışacağım kelimelere..

O günkü panelimizde, bugün İYİ Parti Kurucuları ve Lideri olan her iki hanımefendinin yaptığı konuşma, içtenlik, şiddetin her türlüsüne, özellikle kadına şiddete gösterdikleri direnç, kararlılık ve farkındalık,   Tanrı vergisi güzel auraları ve hitabetleri ile birleşince Hipnoz etkisi yarattı dinleyici de o günlerde..kuşkusuz etkilenenlerden biriside bendim.  İşte Atatürk Kadınları dedim içimden.. kırılmaz, bükülmez, Demir Leydiler, kararlı mücadeleci bir ruh, vazgeçmez vazgeçilmez bir cesaret..ve o gün iç sesim bu güzel ve cesur kadınlarla yol yürünür, birlikte mücadele verilir dedi. 

‘Ve Umarım Meral Akşener bir gün MHP’nin lideri olur, Türkiye’yi yönetir koca yüreği ile..  erkek egemen siyasette bir soluk olur..ana sevgisi olur, birleştirici, uzlaştırıcı olur… Türk Kadınını layık olduğu yere taşır, birlikle, kuvvetle, inançla… ‘ dedi duygularım  o günlerde. Ve içgüdüm beni yanıltmadı.  Demokrasi Mücadelesini önce MHP’de verdi,tüm engellemelerden, iftiralardan, baskılardan  yılmadan, eğilmeden, bükülmeden. Türk Basınında geçiştirilirken,  yabancı basın milliyetçi partinin Demir Leydi’sinin mücadelesini veriyordu ana haber bültenlerinde.

O mücadele günlerinde Şenol Hocam ve ben bir yandan dernek çalışmalarını yürütürken geri planda destekliyorduk hareketini sonuna kadar. 2016 Temmuz’unda, Ankara Söğütözü Anadolu Oteli’ndeki  bayramlaşmasında cesaretinin sınırlarını gördük Sayın Akşener’in..

Şenol Hocam ve ben dernekten birkaç arkadaşımızla salonun sol köşesinde ilgiyle dinlerken Meral Hanımı, adeta bir askeri baskın havasında bir grup genç uygun adımlarla ve Bahçeli lehine sloganlarla salonu basıyordu. Sonradan farkettik ki grup silahlı ve bıçaklı bir şekilde hazırlıklı gelmişti göreve. Grup hızla kürsüye Meral Hanım’a doğru ilerliyordu büyük bir öfke ile, arkadan bir ses ısrarla Meral Hanım’ı kaçırın sahneden, koruyun diye bağırıyordu koruma güdüsüyle. Ama Meral Hanım tınmadı bile..dimdik konuşmasına devam etti eğilmeden. Salonda ailelerin yanında çocuklar, hatta bebekler vardı, herkes bayram coşkusu içinde demokrasi ve adalet mücadelesine  destek ve gönül verirken, can güvenlikleri bir anda sıfırlanmıştı.. Salondaki vatansever ağabeyler, amcalar, gençler adeta siper oldular yürekli kadına.. bıçak ve silah tehlikesine aldırmadan püskürttüler grubu..bardaklar, şişeler, sandalyeler havada uçuşurken, korumalar yerinden oynamayan, kaçmayan her riski göze alan Meral Hanım’ı güçlükle ikna edip alıp güvenli bir yere götürebildiler. İnsanlar şok içinde otelin bodrum katına sığınmışlardı. Peki suçu neydi bu kadının parti içi demokrasiyi işletmek, inandığı doğrulara sahip çıkmak.. ülkesine refah ve adalet getirecek yeni siyasi mecraalar açmak..

Dışarıdan gelen birkaç el silah sesinden sonra olaylar bastırıldı. Ve ısrarla oteli terketmeyen Meral Hanım tekrar kürsüye dönerek konuşmasını tamamladı ve sevenleriyle kucaklaştı. Lider’in inancını, kararlılığını ve cesaretinin sınırlarını kendisine inanan tüm dostlar bir kez daha görmüş oldu. Korumalarının emrivakisi olmasa  ısrarla siper edecekti kendini davasına Meral Akşener gözünü dahi kırpmadan.

Acaba dedim kendime Meral Akşener erkek bir lider olsaydı, yine bu baskın gerçekleşir miydi? Bu zor kullanma ve dayatma yine olur muydu?

Evet, Sayın Akşener, iftiralara uğradı, konuştuğu salon basıldı, hatta evi basıldı çok yakında, her türlü engellemelere tabi edildi, mağdur edildi..kadınlığı üzerinden gidilerek namusuna dil uzatıldı, torununa gayri meşru denildi, aynı anda hem pkk’lı,  hem faili meçhul’cü, hem de fetö’cü oldu..Ama hiç mağdur edebiyatı yapmadı. Ben mağdurum demedi. Dimdik ayakta hukuk mücadelesi verdi, demokrasi mücadelesi verdi. Önce MHP’de başlattığı demokrasi  ve adalet mücadelesini  sonra kurduğu partisinde devam ettirdi.

 

Kendisinin baş tacı yaptığı,her zaman taltif ettiğiparti içi eleştiri ve muhalefet yapan dava arkadaşlarınıbüyük yüreklilikle kabul etti.. daha altı aylık partiyken seçimle karşılaşan buna rağmen % 10 ile ilk seçiminde grup kurup meclise girmeyi başaran buna rağmen  bulunduğu zor şartları gözardı ederek bu başarıyı yok sayan, görünür görünmez tüm problemlerin sorumluluğunu üzerine alarak kenara çekilmeyi bilen onurlu bir lider duruşu sergiledi Meral Akşener. Bu bile anlaşılmadı..kadınlığına, duygusallığına, teslimiyetine, başarısızlığına verildi bu karar. Parti bitti dendi Meral Akşener söndü. Çünkü ölmeden koltuğu bırakmayan liderlerle dolu bir ülkede gereğinde vazgeçebilmenin erdemi anlaşılamadı.  Oradaki vazgeçmek demokrasi içindi, belki daha iyisine fırsat vermek içindi..

Ayrıca duygusal olmak bir fazilettir, iyilik barındırır içinde, sevgi barındırır… hayatta güçten, siyasetten başka, varoluşu anlamlı kılan başka değerlerde vardır..kadın olmak, ve kadın lider olmak böyle bir şeydir. Dişil enerjinin eril enerjiye karşı barışçılığıdır, yumuşaklığıdır, anaçlığıdır, adaletidir  daha fazla olan.. çünkü o Tanrı’nın bir aramağınıdır almasını bilen tüm kadınlara.. O sebepledir ki o armağandan nasiplenen tüm kadınlar anlar Meral Akşener’i..

Seçim sonrası konuşmalarında‘Yeteri kadar kadın milletvekili seçtiremediğim için mahcubum’ diyecek kadar açık yürekli ve sorumluluk alandır Akşener.

O gidiş gerçek bir gidişti… anlayamayan eril düşüncenin yorumladığı gibi bir blöf değildi, bir kaçış da değildi teslimiyetten.. bir korkuda değildi başarısızlıktan..belki bir miktar haklı sitemde vardı içinde ama asıl olan demokrasiyi işletmekti, davayı kurumsallaştırmaktı kendinden, liderden bağımsız. Nereden mi biliyorum çünkü o sürecin içinde ve sonuna kadar takipçisiydim.

Geri dönmesi gerekiyordu..Çünkü parti emeklemeden yürümeye başlamıştı ve hala ana sevgisine ilgisine kurucu liderine ihtiyacı vardı. Yurt içinden ve dışından gelen mesajlar ve çağrılar, partiye gelen telefonlar, evinin önünde nöbet tutan inananlar geri istiyordu, teşkilatlar geri istiyordu.. bu dönüşü.. inadını kıramadı tüm sevenler, gönüllüler, dava arkadaşları önceleri.. Ama sevginin ve inancın delemeyeceği yürek yoktur. Bu sevgi yağmur oldu, kar oldu, fırtına oldu, dolu oldu yağdı üzerine ’Biz seni çok sevdik be abla’ nidaları ile… Herkes tam umutları tüketmişken, duramadı Meral Hanım bu sevgi selinin karşısında geri döndü..ama, ülkesi için döndü, partisi için döndü, inananları için döndü… bunun başka izahı yoktur. Bu davranışı ancak tam anlamıyla, bir kadın anlar, gereğinde fedakarlığı kendisinden vazgeçecek kadar  bilen kadın ruhu anlar. Meral Akşener gibi, Şenol Bal gibi, Berna Sukas  gibi Ayfer Yılmaz gibive sayamadığım daha nice değerli kadınların sayısının Türk Siyasetin de var olması en büyük temennimdir.

Türk Siyaseti’nin Meral Akşener ve Partisine ihtiyacı vardır. İki partili sistem demokrasi değildir, siyasi istikrar gibi görünse de toplumsal istikrar değildir, kutuplaşmadır. Farklı renkler, farklı sesler demokrasinin teminatıdır, esasıdır.

İYİ Partinin mücadelesi tüm inancı ile devam ediyor!!  İşi kolay mı? Hiç değil! Ama Meral Akşener ve ekibi, zoru sevenlerdir, mücadeleyi sevenlerdir, pes etmeyenlerdir!! Mücadele oldukça UMUT hep oradadır sessizde olsa..

Yazılı ve görsel basında ve medyada yeterince görünür olamamak, sesini duyuramamak varoluş mücadelesinin en büyük engelidir günümüz koşullarında Meral Hanım ve partisi için.. Her zorluğa rağmen iYİ Parti, Lideri ve tüm seçkin Belediye Başkan adayları ile yoluna devam edecektir kararlılıkla.

Sözlerimi Sayın Meral Akşener’in sözleriyle bitirmek istiyorum..

‘Her adımda engellemeler ile karşılaştık, yıkıldık mı? Hayır!!,, vazgeçtik mi? Hayır!!, vazgeçecek miyiz? Hayır!!’

Sağlıcakla kalın, sevgiyle olun…